Pinokyo: Guillermo del Toro’nun Ellerinden

240 kere okundu
17 dakikada okunabilir
3
pinokyo

Pinokyo son uyarlamasıyla Netflix kütüphanesinde 2022’de yerini aldı. Çoğu izleyenin övgüsünü kazanan filmin Guillermo del Toro’nun yönetmenliğinde çekildiğini söylememiz, yönetmenin tarzını bilenlere en baştan çok şey anlatacaktır.

Shape of Water ve Nightmare Alley gibi yapımlarının yanında Pan’ın Labirenti‘nden beri Guillermo del Toro’nun en iyi işi olarak bakılan yapımın derinliklerine dalmadan önce Pinokyo masalına ve uyarlamalarına göz atalım. Sonra da yapımı konuşalım.

Pinokyo Masalı

ilk çizimlerden

Pinokyo masalı İtalyan yazar Carlo Collodi tarafından 1880’lerin başında kaleme alınmıştır. Masal ilk önce tefrika halinde basılırken, gelen olumlu tepkiler ile 1883’de kitap olarak basılmasına karar verilmiştir.

Modern çocuk edebiyatı ürünlerinden olan eser, sayısız dile çevrilmiştir. Eserin evrensel yankı bulması, Walt Disney’in 1939 senesinde animasyonunu yapmasıyla gerçekleşmiştir.

Masal, dilimize ilk kez 1944 senesinde Ragıp Önel tarafından çevrilmiştir. Bu ünlü İtalyan eser, yalan söyleyen çocukların başına gelebileceklerden bahseder. Yalan söyledikçe burnu uzayan tahtadan bir çocuğu konu alan masal, fantastik bir macera örneğidir.

Pinokyo masalının konusuna gelirsek: Yaşlı marangoz Gepetto her zaman bir oğlu olmasını ister. Bir gün düzgün bir kütük bulur ve kendine bir çocuk oymaya başlar. Kütüğe vurdukça kütükten sesler gelmektedir. Nihayet kuklasını bitirdiğinde onun hareket edip konuştuğunu görür. Önce şaşırır sonra ona alışır.

Onu oğlu yerine koyar. Adına da Pinokyo, der. Okusun diye okula yazdırır ama Pinokyo, Gepetto’nun verdiği para ile sirke gider. Orada sirk sahibi, ipsiz kukla Pinokyo’yu alıkoymak ister. Mavi peri onu kurtarır. Sonrasında tilki de kandırır Pinokyo’yu.

Bu şekilde Pinokyo yaramazlığa ve yalanlara devam eder ama her defasında mavi peri onu kurtarır. Bu süreçte Jiminy Cricket daima yanındadır ve onun vicdanı rolünü üstlenir.

Sonunda kaçarken kocaman bir balık tarafında yutulur. Bu arada Gepetto onu aramaya çıkar ve kayık devrilince kendini balığın midesinde bulur. Pinokyo’yu kurtarır. O günden sonra Pinokyo dersini almıştır. Çok iyi bir çocuk olur. Bunun üzerine mavi peri onu etten kemikten bir çocuk yapar. Gepetto bu işe çok sevinir. Artık gerçek bir çocuğu vardır.

Pinokyo’nun Bazı Uyarlamaları

Pinokyo
  • 1940 uyarlaması Walt Disney tarafından yapılmıştır. DVD formatına 2000 senesinde; Blue ray formatına ise 2009’da kavuşmuştur.
  • 1965 uyarlaması fantezi bilimkurgu türündedir. Uzayda Pinokyo adıyla vizyona giren film Belçika-Amerika yapımıdır. Ray Goossens Ray Goossens yönetmenliğinde Universal Pictures yapımıdır
  • 1987 uyarlaması ise Pinokyo ve Karanlıklar Prensi olarak çıkmıştır. Animasyon fantastik bir macera filmidir. Filmation Stüdyoları tarafından yapılmıştır. Yönetmen koltuğunda Hal Sutherland vardır.
  • 1999 uyarlaması ise Pinokyo’nun Yeni Maceraları ismiyle hayat geçmiştir. Yönetmen ise Michael Anderson’dır.
  • 2004 uyarlamasında bilimkurgu türünde bir Pinokyo görürüz. P3K – Pinocchio 3000 isimli filmde Gepetto bu sefer robot çocuk yapar. Yönetmen bu sefer Daniel Robichaud’dır.
  • 2012 uyarlaması ise  Enzo D’Alò yönemenliğinde bir İtalyan yapımdır. Sonunda anavatanından bir uyarlama kazanır eser. Fakat 8 milyon euro bütçeli film 70. Venedik Uluslararası Film Festivali’nde yarışma dışı bırakılmıştır.
  • 2022 senesine geldiğimizde iki ayrı Pinokyo uyarlaması karşılar bizi. Biri Disney’de gösterime girer, biri Netflix’te. Netflix uyarlamasına uzunca değineceğiz. Disney uyarlamasına baktığımızda, Gepetto rolünde Tom Hanks’in olduğu uyarlamanın yönetmeni Robert Zemeckis’tir. Her ne kadar kadroya ünlü isimleri alsa da yeterli ilgiyi göremez bu uyarlama.

Ama Netflix uyarlaması oldukça dikkat çeker. Bu sefer gene Pinokyo’nun anavatanından bir uyarlama yapılır. Nitekim yönetmen Guillermo del Toro’nun Mark Gustafson ile yönettiği yapım, Stop-motion tekniği ile çekilir.

Fakat bu sefer yön değiştiren sinema dijitalleşmiş ve bu uyarlama Netflix’e mal olmuştur. Guillermo’nun bu yapım için 10 senedir beklediğini ve bütçe aradığını biliyoruz. 940 günde tamamlanacak projeye neyse ki Netflix sahip çıkar ve Pinokyo bir kez daha canlanır. Ama bu sefer sonsuza dek.

Guillermo del Toro’nun Pinokyosu

Guillermo del Toro’nun Pinokyosu

Şimdiye dek yapılan Pinokyo filmlerini unutun. Oldukça karanlık, siyasi, felsefi ve sosyolojik bir altyapısı var bu uyarlamanın. Nitekim ilk yazılan Pinokyo masalının tamamını okuyanlar bilir, hikâye de oldukça karanlıktır özünde.

Ağustos böceğine çekiçle vuran, bacaklarını yakarak kaybeden, hapse düşen bir Pinokyo ilk yazıldığında dönemi gereği genel kabul görür. Ama artık işler değişti, çocuk edebiyatı ve sineması başka bir yöne evrildi derken Guillermo del Toro çok boyutlu, karışık bir hikâye sundu bize. Neyse ki bunun bir yetişkin filmi olduğu konusunda izleyiciyi bilgilendirmeden de geçmedi.

İlk seyirde özensiz kesimiyle çarpık bir Pinokyo görmek rahatsız edici olsa da bu yeni Pinokyo’nun bir süre sonra doğasına uygun yaratıldığına ikna oluyoruz. Gepetto çok sevdiği oğlu Carlo’yu kaybettiğinde uzun bir süre kendine gelemez ve üstüne titrediği oğlu için yas tutarken oldukça alkollü ve çaresiz bir şekilde oğluyla birlikte büyüttükleri ağacı keser ve o kütükten alelacele bir kukla yapar.

Jiminy Cricket karakteri de sahici ağustos böceğine öykünür ki böcek görmeyi sevmeyenler için film boyunca başka bir sınav olacaktır bu görüntü. Tüm gerçekliği ile ıslanan ve ya ezilen bir böcek görmenin yanında hızla kabullenmeniz gereken bir durum daha vardır ki bu Jiminy Cricket, Pinokyo’nun yürek oyuğunda yaşar ve yazar olan ağustos böceğimiz çok dramatik bir hikâyeye önce tanık olur sonra dahil… Sadece anlatıcı değil, yazar olan bu böcek, Pinokyo’nun hep yanındadır.

Filmin Siyasi Tarafı

1930 yıllarında İtalya’da geçen film pek çok siyasi tavrı ve olayı işler. Örneğin şimdiye dek Carlo’nun hikayesine değinmeyen önceki uyarlamaların aksine bu sefer Carlo’nun iki dünya savaşı arası bir dönemde kiliseye düşen bir bomba yüzünden öldüğünü öğreniriz.

Bu gerçekçi neden ile Gepetto’nun umutsuz bir şekilde dağıtmasını ve yasını insanca yaşadığına şahit oluruz. Oysa kasabada saygı gören biridir Gepetto ve bu ölümden itibaren bir türlü bitiremediği İsa oyması yüzünden kasabalının şikayetine maruz kalır.

Mussolini’nin dönemi göndermeleri ve en önemlisi çocuk asker konusunu ele alması şahane bir çıkıştır. Asker olarak rütbesiyle caka satan ve oğlundan beklentisi asker mükemmelliyetçiliğinde işleyen baba figürü ise düşündürücüdür.

Filmin Dini Ayağı

Gepetto inançlıdır ama oğlunun kaybı ile haliyle hayatının düzeni sapar. Bir türlü bitiremediği İsa yontması bu düşüşü simgeler. Pinokyo’nun hayatına girmesiyle bu işi bitirmeye çabalar. Pinokyo ise deli dolu ve doğal çocuk tavırlarıyla kasabanın ilgisini çekse de onu şeytanın işi olarak görenler olur.

Pinokyo onu sevmeyenlerin farkındadır ama hayat enerjisi yüksek, keşfetmeye meraklı bu canlı kukla, hayatının sorusunu kilisede sorar: “O da tahtadan. Onu seviyorlar. Peki beni niye sevmiyorlar?

Bu din ve çocuk ilişkine güzel bir dokunuştur. İsa yontmasını yaşayan bir çocuktan sevmek olasıdır ama bir çocuğu sevgisizlik çemberine almak ne kadar doğrudur? Çocuk kavramının gelişimine gönderme içeren bu alt metinde Pinokyo’nun tahtadan bir çocuk olarak Carlo- kasabalılar -Gepetto üçgeni arasında kalan hayatını anlamlandırma çabası yatar.

Filmin Fantastik Tarafı

pinokyo

Nihayetinde fantastik bir eser izledik ama fantastik öğelere daha yakından bakabiliriz. Mavi peri ilk kez bu kadar korkutucu çizilmedi belki ama bu epey gotik bir uyarlama söz konusu. Disney uyarlamasındaki kel ve siyahi periyi saymazsak en radikal mavi peri şüphesiz bu filmdeki oldu.

Orman perisi ve ölüm perisi kardeşler. Biri yaşamı, biri ölümü temsil ediyor. Pinokyo’nun sonsuz hayatı tekrar ederken ölüm perisiyle kütüphane benzeri bir yerde karşılaşıyor. Diğer peri ona hayat veriyor, şans veriyor diğeri biten şansları ve ölümü getiriyor ona.

Bu çift taraflı uygulama, dünyanın çifte standardına oldukça uygun görünüyor. Çünkü tek taraflı hep can ve umut veren peri gerçekçi olmadığı gibi çarpık da. Asıl bu versiyon oldukça mantıklı. Ölümlü olmanın zorluklarına dokunan filmin çizdiği perilerin korkutucu olması da kaotik dünyanın temsiline oldukça uygun.

Kanatlı böceklere ve Sfenks fantastik karakterine aynı anda benzeyen bu mavi peri, ürpertici güzellikte değil ama farklı bir doğallıkta resmediliyor. Jiminy Cricket‘in de aslına uygun çizildiği gibi.

Bunun yanında hemen hemen her uyarlamada karşımıza çıkan dev balığın karnında bir kurtarılış hikâyesi gene işlenmiş. Sirk teması gibi yenilenen temaların içine koyacağımız bu kısımlar gene ürpertici ama gene bir o kadar da doğal.

-Dikkat, yazınının devamı sürpriz bozan içerir.-

Filmden Öğrendiklerimiz

pinokyo

Hiç ölmeyecek olan Pinokyo’nun asker olarak göreve alınması üzerine işlenen zorba sekanslarına rağmen aydınlık sonlu bir hikâye bizi bekliyor. Aydınlık çünkü dünya en az gerçekler kadar çarpık ve kaotik. Bu gerçekleri kabulü aydınlatır hikâyemizi. Bu kaosu yok saymak ve ya güzelleme yapmak değil.

Gepetto’nun ve diğerlerinin ölümüyle ölümsüz çocuk olma yükünü sırtlanan bir Pinokyo ile karşı karşıya kalıyoruz. Bu sefer ne etten kemikten bir çocuğa dönüşüyor Pinokyo, ne de sevdikleriyle kısıtlı bir ömrü yaşıyor. Kabulleniyor Pinokyo.

Sevdikleri için ömrünü vereceğini, hayattan keyif almayı ve öğrenmenin hazzını tadıyor. Yani kısaca gürül gürül yaşayan bir Pinokyo izliyoruz filmde. Seçimlerini yaşayan, seven, toplumda yer edinmeye çalışan ve tıpkı normal bir çocuk gibi ailesi tarafından sevgiyle kucaklanan bir çocuk artık Pinokyo.

Yani gerçek bir çocuk olmak bunları gerekir; et ve ya kemik değil. Varoluşun kısıtlılığını yıkan bir anlatımdır bu. Bir çocuk olmakla ilgili konular böylece ölümsüz Pinokyo ile sonsuza taşınır. Sonunda Pinokyo bu yaşantılar, seçimler ve kabullenişle büyümelidir.

Hikâye, Pinokyo’nun çocuk olmaktan çıkıp büyümek zorunda kaldığı o sahne ile biter. O çarpık bedeniyle sonsuza dek dünyayı arşınlayacağı ve çocuk olmanın yükünü taşıyacağını hissettirir izleyene.

Yalnız değilsin Pinokyo. Tüm çocuklar aile ve toplum tarafından kütükten oyulacak ve hayata türlü sancılar ile karışacak. Gerçek bir çocuk nasıl olunur, bize gösterdiğin için çok teşekkürler sana.

E. Nihan Acar

Multi-disiplinli bir alanda akademik arayışını sürdüren bir fenci- sosyolog olarak, peri masallarına ve bilime aynı anda inanan bir edebiyat hayranıyım. Fantastik ve bilim kurguya bayılırım. Üretkenliğimi sınadığım görsel tasarım, müzik ve sahne sanatlarından sonra edebiyat kıtasında arayışıma devam ediyorum. Kendimi bildim bileli okuyor ve yazıyorum. Online ve yazılı edebiyat platformlarında yayınlanmış kitap analizleri, inceleme ve öykülerim mevcut.

3 Comments

  1. Pinokyo’nun dini ve siyasi boyutlarını hiç düşünmemiştim. Güzel kafa açtı. Eline sağlık…

  2. Bu uyarlamada bu ayaklar özellikle işlenmiş ve böylece yapım asıl yetişkinlere hitap etmiş. Yoksa salt çocuk hikayesi olsa bu kadar boyuta gerek kalmazdı.

  3. Bence masum hikayeleri bu şekilde din ve siyasetle kirletiyorlar. Özündeki gerçek hikayeler ancak özüyle üretildiğinde daha anlamlı hale gelir. Bir zamanlar sinemada konu bulamayan holywood marwellle el atınca belli bir seriden sonra marwell marwell olmaktan çıktı şaştı. Aşırı tüketim toplumu olduk güzellikler, farklı düşüncelerle yamalanmaya başlanıyor. Diğer pinokyolardan farkı animasyon tekniği ve pinoktoyunun karakteriyle günümüzde fantastik bir duyguyla karşımıza çıkması doğal ama içerikteki yaşattığı durum ise yapaylığın mesajını güzel veriyor.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.