Edebiyat

Bizden Önceki Dünya : İnsanlığın Kökenleri

Bizden Önceki Dünya, “İnsanlığın Kökenlerinin Yeni Tarihi” kapak yazısıyla ülkemiz piyasasa bu sene girdi. Oysa Tom Higham yıllardır insanlığın kökenleriyle ilgili akademik araştırmalar yapmakta, sahaya çıkmakta ve alana katkılarını her geçen sene çoğaltmaktadır.

Arkeolog Tom Higham tarafından kaleme alınan bu eser, insanlık tarihini paleontolojik olarak ele alıyor. Ufacık buluntulardan geniş bir veri evreni yaratmaya yarayan yeni dönem tarihleme yöntemleri gelişiyor. Bununla birlikte yenilenen çeşitli matematik kuramlarıyla disiplinler arası bir işbirliği elde ediliyor. Böylece bilim sayesinde yepyeni bir insanlık tarihi yorumu ortaya çıkıyor.

Öncelikle yazarı tanıtalım. Sonrasında kitabın içine kısa bir yolculuk yapalım.

Yazar Hakkında

bizden önceki dünya

Cambridge doğumlu, Yeni Zelanda kökenli, Tom Higham, Oxford Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Araştırma Laboratuvarı’nda Radyo Karbon Hızlandırıcı Birimi’nin direktörlüğü yapmıştır. Arkeologtur ve 25 yıldır radyokarbon tarihleme uzmanı olarak çalışır.

Bilhassa Neandertallerin tarih sahnesinden silinmesi ve modern insanın Avrupa’ya gelişinin tarihlendirmesi ile ilgili çalışmalarıyla ün kazanmıştır. Nitekim son dönemde Homo Sapiens türünün ortaya çıkışı, tarihte keşfedilen insan türlerinin birbirleriyle etkileşimleri gibi konulara odaklanmıştır.

Özellikle yazar, son keşfedilen insan türlerinden olan Homo Denisovalıları masaya yatırmıştır. Sonuçta yazar, son iki senedir Viyana Üniversitesi’nde bilimsel arkeoloji profesörlüğü yapmaktadır. Bu kitabının dışında Tom Higham, iki kitap daha yazmıştır.

Kitabın İçine Doğru

Bizden Önceki Dünya insanlığın kökenlerinin yeni tarihini konu alır. Damla Karagöl’ün çevirdiği kitap 2021 senesinde yazılmış olsa da Nova Kitap’tan 2023 senesinin başında çıkmıştır. Sonuçta kitapta akademik dilden biraz daha uzaklaşıp herkesi kapsayan bir anlatı seçilmiştir. Toplamda 17 bölümden oluşan kitabın bölüm başlıkları şu şekildedir:

  1. Giriş
  2. Afrika’dan Çıkış
  3. Neandertaller Gün Işığına Çıkıyor
  4. Denisova Mağarası’na Çıkan Yol
  5. Genetik Devrim
  6. Yeni Bir İnsan Türü
  7. Fosil Kalıntıları Nerede?
  8. Samanlıkta İğne Aramak
  9. “Ne Zaman”ın Bilimi
  10. Modern İnsan Diasporasının İzinde
  11. Topraktan DNA
  12. Hobbitler
  13. Wallace Çizgisi’nin Doğusuna Yolculuk
  14. Homo Erectus ve Hayalet Popülasyon
  15. Dünya’dan Yok Olmak
  16. Genetik Mirasımız
  17. Bizden Önceki Dünya

Gelin, bölüm bölüm birlikte kitabın detaylarına göz atalım. Bilim insanların tarihi aydınlatma çabasına ortak olalım:

Giriş ve Afrika’dan Çıkış

Taş Devri denen dönemin 3,3 milyon sene önceden 5 bin yıl öncesi arasında olduğunu biliyor musunuz? Bu dönem üç ayrı bölümde inceleniyor:

  • Eski Taş Devri- Paleotilik Dönem
  • Orta Taş Devri- Mezolitik Dönem
  • Yeni Taş Devri- Neolitik Dönem

Eski Taş Devri Afrika’da 3,3 milyon yıllık ilk taş aletlerin bulunmasıyla tarihlenir. Bu dönem alt, orta, üst ve geç paleolitik olmak üzere gruplandırılır. Kitap orta ve üst paleolitik dönemlere odaklanır.

Orta paleotilik dönem 300-350 bin yıl önceden 40-50 bin yıl öncesinde dek uzanır. Üst paleotilik dönem bizim türümüzle ilgili olduğunu düşünsek de bu kesin değildir. Mezolitik dönem ise 15 bin önceki dönemdir ve ismi Buzul çağıdır. Neolitik dönem ise M.Ö. 10.000 civarında başlar ve avcılık, toplayıcılık ve yerleşik hayatla ilgilidir.

Bu bilgileri kenara yazıp kitaba öyle başlamalıyız. Dünya tarihinde konumlanan insanlık geçmişinin izlerini sürmek için sadece arkeoloji değil matematik, jeoloji, biyoloji ve genetik gibi alanları da yanımıza alıp öyle çıkmalıyız yola.

Bu iki bölümde insanlığın tarihinin başladığı Afrika’dan sonra Dünya’daki diğer eski buluntu yerlerine odaklanılıyor. Afrika dışında yapılan göçün izlerinin peşine düşülüyor. İnsanın bıraktığı izlerin yanı sıra göç yolları ve yerlerindeki mikroorganizma düzeyindeki araştırmalar ve toprak analizlerinde bu göçün ekosistemle uyumu gözleniyor. Homo Sapiens türünün Afrika’dan çıkışı ile ilk etkileşime girdiği türü tabii Homo Neandertaller oluyor.

Neandertaller Gün Işığına Çıkıyor ve Denisova Mağarası’na Çıkan Yol

Homo Neandertalleri nasıl bilirsiniz? Kültürden haberi olmayan mağara adamları oluştuysa gözünüzde yanlış yolda olabilirsiniz. Yeni bulgular Homo Neandertallerin temas ettiği türümüz Homo Sapiense yeni bir şeyler öğrettiği ihtimalini kuvvetlendiriyor.

Çünkü her daim türümüzün tek taraflı kültür getirir, olgusu hakimdi. Bu artık yıkılıyor. Ayrıca bu iki türün genetik olarak melezleştiği konusu üzerinde de fikirler mevcut. Nitekim Afrika dışındaki insanların DNAsının %1-4 oranında Neandertalden gelen genler olduğu bulunduğuna göre, evet.

Peki bu türle aynı dönem yaşamış Denisovalıları ilk keşfettiklerinde tarihin kayıp yapbozu yerini bulmuş muydu?

Denisovalılar ile ilgili elimizde sadece bir kaç diş bir de serçe parmak ucu vardı. Ve bu kadar buluntu ile yeni bir türün ilanı verildiğinde insanlık tarihi için yepyeni bir keşfin kapısında bulduk kendimizi.

Peki, bu türün kendine göre bir kültür hafızası var mıydı?

Bulunan Denisovalılara ait kemik iğne kalıntısı bize çok şey söylüyordu.

Genetik Devrim, Yeni Bir İnsan Türü ve Fosil Kalıntıları Nerede?

Genetik Devrim bölümünde DNA izolasyonunda yeni yaklaşımlar ve antik gen yaklaşımı konuları ele alınmıştır. İnsanın gen diziliminin tamamlanması ile paleontolojinin bir adım daha ileri gitmiştir. Yeni gen dizileme teknikleri bir alana haklı popülaritesini teslim etmiştir.

Yeni bir insan türü olarak Denisovalıların bulunması oldukça yankı bulmuştur. Nitekim çok ufak buluntuların yeni gen dizilim teknikleriyle oldukça kapsayıcı bilgiler vermesi heyecan vericidir. Fakat daha çok bilgi için daha çok buluntu gerekir.

Samanlıkta İğne Aramak, “Ne Zaman”ın Bilimi, Modern İnsan Diasporasının İzinde, Topraktan DNA

Bu bölümlerde diş ve kemik bulma odaklı keşif süreci değişiyor ve bilim insanları insanlığın izini sürmeye devam ediyorlardır. Karışık kemik kümelerinden çıkan çeşitli kolajenlerin ayrıştırılmasıyla insan DNA sı avı sürdü.

Bulunan diğer süs gereçleri ve alet edevatın Danisovalara ait olup olmadığı konusu insanlığın bilinen kültürel geçmişi hakkında epey bilgi verecekti. Ancak konunun aydınlanması yöntem değişikliği ile aşılabilecekti: Topraktan DNA alma yöntemiyle çökeltilerin tabanındaki DNA lara ulaşınca işler değişebilirdi.

Çökel DNA konusu yeni bir teknik olmakla beraber, makinelerin işbirliği ile büyük miktarda çökeller analiz edildikçe belki de yepyeni homininler ortaya çıkacaktı. Kim bilir?

Hobbitler ve Wallace Çizgisi’nin Doğusuna Yolculuk

Paleontoloji alanında çok az şey insanları Hobbit tipi halkın bulunması kadar heyecanlandırmıştır. Sonuçta Endonezya’nın Flores Adasındaki bir mağarada bulunan küçük mü küçük kafatasından yola çıkarak yeni bir tür mü yoksa bir anomali mi olduğu konusuna eğilince DNA dizilimi ve antik gen dizilimi yöntemleriyle alınan yol burada etkililiğini gösterdi.

Bahsi geçen ne kadar şimdiki zamanda izole kaldıysa da 10 bin yıl önceki deniz seviyesi o bölgeyi sıçrayarak aşmak mümkündü. Zaten günümüzdeki deniz seviyesi son birkaç bin yılın ürünüdür. Yani çağların kapladığı alana bakılırsa oldukça yeni bir oluşumdur. Wallace çizgisi Asya ve Avusturalya faunasının ayırır ve buluntular da bu çizgiden itibaren değişiklik gösterir.

Homo Erectus ve Hayalet Popülasyon, Dünya’dan Yok Olmak

Arkaik DNA son dönen en heyecan verici sorunudur. Çünkü henüz dizilime girmemiş genler hiç bilinmeyen atalarımız olduğunun bir başka kanıtıdır. Bu bölümde en uzun süre yaşamış insan türü Homo Erectus’un yeni buluntuları ve değişen yöntemlerin hevesle yeni buluntulara uygulanması konu ediliyor. Ama Denisovalı popülasyonun coğrafi dağılımları ve iki türün karşılaşması üzerine elimizde maalesef çok bulgu yok.

Neslin tükenmesi kaidedir; istisna olan, hayatta kalmaktır.

Carl Sagan

Maalesef günümüzde Homo Sapiens türü hariç hiç bir insan türü artık yaşamıyor.

Peki, bu nasıl mümkün oldu? Beslenme alışkanlıklarımız mı? Doğa olaylarının muhalefeti mi? İklim değişiklikleri mi? Hastalıklar mı? Bunların yanı sıra ve en önemlisi bize miras kalanlar neler?

Genetik Mirasımız ve Bizden Önceki Dünya

Sonuçta atalarımızdan bize kalan adaptasyonların antik genler ve hayalet popülasyondaki izlerini süren bilim adamları çok ilginç verilerle karşılaştılar. Asya’nın doğusundaki insanlar, batısına oranla daha yüksek oranda Neandertal DNAsı taşıyordu. Nitekim bu beklenilenlerin tam tersiydi. Güney Asya’daki İnsanların Denisovalı genleri de taşıdığını göz önüne alırsak ilerde çerçevenin epey değişeceği aşikar. Sadece Denisovalılardan 400 gen varyantı aldığımız göz önüne alırsak henüz hayalet popülasyonun buluntuları ile karşılaşmadık ve insanlık tarihinin haritası net olarak çizilmedi. Fakat genetik dedektiflik sürdükçe resimde belli ki çok şey değişecek.

Son Söz

Kitap ilerledikçe yazarın alana katkılarını hayranlıkla okuyor ve yeni dönem paleontolojik gelişmeleri hevesle izliyoruz. Nitekim modern insana dek ortaya çıkan insan türlerini ayırmak, tarihlemek ve buluntular üzerine hikâyeler yazmak , tarih okuyuculuğunu zorlayan bir durum. Toplam resmin devasa boşluklarına rağmen bilim insanlarının azmi şüphesiz göz dolduruyor.

Oldukça eski zamanlara uzanan insanlık tarihindeki gelişmeler konusunda çok kısa mesafeler alınsa da asıl yeni çıkan teknoloji ve teoremler bilim insanlarına oldukça yardımcı oluyor. Sonuçta eski atalarımız her ne kadar dünya üzerinden silinse de genlerimizde yaşamaya ve bizi etkilemeye devam ediyorlar. Nitekim antik genetik bilimi bize o kadar çok şey anlatıyor ki, atalarımızın hikayelerini keşfetmek ve daha yolun çok başında olduğumuzu bilmek oldukça heyecan verici.

E. Nihan Acar

Multi-disiplinli bir alanda akademik arayışını sürdüren bir fenci- sosyolog olarak, peri masallarına ve bilime aynı anda inanan bir edebiyat hayranıyım. Fantastik ve bilim kurguya bayılırım. Üretkenliğimi sınadığım görsel tasarım, müzik ve sahne sanatlarından sonra edebiyat kıtasında arayışıma devam ediyorum. Kendimi bildim bileli okuyor ve yazıyorum. Online ve yazılı edebiyat platformlarında yayınlanmış kitap analizleri, inceleme ve öykülerim mevcut.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir