Nazan Öncel: Müziğin Sokak Kızı

1479 kere okundu
18 dakikada okunabilir
1
Nazan Öncel

Nazan Öncel, Türkçe müziğin “Sokak Kızı”, en cüretkâr şarkı sözlerinin sahibi… Bugün onunla dünyaya meydan okumalı bir yolculuğa çıkacağız.

Çocukluk Dönemiyle Nazan Öncel

Nazan Öncel

Nazan Öncel, 6 Şubat 1956 tarihinde İzmir’in güzel ilçesi Karşıyaka’da geliyor dünyaya. Annesi bir öğretmen, babası memur… Babası, Nazan Öncel doğduktan sonra evi terk edip gidiyor. Tam 37 gün boyunca isimsiz kalan bu bebeğe “Nazan” ismi veriliyor. Baba, bir zaman sonra ailesine geri dönüyor fakat Nazan 5 yaşına bastığında bu kez annesi Raziye Hanım ansızın ayrılıyor kızının, eşinin yanından. Öylece, bir gün eşinin annesine usulca bir şeyler söyleyerek…

Nazan Öncel ve kardeşleri, babaanneleriyle yaşamaya başlıyorlar. Hayatının bu döneminde okuldan da, evden de uzaklaşan Nazan Öncel’in kimi zaman sokaklarda kaldığı oluyor. Anneleri, bir düzen oturtmasının ardından çocuklarını yanına alıyor. Ancak ne yazık ki annesinin yeni eşi, üvey babası tarafından Demirden Leblebi şarkısında bahsettiği istismara maruz kalıyor.

“Benim kalbim yaralı.
Bu cehennem azabı!
Senin kızın hayatla işte böyle tanıştı.

Baba ne demek anne?
Bu kelime bana inan çok yabancı.
Çok üzgünüm çok!
Çok ne kadar az bir laf!
Hiçbir şeyi anlatmaya yetmiyor.

Elimden alınan hayatım,
Çalınan masumiyetim,
Sıkıyorsa biri kalkıp bir şey söylesin!
Dokuz yaşında bir çocuk…”

Müziğe merakı henüz çocukluk yıllarında ortadaydı sanatçının. Mandolin ve gitar çalmasını öğrenmişti önce. Gelgelelim, henüz reşit dahi olmadan görücü usulüyle, 12 yıl evli kalacağı ve çocuğunun babası olacak kişiyle, Salih Öncel ile evleniyor. Doğduğundan itibaren 37 gün boyunca isimsiz kalan Nazan, şimdi tanışmasından üzerinden 37 gün geçmişken Salih Bey ile kendini bir yuvanın orta yerinde buluyor.

Müzik Kariyeriyle Nazan Öncel

Nazan Öncel

Ancak evliliği, müzik kariyerine gölge düşürmüyor. 1975 yılında İzmir Radyosu’nun düzenlediği bir yarışmada birincilik elde eden Nazan Öncel, 22 yaşında genç bir kadın olduğunda ilk 45’liğini piyasaya sürüyor.

1980’e gelindiğinde Hırçın Kız, 1 sene ardından “Neden” şarkılarını çıkaran sanatçı, kariyerinin erken dönemlerinde olmasına rağmen Hırçın Kız‘ı ve Neden‘i ile Eurovision seçmelerine katılıyor ve ilk 15’e giriyor. 1 sene daha geçmesinin ardından ise Yağmur Duası uzunçalarıyla dinleyicilerinin karşısına çıkıyor.

Burada daha yavaş ve daha arabesk bir tarz benimseyen Nazan Öncel, Damarımda Kanımsın, Kaderimde Hep Güzeli Aradım gibi parçaları seslendiriyor. Bu parçaların yanında babasının iki adet şiirine de beste yapıyor sanatçı. Televizyonlara çıkmaya başlıyor, Ege bölgesinde ve özellikle de doğduğu şehir olan İzmir’de aktif bir şekilde radyo programlarına katılıyor.

“Yağmur duası mı ettin giderken gözlerime?
Yoksa gözlerimde yaşın ne işi vardı?
Ne ettimse, ne yaptımsa ben benden gittim.
Yoksa saçımda beyazın ne işi vardı?”

Bir oğlu oluyor, adı Serkan… Eşinden ayrılarak İstanbul’a yerleşiyor sonraları. Burada bir şirkette muhasebecilik yaparken elini kolunu müzikten çekmiyor, gitar kurslarıyla enstrüman bilgisini genişletiyor. Sonra ne mi oluyor?

90’ların rengârenk, uçuk kaçık, bomba gibi atmosferine girildiğinde Nazan Öncel de Bir Hadise Var albümüyle Türkiye müzik tarihinde adeta bir hadise çıkarıyor. Bütün sözler, bütün müzikler kendisine ait, şahsına münhasır. Hangimiz bilmeyiz, hangimiz dinlememişizdir o albümü? Mabel Matiz’in Gök Nerede albümünde yeniden seslendirmesiyle de hatırlayabiliriz Bir Hadise Var‘ı.

Vurgunum sana bir mahkum gibi,
Uykular haram bir zehir gibi,
Aşığım fakat hasretin deli,
Ezelden beri.

Bir hadise var, kimse bilmiyor…

Gitme Kal Bu Şehirde şarkısında yürek dağlayan Nazan Öncel, Âşık Değilim Olabilirim ile kısa süreli bir duygu değişim şokuna sokuyor dinleyenlerini. Özgür bir kadının bağımsız ruhuyla, “Değişip sen olsam da sana hep ters gelebilirim,” diyor. Yahu bu nasıl güzel bir betimlemedir! Sonra Aynı Nakarat var tabii, göbek attırırken “yarısı bayat” insanlığa isyan ettiren bir yandan.

Evlilik, Müzik, Güven

Nazan Öncel
Nazan Öncel ve Akşit Togay

Aynı zamanda menajerliğini yapan Akşit Togay ile nikâh masasına oturuyor Nazan Öncel. Müzik kariyerine yoğunlaştığı bu dönemde eşi her zaman destekçisi oluyor. Organizasyonlarla ilgilenen ve işleri başarılı bir şekilde sorunsuzca yoluna koyan Togay, çalışkanlığı ve sorumluluk sahibi kişiliğiyle Öncel’in omuzlarındaki yükü hafifletiyor adeta.

Çift, evliliklerinden “kâğıt üzerinde” olarak bahsetmeyi tercih ediyor. Kendi anlatımlarıyla, her iki tarafın da bireysel yaşamları devam ediyor. Nazan Öncel, Akşit Togay ile ilişkisini şöyle tanımlıyor: “Küçükken seni seviyorum sözünü duymadıysanız, yetişkin çağlarda duyduklarınıza da inanmıyorsunuz. Güvensizlik duygusu. Güveneceğiniz biri sizi bu yüzden etkiliyor. Bizimkisi dostluk ve güven üzerine kurulu bir ilişki. Aşk ilişkisi olması mümkün değil. Aşk insanın ihtiyacı, ama ben bu ihtiyacı güvende olmak uğruna feda etmeyi tercih ettim.’’

Hürriyet Kelebek’ten Cengiz Semercioğlu’na 5 yıl önce verdiği röportajda Akşit Togay konusuna şöyle bir eklemede bulunuyor Nazan Öncel: “Kâğıt üstünde diye bir şey var yani. Aksi zaten düşünülemezdi. Kardeşim, benim canım ciğerim. Her ne söylemiş olursa olsun bu böyle, değişmez. Başka türlüsü mümkün olamaz. Daha delirmedim çok şükür. Tövbe tövbe…”

Ben Böyle Aşk Görmedim (1994), Göç (1995), Sokak Kızı (1996), Demir Leblebi (1999), Yan Yana Fotoğraf Çektirelim (2003), 7’n Bitirdin (2006), Hatırına Sustum (2008), Hayvan (2011), Bazı Şeyler (2014) ve son olarak Durum Şarkıları (2018) ile özetleyebilirim sizlere, Nazan Öncel’in albümlerinin öbür kısmını.

Aşka düşmesiyle beraber gözyaşları dökerek kaydettiğini anlatıyor Göç albümünü. Hatta 2005 yılında Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği adına düzenlenen konserinde, “Beni asıl sevenler Göççülerdir,” demiş Öncel. Göç‘ten Gidelim Buralardan parçası, aslında dikkat edildiğinde albümün adıyla öylesine uyumludur ki! “Gidelim buralardan!” derken bir göçü kastetmişti belki. “Gidelim buralardan, dayanamıyorum…”

“Yükleyin ne varsa gönlüme demlensin.
Ayrılığın üstüne hasretim eklensin.
Beni geçirmeye yalnızlığım gelsin.
Ya dönülür ya dönülmez, kimse üzülmesin…”

“Ben sokak kızıyım!”

Sokak Kızı albümü, 90’larda devrim rüzgârı gibi eserken insanlar Nazan Öncel’e “uçuk kaçık” diyorlardı. Albüm, Modern Rock akımının ilk meyvelerinden bir tanesiydi o dönem için. Ben Sokak Kızıyım parçası gerek sözleri gerekse klipiyle yaman bir parçaydı. “Çocuk olmadım!” diye haykırıyordu Öncel. “Ben sokak kızıyım, bana iyi davranmayın!”

Ekmek çaldım fırından.
Katık buldum çöplükten.
Polis koştu peşimden,
Hırsız polis oynadım.

Tütün buldum yerlerden,
Gittim yaktım birinden.
Dayak yedim abimden.
Korkum yoktur itlerden!

Bu albümdeki kişisel favorim olan “Bırak Seveyim Rahat Edeyim” şarkısından bahsedesim var sizlere.

“Ben akşamları sevmem, akşamlar sorun yaratır.”

Burada, duygularını anlamlandırmaya çabalayan bir Nazan ile karşı karşıya kalıyoruz. Bir yandan hızlıca savunmaya geçen… Yalan söylemeye çalışan fakat beceremeyen bir türlü. Günün sonunda, iç dünyasındaki bütün bu kaosa ve iniş çıkışlara, gururuna, “Git de gebereyim!” naralarına rağmen yine usul usul “Bırak seveyim, rahat edeyim.” diye kalbini açık eden bir Nazan…

Demirden leblebi ne yenir ne yutulur...”

Demirden Leblebi, Kız Bebek, Sokarım Politikana gibi cesur şarkılarla doksanların son senesinde gündem belirleyen Nazan Öncel, o zamanlarda büyük eleştirilerin de hedefi oluyor.

Benim doğduğum gün saçaklar ağlamış.
Annem kız doğurdu diye babam suçlamış.
Tam 37 gün eve uğramamış,
Adımı koymamış.

Kız bebek demişler, sonra eksik etek.
Ya kaşık düşmanı ya da bazen avrat.
Ben bir kadınım ama önce insanım!
Ben bir kadınım, hem de kötü kadın!

O günleri günümüz ile bağdaştırarak şöyle anlatıyor:

“90’larda kadına şiddet, taciz gibi konuları işlediğimde bir kısım tutucu medya dünyayı başıma yıkmıştı. TIR’ların altında kalmış gibiydim. Özgecan Aslan aklıma geldikçe burnumun direği sızlıyor, toplum olarak sırtımızda onu koruyamamış olmanın halâ ağırlığı var. Bugün, çocuğa yapılan taciz bile meşrulaştırılmaya çalıştırılırken nasıl rahat uyuyabilir insan? Ne zaman kadına, çocuğa kimse yan gözle bile bakmayacak, ancak o gün içimiz rahatlayabilir.”

Şimdilerde Nazan Öncel

Nazan Öncel

Sanatçının 2000’lerdeki albümlerini uzunca anlatamayacağım sizlere. Onları dinlemek ve tadına varmak gerek. Umay Umay gibi, doksanlardaki albümleri yukarıda da bahsettiğim üzere devrim niteliğindeydi Öncel’in. Sözlerine yakından bakmalıydık, anlamlarını bulmalıydık o sözlerin beraberce.

Nazan Öncel’in şimdilerden bilinmeyenleri de var elbette heybemde. Kendisi resim yapıyor ve bunun müziğe büyük bir katkıda bulunduğunu söylüyor. Sahne kostümlerinin tasarımları da ona ait. Annesi ona öğretmiş dikiş dikmeyi… Modacılara saygı duyduğunu fakat o kıyafetlerin içinde yabancı gibi hissettiğini dile getiriyor.

Bununla beraber kâh yurtiçinde, kâh yurtdışında dolaşırken bulabiliriz onu. Şehirlerde, köylerde sokaklara ve insanların arasına karışıyor bolca. Hikâyeler de yazıyor ayrıca, hem de 2000 yılından beri. Böylelikle yalnızca müzikle sınırlı kalmıyor yaşamı, edebiyat dünyasına da giriş yapıyor. 2020 yılında raflarla buluşan Yarınsız Yarın Öncel’in ilk kitabı. Yarınsız Yarın‘dan pek narin tümcelerle sonlandıracağım bu güzel buluşmamızı:

Bazen kelimelere ihtiyaç duymadan gelen şey mutluluktur, ama kalıcı olmadığını bilirsiniz. Zamanı durdurmak ne kadar mümkünse mutluluğu tutmak da ancak o kadar mümkündür. Tekrarına en çok ihtiyacımız olup da tutamadığımız şeydir zaman. Oysa sonsuza kadar mutlu yaşadılar klişesine bile göz yumabilirdim, fakat böyle bir şeye gücüm yetmezdi ve zaman paha biçilmezdi. Bazıları geçmişini susturmayı, bazıları geleceğini konuşturmayı hayal eder durur. Ne geçmiş susar ne de gelecek konuşur. Bazen bir yarın bir ömre değecek kadar değerli olur ve o tek bir güne her nefesinde minnet duyarsın.”

KAYNAKÇA

https://onedio.com/haber/uvey-baba-tarafindan-istismar-eniste-ile-evlilik-nazan-oncel-in-filmlere-konu-olacak-hayatindan-kesitler-911294

https://www.biyografi.info/kisi/nazan-oncel

https://www.haberturk.com/nazan-oncel-iyi-ki-sokak-kizi-olmusum-magazin-haberleri-3228716-magazin

https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/nazan-oncel-yeni-kitabi-yarinsiz-yarini-anlatti-1815615

https://www.hurriyet.com.tr/kelebek/magazin/nazan-oncel-geride-kalmak-daha-zormus-40812413

https://www.hurriyet.com.tr/kelebek/magazin/nazan-oncel-cengiz-semercioglunun-sorularini-yanitladi-40237028

https://www.posta.com.tr/magazin/pazar-postasi/nazan-oncel-genclere-bir-yarin-borclu-oldugumuzu-dusunerek-onlardan-ozur-diliyorum-2316247

https://tr.wikipedia.org/wiki/Nazan_%C3%96ncel

Benan Çelik

24 Mart 2000 tarihinde İstanbul’da doğdum. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunuyum. Kazan Kültür ve Tabure Kültür Sanat dergisinde içerik üreticiliği yapmaktayım. Çocukluğumdan beri yazı yazmaya tutkunum; şiir, öykü, deneme, makale, şarkı sözü ve film senaryosu gibi türlerde ürünler veriyorum. Dünyayı sinematik değer uğruna romantize ediyorum.

1 Comment

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.