Kadın

Melike Şahin: Namıdiğer Diva Bebe

Melike Şahin’i konuştuğumuz yazımız sizlerle…

Bu yazımda kendine has tarzıyla, o güzel sesiyle, yeteneğiyle Diva Bebe, yani Melike Şahin konuğumuz olacak.

Gelin Melike Şahin ile küçük bir yola baş koyalım. Onu daha yakından tanıyalım.

Diva Bebe’nin Yaşamına İlk Bakış

Melike Şahin

18 Nisan 1989’da doğuyor aslen Sivas, Divriğili olan Melike Şahin. Müziğe düşkünlüğü çocukluğundan geliyor. Ailesinin dinlediklerinden etkilenen Şahin, özellikle yolculuklarda pek fazla şarkı dinlediklerini söylüyor. Alevi olan babasının Sabahat Akkiraz’ları, Muhlis Akarsu’ları… Ne kıymetlidir onlar.

Kendisini içine kapanık ve sessiz, uslu bir çocuk olarak tanımlıyor sanatçı. Yalnız bir çocukluk geçiriyor. Ardından 7 yaşında iken bir kardeşe sahip oluyor ve yalnızlığı böylece tatlı bir biçimde sona eriyor. Hatta ilk yazdığı şarkı, kardeşine yazdığı bir ninni.

Beşiktaş Atatürk Anadolu Lisesi’nde okuduğu dönemde Çağdaş Müzik Merkezi’nden; ünlü piyanistimiz Timur Selçuk’tan şan dersleri almaya başlıyor bu düşkünlüğü ile. Ardından Boğaziçi Üniversitesi ile süslüyor okul hayatını. 2012’de Sosyoloji bölümünden mezun oluyor. Bölümünü okuduğu için çok mutlu olan sanatçı, bu bölümün sistemin nasıl döndüğünü farklı bir algılama biçimi ile ele almasını sağladığından bahsediyor.

Müziğe Giriş: Baba Zula, Melikşah ve Saz Arkadaşları

melike şahin kimidr

Üniversite mezuniyetinin arkasından, 1996’da Levent Akman, Murat Ertel ve Emre Onel tarafından kurulan psikedelik müzik grubu Baba Zula‘nın vokalistliğini yapıyor Melike Şahin. Hem Türkiye, hem dünya turları bunlar. Hindistan, Meksika, Avrupa ülkeleri ve dahası…

Baba Zula ile tanışması da, üniversitede iken Gülbaba Müzik’te asistanlık yapması vesilesiyle oluyor. Gülbaba Müzik, Baba Zula’nın menajerliğini yürütüyor o zamanlar. Onların yeni bir vokal aradığını duyduktan sonra başlıyo3221r bu birliktelik. Baba Zula’nın kendisi için bir okul gibi olduğundan söz ediyor Osman Palabıyık’a.

Tam 2017’ye kadar Baba Zula ile çalışmaya devam eden sanatçı, gruptan ayrılmadan önce Melikşah ve Saz Arkadaşları adında bir topluluk kuruyor. İstanbul’un Beyoğlu ilçesinde, “Kanto” isminde bir meyhanede ekibiyle arabesk türünde performanslar sergiliyor.

Baba Zula ile Melikşah ve Saz Arkadaşları’ndan sonra başarılarına başarı katarak Fransa’ya açılıyor Melike Şahin. Fransız yönetmen, oyuncu, yapımcı ve senarist Tony Gatlif‘in filmi “Djam” için üç şarkı söylüyor. Yalnızca seslendirme ile sınırlı kalmıyor Fransa hikâyesi. Filmin dünya prömiyerinde Cannes Film Festivali’nde bir de konser veriyor Şahin. 2017, onun için işte böyle geçiyor.

Melike Şahin: Başka Yerde Arama!

Elbette 2017, yalnızca yukarıda anlattıklarımla sınırlı değil. Farklı bir konudan bahsedeceğimiz için balla, aman, başlıkla kestim kendi sözümü. Biraz da kendisinin solo kariyerine odaklanalım istiyorum. İlk şarkılarına bakalım, oradaki tadı yakalayalım birlikte.

Bi’ Fırlatsam, Beni Yalnız Koma (Boom Pam ile) ve Deli Kan‘ı 2017 yılında dinleyicileri ile buluşturuyor Melike Şahin. Biz de Deli Kan‘ın sözlerinde kendimizi bulalım madem.

Kederin yüzüme ışık olsun,
Sen günüme yolsun.
Bir yolcuyum kalbinde,
Hatırım dursun.

İçime bir muğlak bırakmak olmaz.
Avuca oturur, kabına sığmaz.

Başka yerde arama,
Bak, göğsümde izin var.
Uzaklarda duramam ki!
İçimde bir deli kan var.

“Kederin yüzüme ışık olsun.” nasıl bir sözdür yahu? Şarkıyı her dinlediğimde “Keşke benim aklıma gelseymiş” diye düşünüyorum kendi kendime. Melike Şahin, şarkı sözleri konusunda tam bir şair bana sorarsanız. İlerleyen satırlarda daha da çok katılacaksınız bu dediğime.

Genellikle yolda iken yazıyor şarkılarını. Kalemi ile defteri hep onunla beraber. Çocukluğunda yolculuklarda dinledikleri ona şimdiki zamanda ilham oluyordur, ilhamı çağrıştırıyordur belki.

Yazmak, en kendinde hissettiği yer müzik bağlamında. Onun iyileştirici gücü.

Gazete Duvar’dan Osman Palabıyık’a 2018 yılında verdiği röportajda şöyle konuşuyor Şahin bu hususta:

“Şarkıya kuşbakışı bakıp sudoku çözer gibi kelimelerle oynayarak yazıyorum. Yazdıkça keşfediyorum, iyileşiyorum.”

Deli Kan’da tam da yürekten, “damardan” yakalıyor bizi Şahin. Arabesk etkilerini yoğun olarak hissediyoruz. Ağlamaya uygun parça, aklınızın bir köşesinde bulunsun. Pek de severim Deli Kan’ı. Hep ilk kez duyuyormuşum gibi gelir, öyle bir merakla algılar kulaklarım onu.

2018-2019-2020: Damarlarımızdan Aynen Devam!

Sevmek Suçsa Suçluyum ve Tutuşmuş Beraber ise 2018 yılının Melike Şahin şarkıları arasında yerlerini alıyorlar. İkisinde de aşka, kedere, duyguya doyuruyor bizi sanatçı. Yine iliklerimize kadar işlemesini çok iyi biliyor.

Kimin Izdırabı, Sakla Beni (Kutiman ile), Kara Orman 2019’da katılıyor Diva Bebe’nin eserleri kervanına. Sakla Beni, diğer iki şarkıya göre biraz, bakın, sadece biraz daha hareketli diyebiliriz. Kutiman’ın tarzı ile Şahin’in tarzlarının birleşmesinin pek şahane sonucu o. Sakla Beni ve Kara Orman ise damarlarımızdan aynen devam!

Yine kişisel favorilerimden birinin sözleriyle devam edelim ister misiniz yolumuza?

Sağımı, solumu kaplıyor bu kara orman.
Fırtına var, devriliyor ömürlük yıldızlar.
Farkına var şeytanının!
Gam dolu bu kara huyu.
Bak yanıyor değdiği her çiçeği bahçemin.

2020 yılında Geri Ver, Kilitli Kapılar Açılsa (Hakan Taşıyan ile), Elimi Tut (Kutiman ile), Ukde (Ah! Kosmos ile) geliyor. Kutiman düetinin yanında Ah! Kosmos ve Hakan Taşıyan’ı görüyoruz bu sefer. Ufak tefek temponun yanında Hakan Taşıyan ile Melike Şahin bir araya geldiğinde ciğerlerimiz dağlanıyor tabii. Dağlanmaz mı? Üstelik hoşumuza gidiyor bu.

Şimdi, şu anda,
Kaçsak buradan başı alıp nere gideriz?
Bilmeden hiç yol iz, boş verip ne varsa.
Kilitli kapılar açılsa.

Uçsak birden, başı alıp nere gideriz?
Süzülüp isimsiz üzüm bağlarında,
Kanadımız kırılmadan hiç.

2021-2022: Merhem Elimdeymiş

Melike Şahin

Uykumun Boynunu Bükme, Pusulam Rüzgâr (Mert Demir ile), Kader Diyemezsin (Saygı Albümü: Bergen), Miras (Ah! Kosmos ile), İsyan (Ko Shin Moon ile) Şahin’in 2021-2022 teklileri arasına giriyor. Ancak bu başlık altında bahsetmekten en çok heyecan duyduğum kısım ise Merhem (2021) albümü olacak.

Melike Şahin’e tutkun olmam işte bu albümle gerçekleşti. Hani hep kişisel favorilerim diye bahsediyorum ya, işte bu albümde kişisel favorim yok. Gerçekten yok. Albümdeki bütün şarkılara bayılıyorum çünkü! Fakat elbette Merhem’e hak ettiği ilgiyi sağlayarak derinden inceleyeceğiz onu. Yakışır ona. Nasıl seviyorum, nasıl…

10 şarkılık Merhem, hayranlarının ruhuna sürülmek için yaratılmış. Melike Şahin, yeteneği ve sesiyle büyülemiş bu Merhem’i. Bizi iyileştirsin, aynı anda yaralarımızın nerede olduğunu da göstersin diye. Ateş olmadan yerden duman çıkmadığı gibi, yara olmayan yer de acımaz. Neremizin niçin acıdığını bilmezsek merhemi nasıl süreriz ki?

Merhem: Her Milimi Hak Edilen Bu Dik Gülüşler

Bedelini Ödedim, Uykumun Boynunu Bükme, Öpmem Lazım parçaları albümde diğerlerine nazaran daha yüksek parçalar. Fakat yüksek olmaları, eğlence için yazıldıkları anlamına gelmiyor. Melike Şahin her zamanki gibi o ucu kalpli oklarıyla göğsümüzü hedef almış. Seviyoruz melankoliyi yahu. Nedir bunun psikolojideki karşılığı?

Bedelini Ödedim‘de “Koy benim yerime kendini, gelmeden üzerime. Bedelini ödedim bende sevdiğiniz her şeyin.” diye başlıyor Şahin. İsyankâr, mücadeleci…

“Bulamadım ilacı sende. Merhem elimdeymiş! Hak ediyorum her milimini bu dik gülüşün.”

Belki de herkesi memnun etmeye çalışmamayı, kendin olmayı anlatıyordu Melike Şahin bu şarkıda. O dik gülüşlerin her milimini hak edecek kadar, insanların bizde çok sevdiği ve takdir ettiği özelliklerimizin cefasını çektiğimizi haykıracak kadar. Merhemi başkasında aramak yerine kendimizde bulabilecek kadar.

Merhem: Ocak Söndürenler

Serim, Hepsi Geçti, Nasır, Gönlüm Durur Orda, Samatya’da İlk Rakı, Sardunyanın Kırmızısı, Hançer… Ocak söndüren hisli şarkıları durağımızın baş konukları. Ne yaptın bizlere Melike, ah Melike! Yaktın bizi…

Nasır‘ı duymayan kalmamıştır diye tahmin ediyorum. Çoğumuz Şahin’i Nasır ile tanımıştık. Gönlüm Durur Orda, kendi kendime mırıldanmayı en çok sevdiğim şarkısıdır Melike Şahin’in.

“Kirpiğinde takılmış o yaş canımı aşar…”

Samatya’da İlk Rakı âşık olma isteği uyandırır insanda; âşık olup sevgiliyle karşılıklı iki tek atma ve onun gözlerine uzun uzun bakma isteği.

“Samatya’da ilk rakımızda gördüm o gözünün o gitmeyen yaş hüznünü.”

Sardunyanın Kırmızısı, tarif edemediğim bir şeylere dokunuyor içimde. O yüzden, size nasıl mı nasıl anlatsam bilemiyorum. Olduğu gibi anlatmaya çabalıyorum ben de. Yaşanmamış bir anı günde dün gibi önüme seriveriyor sanki. Sanki buğulu bir camın, kirden ve tozdan sararmış bir perdenin ardından bakıyorum yarım kalmış bir öyküme. Bütün burukluğunu, sızısını, solgun renklerini duyumsayarak.

“Akşamla birlik gözler dolardı, ince ince sızlardık. Kapandı sanarken bir anda açıldı yüz yıllık boş hesaplar. Kör kuyumun en ucunda parlıyor turuncular. Öyle dursun avucumda, hâlim yok tırmanmaya…”

Bir de Hançer’e uğrayalım başka yerlere gitmeden evvel. Müziğinden ayrıca çok hoşlandığım Hançer’de Dijf Sanders eşlik ediyor Diva Bebe’ye. Bir burukluk var burada. Çaresi olmayan, belki de artık çare aranmayan bir burukluk. Uykulara yana yakıla düşmek, bile bile kanmak, bir günahın arkasında saklanan gözler…

“Ben değilim en güzeli şimdiye dek gördüklerinin.”

Diva Bebe Şov

Melike Şahin, Kadıköy’de bulunan Mecra Bar’da “Diva Bebe Şov” isimli bir programa başlamıştı 2019 yılında. Gazino konseptinin benimsendiği şovda her ay bir konuk ağırlıyordu Şahin. Hatta Deniz Tekin’di ilk konuğu. “Cins Sorular”, “Kaliteli Vakit”, “Gıybet Çeşmesi” bölümleriyle Diva Bebe Şov’da izleyenleriyle bir araya geliyordu. Düetler de oluyordu tabii.

Adamlar ile, Melek Mosso ile örneğin. Özellikle 90’larda çocuk olanlar, yani o zamanların talk şovlarını izlemekten uykusuz kalanlar davet ediliyordu programa. Bildiğim kadarıyla bu talk şovlar ne yazık ki sona erdi. Keşke yeniden başlasa. Buradan bir çağrı yapmış bulunalım o zaman biz de. Toplaşıp gideriz, ne diyorsunuz? Gelecek olanlar yorum bıraksın, belli etsin kendini, beni yalnız komasın. Sen de bizi yalnız koma Melike, bizi yalnız koma…

Müzik Piyasasında Kadın Olmak: Bir Şekilde Hep Tutunmak Gerek

Palabıyık, Türkiye’de edebiyatta, sinemada, müzikte bir kadın olarak var olmanın, savaşmanın nasıl bir şey olduğunu soruyor Melike Şahin’e. Kendisinin ders niteliğindeki cevabını sizlerle paylaşarak sonlandırıyorum yazımı, her daim olduğu gibi.

“Vasat iş yapamazsın. Sırf kadın olduğun için, aslında çok iyi bir fikre sahip olsan da yeterince saygı görmüyor, ciddiye alınmıyor zaman zaman. Daha da kötüsü feminist olduğunu iddia eden insanların cümle aralarına sıkışmış küçük ezici bakışları. Tiksindirici buluyorum…

Ve son zamanlar…

Son zamanlar çok bayık ama ben hep gülümsemeye çalışıyorum. Yazdığım şarkılarda da hep bunu ifade ediyorum aslında, hiçbirisi bizi kahırdan kahıra sürüklemesin, mutsuz uyuyup, mutsuz uyanalım istemiyorum. Bir şekilde bir yerlerde umut daima var. Ben buna inanıyorum. Ama insanlığın tarihine baktığımızda “İyi geçmiş yahu” diyebileceğimiz hiçbir dönem yok. Bir şekilde hep tutunmak gerek.”

KAYNAKÇA

https://www.gazeteduvar.com.tr/kultur-sanat/2018/12/17/melike-sahin-sarkilari-sudoku-cozer-gibi-yaziyorum

https://www.sozcu.com.tr/hayatim/kultur-sanat-haberleri/melike-sahinden-yeni-program-diva-bebe-sov/

https://ra.co/events/1247760

https://tr.wikipedia.org/wiki/Melike_%C5%9Eahin

Benan Çelik

24 Mart 2000 tarihinde İstanbul’da doğdum. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunuyum. Kazan Kültür ve Tabure Kültür Sanat dergisinde içerik üreticiliği yapmaktayım. Çocukluğumdan beri yazı yazmaya tutkunum; şiir, öykü, deneme, makale, şarkı sözü ve film senaryosu gibi türlerde ürünler veriyorum. Dünyayı sinematik değer uğruna romantize ediyorum.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir