Saldırganlık: Nedenleri, Türleri, Tedavisi

130 kere okundu
16 dakikada okunabilir
saldırganlık

Saldırganlık (agresyon); düşmanca veya şiddetli davranışları içeren günlük hayatımızda son zamanlarda en çok karşılaştığımız konulardan biri. Bu yazımda saldırganlığın türleri, sebepleri ve günlük hayatımızdaki yeri üzerine odaklanacağız.

Saldırganlığın çeşitli birçok sebebi vardır. Bu sebeplerden bazıları sosyokültürel etmenler, genetik problemler veya çevresel etkiler olabilmektedir. Özellikle çocukluk ve ergenlik dönemleri saldırganlığa eğilim veren dönemlerdir.

Ancak saldırganlık söz konusu olduğunda dikkat edilmesi gereken şey eylemin ne olduğudur. Eylem bazen karşıdaki kişiyi sadece incitmeyi amaçlarken, bazen de fiziksel şiddet barındıran kavga, cinayet ve silahlı çatışmalar da içerebilmektedir.

Bu yüzden saldırganlık eylemin nedenine ve amacına göre çeşitli türlere ayrılır.

Saldırganlık Türleri

saldırganlık

Temelde saldırganlık tepkisel ve araçsal olmak üzere ikiye ayrılıyor. Tepkisel saldırganlık bir olay üzerine tepki olarak ortaya çıkar. Araçsal saldırganlık ise bir amaç uğruna veya amaca ulaşmada kullanılan saldırganlık türüdür.

Örneğin, size hakaret eden birine karşı gösterdiğiniz davranış tepkisel bir saldırganlıkken, kalabalık bir ortam içinde dikkat çekmek için sergilenen davranışlar araçsal tepkilerdir. Yani birinde bir olaya karşı tepki varken, diğerinde ise farklı bir amaç için saldırganlığı araç olarak kullanma söz konusudur.

Saldırganlığın ifade ediliş şekli de türünü belirlemede önemlidir. Saldırganlık bazen direkt, dolaylı, sözel, fiziksel ve pasif, aktif şekilde değişebiilmekte. Örneğin; tepki gösterilmek istenen kişiye doğrudan saldırmak bir direkt saldırganlık örneğiyken, başka birine söyleyip onu saldırmaya teşvik etmek dolaylı yoldan olan bir saldırganlık örneğidir.

Diğer yandan saldırganlık bazen pasif bazen de aktif olarak açığa çıkar. Örneğin; tepki göstermek istenilen şeye, kişiye ve olaya direkt tepki vermek aktif bir saldırganlık iken, arkadan iş çevirerek veya kişiye fark ettirmeden yapılan tepkiler ise pasif saldırganlıktır.

Gördüğümüz üzere saldırganlık nedenine, amacına ve ifade ediliş şekline göre farklılık göstermektedir. Şimdi de saldırganlığın arkasında yatan sebeplerinin neler olabileceğine bakalım.

Saldırganlığın Nedenleri

saldırganlık

Hormonlar

Beynin amigdala bölgesi duygusal hafıza ve tepkilerin oluşmasında rol alan bölgedir. Bu yüzden saldırganlığın büyük ölçüde amigdala tarafından kontrol edildiğini söylemek mümkün.

Ancak bu saldırganlığın biyolojik temelli olan açıklamasıdır. Bu biyolojik temel bazen yaşanan kafa travmalarından, bazen de doğuştan kaynaklanan hasarlardan kaynaklıdır.

Başka bir biyolojik açıklama ise hormonların etkisidir. Özellikle testesteron hormonu erkeklerde ve hayvanlarda etkili role sahiptir. Testesteron hormonu yükseldiğinde amigdala “savaş ya da kaç” tepkisi verir.

Bu da vücutta alarm durumuna sebep olur ve stres seviyesi yükselmeye başlar. Araştırmalar, yüksek seviyede testeseron hormonuna sahip bireylerde daha fazla saldırganlığın görülebildiğini söylüyor. Her ne kadar testesteron hormonu sadece erkeklere özgü gibi düşünülse de aslında kadınlarda bulunan testesteron miktarı da saldırganlık üzerinde etkili olduğunu unutmamak gerekir.

Öte yandan, serotonin hormonu da saldırganlığı engellemede görev alabilmektedir. Yüksek serotonin saldırganlığı önlerken düşük serotonin saldırganlık eğilimini arttırabilir.

Sosyal Çevre

Diğer yandan saldırganlıkta önemli olan diğer bir faktör de sosyal çevredir. Kişinin etrafında eğer saldırganlık sergileyen aile bireyi veya arkadaş varsa kişi bu davranışı zamanla öğrenecektir. Çünkü insan etrafında gördüğü davranışları taklit eder.

Skinner yazımda da bahsettiğim gibi saldırganlık davranışının sıklıkla görüldüğü ortamlarda eğer ödüllendirme mekanizması da varsa davranış ister istemez öğrenilecektir ve taklit edilecektir.

Örneğin, evde saldırgan davranışları olan abi çevresinde değer veya saygı görüyorsa, çocuk abinin gördüğü saygıyı ve sevgiyi saldırgan davranışların ödülü gibi algılar ve ileride kendisinin de saldırgan tavırlar göstermesi muhtemeldir.

Freud’a göre saldırganlık doğuştan gelerek başlayan ve aslında bütün canlılarda var olan bir güdüdür. Ayrıca bu güdü aynı zamanda cinsel iç güdü ile de bağlantılıdır. Freud cinsel arzuların engellendiği ya da bastırıldığı durumlarda saldırganlığın daha fazla görülebileceğini düşünür.

Madde Kullanımı

Saldırganlık üzerinde etkili olan başka bir faktör ise alkol ve madde etkisidir. Alkol ve madde kişilerde hem ruhsal bozukluklara hem de biyolojik deformasyonlara sebep olabilmekte. Çok fazla tüketilen alkol miktarı kişilerde kontrol mekanizmasının bozulmasına yol açar. Bu yüzden kişi kendini ve tepkilerini kontrol edemez ve saldırgan davranışlar sergileyebilmektedir.

Kültür

Bir başka etkili faktör ise içinde yaşanılan kültürdür. Özellikle ülkemizde Doğu kültüründe Batı kültürüne göre, daha fazla saldırgan davranışlarla karşılaşıldığını söyleyebiliriz. Özellikle kan davalarının, aşiret problemlerinin sıklıkla yaşandığı bölgelerde kültürün saldırgan davranışlar üzerindeki etkisini görmek mümkündür.

Çocuklarda Saldırganlık

saldırganlık

Çocuklarda bazı saldırgan davranışlara yetişkinler anlam veremeyebilir. Ancak çocuklar için öfke veya saldırganlık istediklerini elde edemediklerinde ortaya çıkan doğal bir tepkidir. Çünkü çocuklar istediklerini daha bildikleri bir yolla ifade edebilirler. Hele ki bir de etraflarında veya ailelerinde saldırgan davranışlar sergileyen bir çevre varsa saldırgan tepkilerin görülmesi oldukça muhtemeldir.

Çocuk mutluluğu, güvenliği veya istekleri karşılanmadığı durumlarda doğal olarak tepki gösterir. Örneğin akranlarına vurmaya başlar, ısırabilir, oyuncaklarını fırlatabilir, tekmeler veya tükürür. Çünkü bu davranışlarının isteklerinin veya ihtiyaçlarının karşılanmasında yararlı olabileceğini düşünür.

Saldırganlığı bir araç olarak kullanır. Bu tepkileri verdiğinde ilgiyi üzerinde toplayabileceğini ve isteklerinin yerine getirileceğini zanneder.

Sık sık saldırgan davranışlar sergileyen çocuklar etrafındaki insanlarla doğru iletişim kurmakta da zorlanır. Hızlı ve sert tepkiler gösterir, ilişkilerinde gergin ve streslidirler. Bu çocuklarda kural koymak pek işe yaramaz çünkü kuralları çiğnerler.

Ceza almak onları etkilemez ya da çok kısa süreli etikler.  Aynı zamanda saldırganlığa eğilimli çocuklar okulda akranlarıyla da çok fazla problem yaşarlar.

Saldırganlık hem erkek hem de kız çocuklarında sıklıkla görülebilir. Ancak cinsiyetler arasındaki hem fiziksel hem de biyolojik farklılıklardan dolayı tepkileri birbirinden farklı olabilir. Örneğin, erkek çocukları daha fiziksel tepkiler verirken kız çocukları ise daha sözlü tepkiler verebilir.

Önemli bir diğer faktör ise saldırgan davranışları sonrasında ailelerin verdiği tepkilerdir. Eğer gösterilen saldırgan davranışa ödül niteliğinde tepkiler verirseniz çocuk bu davranışı yapmaya devam eder çünkü pekiştirmiş olursunuz.

Ya da tam tersi şekilde çocuğun normal tepkilerine fazla katı ve anlayışsız tepkiler gösterirseniz de çocuklarda saldırgan davranışların oluşmasına sebep olabilirsiniz. Burada önemli ve etkili olan ebeveynlerin davranışa ve davranışın sebebine bakarak yerinde ve mantıklı tepkiler vermesidir.

Fazla ve sert tepkiler çocukta agresif tepkilere yol açabileceği gibi, hiç tepki vermemek de var olan davranışların artarak devam etmesine sebep olabilir.

Öfke ve Saldırganlık Farkı

Öfke saldırganlığa göre daha çok engellenmiş tepkilerin birikmesinden ortaya çıkar. Tepkiler birikir, birikir ve bir anda patlayarak öfkeye dönüşür. Öfke engellenmesi gereken bir duygu değildir. Aksine oldukça doğal ve birikmiş bir tepkidir ve ancak burada önemli olan doğru şekilde ifade etmektir. Saldırganlık ise tam tersine karşıdaki kişiyi incitmeyi amaçladığından öfkeye göre daha hoş karşılanmayan bir davranıştır.

Saldırganlık Nasıl Tedavi Edilebilir?

Saldırgan davranışlarının tedavi sürecinde çoğunlukla bilişsel davranışçı terapi (BDT) yöntemleri kullanılır. Böylece BDT ile saldırgan davranışların yerini daha sakin, ılımlı, yapıcı ve mantıklı davranışların alması sağlanır. Stresli anların nasıl yönetilebileceğini ve başlıca başa çıkma mekanizmalarını öğretir.

Çocuklarda ve ergenlerde karşılaşılan saldırganlık ise farklı yöntemler ile sakinleştirilebilir. Örneğin çocuk enerjisini atabileceği sporlara yönlendirilebilir. Böylece çocuk içindeki kontrol edemediği mekanizmayı hem topluma hem de kendisine fayda sağlayabileceği bir uğraşa dönüştürebilir.

Yazımı bitirmeden önce yeniden üzerinde durmak isterim ki saldırganlık bir bozukluk veya bir hastalık değildir. Yalnızca kişilerin olaylar karşısında verdikleri tepkilerin agresif ve zarar verici şekilde olmasıdır. Yani aslında sadece gayet normal olan tepkinin stil olarak yanlış verilmesindendir.

Tepkiler bastırıldığında veya engellendiğinde ise bu öfkeye dönüşür. Hepimiz günlük hayatımızda her gün iyi veya kötü, pasif veya aktif, dolaylı ya da direkt bir şeye tepki veriyoruz.

Çok basit bir örnek üzerinden gidelim: Sosyal medyaya girdiğinizde aslında çok sevmediğiniz bir ünlünün güzel bir fotoğrafını gördünüz diyelim. Bu fotoğrafı beğenip geçmek veya hiç beğenmeden bakıp geçmek de bir tepkidir. Ama aynı zamanda sırf sevmediğiniz için fotoğrafın altına kırıcı cümleler yazmak da bir tepkidir.

Ancak ikincisi, ünlü olan kişiyi incitme amaçlı olduğundan daha çok saldırganlığa yakın bir tepkidir. Bu yüzden önemli olan tepkilerimizi nasıl ifade ettiğimizdir.

Kaynakça

Serotonin – Vikipedi. (2005, December 17). https://tr.wikipedia.org/wiki/Serotonin

Testosteron – Vikipedi. (2006, April 18). https://tr.wikipedia.org/wiki/Testosteron

Beytiye Nur Turhan

2000 yılında Bursa’da doğdum. Liseyi Bursa Ulubatlı Hasan Anadolu Lisesi’nde okudum. 2018 yılında girdiğim ODTÜ Psikoloji Bölümü’nde 4. sınıf öğrencisiyim. Lisans sürecim bittiğinde klinik psikoloji üzerine yüksek lisans yaparak eğitimime devam etmek istiyorum. Psikoloji ve psikolojinin ilgili olduğu her alanı okumaktan, yazmaktan ve dinlemekten oldukça keyif alıyorum.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.