Murder Mystery 2: Sırlarla Dolu Hikâye!

117 kere okundu
17 dakikada okunabilir
murder mystery 2

Murder Mystery 2, yarattığı gerilimlerle bizi izlediğimiz hikâyenin içinde mütemadiyen tutmayı başarıyor.

Filmin birinci serisinin yönetmenliğini Kyle Newacheck üstelenirken, üzerine konuşacağımız ikinci filmi Jeremy Garelick üsteleniyor. Film iki farklı yönetmen değiştirmesine rağmen hâlâ aynı tazelikle izleyiciye sunuluyor. İlk filmde de büyük bir heyecanla ekran karşısında dururken, hemen ardından gelen serisinde de ekran karşısından hiç ayrılmıyoruz.

Senaryosunu James Vanderblt’in kaleme aldığı hikâye de gerilim unsurunu sıkça görmekteyiz.

Her iki karakter geçmişinden de alışık olduğu üzere başlarına gelecek aksiyon silsilesiyle karşı karşıya geliyorlar. Karakterlerin başına gelen beklenmedik olay daha bitmeden bir diğerini doğuruyor.  

Çatışmanın hiç durmadan devam ettiği filmin başrollerinde ise Adam Sandler ve Jennifer Aniston yer alıyor.

Daha önce birkaç filmde de rol arkadaşlığı yapmış olan bu ikili, Murder Mystery filminde de enerjilerini hiç kaçırmıyorlar. Aralarındaki samimiyet filmde de göz önüne çıktığı için izlerken her iki karakteri de ayrı ayrı seviyoruz. Sergiledikleri oyunculuklar sayesinde ise görsellerin bir filmden ibaret olduğunu âdeta bize unutturuyorlar.

Murder Mystery‘nin ilk serisinden de bildiğimiz üzere girdikleri her işten başlarını belaya sokmadan çıkamıyorlar. Bela silsilesi onların hayatında her zaman yer edinmiş durumda. Filmi izlerken “İşte şimdi buldular!” derken karakterlerin tekrardan bir bataklığa girmesini seyrederken buluyoruz kendimizi.

Daha birini hazmedip anlayamamışken bir diğeri karşımıza çıkınca âdeta neye uğradığımızı şaşırıyoruz. Fakat bütün bunlar bize o kadar gülünç aktarılıyor ki, izlerken sanki bir polisiye filminin içinde değil de komedi filminin içine bulanmış şekilde hissediyoruz.

Friends dizisinden oyunculuğuna aşina olduğumuz Jennifer, yarattığı karakter ile bu sefer de bizi yanıltmıyor. Oldukça başarılı komedi oyunculuğuyla yıllar sonra kendisini tekrardan ekranlarda gördüğümüzde çok da yabancılık çekmiyoruz kendisine.

Adam Sandler ise oyunculuğunun yanı sıra sinema sektörünün birçok alanında kendisini göstermiş durumda. Yapımcı, yönetmen ve senarist olarak her işi yapmış olan Sandler, işinde usta olduğunu bu filmde de oyunculuğu ile bize kanıtlıyor.

Gelelim Asıl Hikâyeye

Murder Mystery 2,

Aslına bakılırsa Murder Mystery serisine hâkim olanlar izlerken çok da yabancılık çekmeyeceklerdir. Çünkü her ikisinde de olay örgüsü sağlam ve benzer işlenmiş ki, “bu bana bir yerden tanıdık geliyor sanki” dedirten sahneler görmekteyiz.

Örneğin, her iki filmde de bulundukları mekândan kaçmaya çalışan ikili bir araba bulur ve o telaşla araba kullanmayı bilmeyen kişi, yani Audrey oturur!

Bir de Murder Mystery filminin başladığı gibi bitme gibi bir detayı da var. İlk başta ikili davet edildikleri düğüne helikopter aracılığıyla giderken şampanyalarını yudumluyorlar. Ve finale geldiğimizde yine aynı helikopter ve aynı şampanya karşılıyor bizi. Ha, bir de ellerindeki bir tomar para ile…

Bütün bunları yaparken senarist kolaya mı kaçmıştır, yoksa kendi zihninin bize yaptığı bir oyun mudur biraz tartışılır aslında.

Devam filminde Audrey ve Nick dedektiflik kariyerlerini bir üst seviyeye taşımaya karar vermişlerdir. Yani bu işi paraya dökmeye!

Elbette yaptıkları iş kolay olmamakla birlikte fazlasıyla tehlikedir. Çünkü her an birileri tarafından öldürülebilir, ya da gasp edilebilirler.

Karşılarına çıkan bu tür tehlikeleri göz ardı edip neredeyse yaptıkları işi hayatlarının her alanına dökmüşlerdir. Hatta kendilerine özel bir an bile ayıramıyorlardır.

En nihayetinde işlerini yeterince özümsemiş olan ikili kendilerine gelen cazip teklif sonucunda ufak bir kaçamak yapmaya karar verirler.

İşte asıl hikâye tam da burada başlar…

Misafir olarak geldikleri yer onlar için âdeta cennetin bir parçasıdır. Zenginliğin dibine vurulduğu yerde gösteriş oldukça ön plandadır. Hatta hayvanlar çimlere pislemesin diye altlarına bez bile takılmıştır!

Audrey ve Nick daha önce yaşayamadıkları lüksteki hayatın içinde kaybolmuş, başlarına gelebilecek en kötü olayı hayal dahi edemez haldedirler. Özellikle de mesleklerinden uzaklaşmak için geldikleri yerde tekrardan aynı batağa düşmemeyi…

Ama yine hayat bizim sandığımızdan daha farklı yöne akmaya devam etmektir. Dolayısıyla düğündeyken filin üzerinde dans eden adamın can çekiştiğini anlamamışlardır bile.

En nihayetinde adam dengesini kaybedip yere düşer ve şahit olduğumuz eğlence dolu anlar tamamen kabusa döner.

Bu da filmin bize “Hayat yolunda gittiğini sandığınız her şeyi mahvetmeye kuruludur.” demesidir aslında.  Yani, siz şöhretin ve eğlencenin keyfini sürerken bir yandan da başınıza gelebilecek felaketlerin senaryosunu yazar. 

Eğlencenin İçinde Cinayet!

Ve ister istemez tekrardan kendilerini bir dedektiflik macerasının içine sokuyorlar. Daha önceden de deneyimleri olan ikili büyük bir hevesle kendilerini öne atıyor, olayı devralıyor.

Murder Mystery filmini dikkatli incelediğimizde genellikle kameranın hareketli kullanıldığını görüyoruz.

Vik kaçırıldıktan sonra karakterlerin birbirlerini sorguladığı sahneye gidelim. Kamera hiç kesmeden her bir karakterin üzerine doğru gidiyor. Ve kim konuşuyorsa ona daha çok yaklaşıyor, bazen de karakterin etrafında dönüyor. Bunu tamamen gerilimi arttırmak, belki de ortalıktaki bilinmezliği daha da körüklemek için yaptığını düşünüyorum.

Tam olarak bu sahnede, karakterlerin birbirini sorguladığı sahnede, senaristin ufak oyunlar sergilediğini söylemek mümkün. Bütün bu kargaşanın asıl suçlusu olan kız kardeş duygu sömürüsü yaparak etrafındaki herkesi suçluyor. Herkesi ondan nefret etmesiyle suçlayarak ağlamaya başlıyor. Hatta bütün bunlar filmi izlerken göze batmayacak şekilde, öylesine bir sahneymiş gibi veriliyor bize. Dolayısıyla biz de asıl suçluyu ararken kız kardeşe hiç değinmiyoruz bile.

Dedektiflik rolünü üstlenen ikililerin başına gelecek bela silsilesi hiç durmuyor. Bütün karakterler kendilerinin masum olduğuna inandırmak için Nick ve Audrey’in odasına geliyor. Her biri kendisini savunmaya çalışırken, diğer yandan da odaya giren insanlardan saklanmaya çalışıyor.

Bu sahneye kadar dikkat etmemiz gereken tek bir konu var. Aslında önemsiz bir detaymış gibi görünen ama karakterleri büyük sekteye uğratacak peynir detayı, Murder Mystery filminin başında beri ufak ufak bize yediriliyor. Ve tam çatışmanın doruk noktasındayken peynir yüzünden bayılan ikiliyi görünce, seyirci olarak büyük şoka uğruyoruz.

Asıl olayı kaçıran ikili uyandığında görüyoruz ki, görev işin uzmanı başka birine devrediliyor. Devredilen kişiyi görünce senarist yine bizi yanılgıya uğratmıyor.

Çünkü bu kişi Audrey ve Nick’in daha ilk sahnelerde kitabı hakkında konuştukları adam!

Bütün bunlardan anlıyoruz ki daha çatışma bölümüne gelmeden senarist bize verdiği ipuçlarıyla gelişme bölümünü hazırlıyor zaten.

Kim Yaptı?

Murder Mystery 2,

Bütün çatışmayı atlatıp sonuca varmaya yaklaşan Audrey ve Nick tekrardan kapana kısılıyor.  Vik kaçırıldıktan sonra kimin yaptığını bulmak için toplanan karakterler, sonuca yaklaşırken tekrardan bir araya geliyorlar.

Ve o mühim soru “yine” karşılarına çıkıyor: “Kim yaptı?”

Ardından Vik bedenine sarılan büyük ve tehlikeli bombayla asansörde beliriyor. Bombanın patlamayacağından adı kadar emin olan Nick, oldukça sakin davranıyor. Fakat bunun yanı sıra çevresindeki diğer insanlar hiç de onunla aynı görüşte değil.

Bombanın patlamasına saniyeler kala oyuncuların yaşadığı gerginliği arttırmak için hızlı geçişlere yer veriliyor. Bir yandan bombanın azalan saniyeleri gösterilirken hızla karakterlerin yüzlerine doğru yaklaşıyoruz.

Ve derken…

Tıpkı Nick’in de dediği gibi bomba patlamıyor.

Fakat çatışma elbette sona ermiyor. Camdan sarkıp mekâna giren dedektif herkesi öldürmekle tehdit ediyor. Böylelikle bizi tekrardan gerilimin içine atıyor.

Tam o sırada oldukça tatlı bir kadın asansörden inip hayatının aşkını aradığını söylüyor.

Ve gerilimin hat safhada olduğu Murder Mystery filmini heyecanla izlerken birden romantik bir anın içine düşüveriyoruz. Dolayısıyla izlerken tam olarak ne hissedeceğimizi bilemiyoruz.

Gerilip heyecanla bir sonraki sahneyi mi bekleyelim, yoksa alakasız bir geçişle şoka mı uğrayalım? Sanırım buna biz değil, senarist karar veriyor.

Ardından insanlar kadının varlığını hiçe sayıp tekrardan 70 milyon dolar için ölesiye kavga etmeye başlıyorlar.

Bazen Audrey kendini gelen kurşunlardan korumak için paranın bulunduğu çantayı siper ediyor. Fakat en nihayetinde uğruna savaştıkları bir dolu çanta para kulenin en yüksek katından aşağıya saçılıyor ve bir hiç uğruna yok oluveriyor.

Düşman yenilip öldürüldükten sonra artık büyük huzura erişmiş ekip tekrardan bir araya geliyor. Fakat hâlâ olay tamamıyla çözümlenebilmiş değil.

Saira’nın elindeki kınadan asıl katilin o olduğu ortaya çıkıyor. Ve Saira bir hırs uğruna abisini öldürdüğünü itiraf ediyor!

Çözümlenemeyen sırların hepsi açığa çıktıktan sonra sonunda herkes kafasındaki soruları atmış şekilde evlerine geri dönüyorlar.

Ve Son

Nick ve Audrey yaşadıkları heyecan dolu anların stresini atmak için balayına tekrardan gitmeye karar veriyorlar. Özellikle Vik’in onlara hediye ettiği bir ton parayla. Ve filmin en başında bindikleri helikoptere tekrardan mutlu şekilde binip, bize anılarını tazeletmiş oluyorlar.

Fakat yaptıkları tek bir hata var; o da çanta dolusu parayla dolaşmaları. Helikopterdeki adam ellerindeki parayı görünce ikiliye silah çekiyor ve parayı aldıktan sonra helikopterden atlayıp ikiliyi ölüme terk ediyor.

Sonuç olarak; günümüz dünyasında insanların duygulardan çok maddiyata önem verdiğini görebiliyoruz. Abiyi sevmek yerine onun gücünü yerle bir etmek, para için kendinden vazgeçmek ya da başkalarını yok etmek, huzursuzluğu ön plana alıp paraya elde etmek gibi…

Dolayısıyla Murder Mystery filmi bize gerilimi fazlasıyla yaşatmanın yanı sıra bir de insanların gözlerinin ne kadar köreldiğini anlatıyor.

Fatma Kurşun

Merhaba, ben Dokuz Eylül Üniversitesi’nde Film Tasarımı ve Yazarlığı 3. Sınıf öğrencisiyim. 22 yaşındayım ve kendimi bildim bileli yazarlık alanında içerikler üretiyorum. Senaryo yazarlığının yanı sıra film eleştirileri, edebiyat alanında ise şiir, öykü ve denemeler üzerine yazılar yazmaktayım. Ve şu anda yayımlamak istediğim öykü kitabım üzerine çalışıyorum. Yazarlık dışında beni en iyi ifade eden şeylerden biri de fotoğrafçılık. Tango başta olmak üzere diğer dans dallarının da fotoğraflarını çekiyorum.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.