Edebiyat

HG Wells Evreni: Zaman Yolculuğu ve Distopya

HG Wells evrenini irdelediğimiz yazımız sizlerle.

İngiliz yazar, tarihçi, gazeteci ve sosyolog HG Wells, tam ismiyle Herbert George Wells, bilimkurgunun önde gelen isimleri Jules Verne ve Hugo Gernsbeck ile birlikte bu türün öncülerinden kabul edilir. Yazarın en önemli eserleri; Zaman Makinesi, Dr. Moreau’in Adası, Görünmez Adam ve Dünyaların Savaşı. Oysaki eser listesi oldukça kalabalık olan yazarın ismini bilmediğimiz veya bu saydıklarımız kadar ilgi çekmeyen bir çok eseri daha var.

Bu yazıda yazarın 1888 senesinde kaleme aldığı ilk öyküsü olan Kronik Argonautlar, Karıncalar İmparatorluğu, Derinlerde öykülerinin yanı sıra Zaman Makinesi ele alınacaktır. Öncelikle yazar ve dönemi hakkında bilgilenelim. Oluşturduğu sayısız evrenin köklerini görmeye çalışalım. Sonra adı geçen öykü ve romanına göz gezdirelim.

HG Wells Hakkında

HG Wells

HG Wells , 1866 senesinde İngiltere’de yoksul bir aileye doğmuş ve yine aynı topraklarda 1945 senesinde hayata gözlerini yummuştur. Fen Öğretmen Okulu’na giden ve sonrasında Londra Üniversitesi’ni bitiren yazar 1888 ve 1945 seneleri aralığında kalem oynatmıştır. Bu süre zarfında sayısız öykü ve kitaba imza atmış ve Fizik ve Biyoloji alanlarında ders kitapları bile yazmıştır.

Edebiyatın hemen hemen her alanına dokunan yazar, sosyalisttir. Bilimkurgu eserlerinin yanı sıra toplum eleştirisi, biyografi, otobiyografi gibi türlerinde yazmıştır. Hem bilimkurgu hem de kurgu dışı yazan yazarın tarih ve toplumsal kitapları da mevcut. Politika ve sosyoloji üzerine düşünen ve yazan yazarın, bilimkurgu tabanlı hikâyelerinde de bu altyapı hissedilir. İşte onu diğer yazarlardan ayıran temel nokta bu. Ursula Le Quin gibi sosyolojik temeli olan aykırı evrenler yaratmada oldukça başarılıdır.

Bilimkurgunun adına teknolojik gelişmeleri, eserlerine başarılı bir şekilde yedirir. Lazer, tanklar, atom bombası, zaman yolculuğu, otomatik kapılar, Ay’a yolculuk, genetik, biyolojik savaşlar gibi temaları ele alan yazar konunun teknik detaylarını değil konunun geçtiği evreni ve kurguyu yaratmayı tercih eder. Böylece teknik detaylarla boğulmadan okuyan herkesin anlayabileceği bilimkurgu ürünleri ortaya çıkar. “Bilimkurgunun Shakespeare’i” diye anılan yazar, bir dönem Uluslararası Pen Kulübü’nün başkanlığını yürütmüştür. Time Dergisi’ne kapak olan sayılı yazarlardandır. Bunların yanı sıra Nobel Edebiyat Ödülü’ne tam dört kez aday gösterilmiştir.

Viktorya Dönemi’nde yaşayan yazarın dönem etkileri eserlerinde de hissedilir.

Viktorya Dönemi Nedir?

HG Wells

20 Haziran 1837 – 22 Ocak 1901 tarihleri arasını kapsayan dönem oldukça özel. Çünkü bu zaman aralığı, Büyük Britanya topraklarında yükselişe geçen Sanayi Devrimine denk gelir. 1832 Reform Akımı ile başladığı varsayılan bu dönemi diğerlerinden sosyolojik ve ekonomik olarak ayrılır. Örneğin, bu dönemde bazı konular dünya gündemine girmiştir. Bunlar, köleliğin kaldırılması, işçi hakları, emek sömürüsü ve örgün eğitim gibi konular. Uluslararası paradigma değişikliklerin habercisi olan bu önemli dönemin edebiyatı da etkilemesi kaçınılmazdı. Sosyolojik ve ekonomik dengelerin değiştiği bu dönem tüm fikirleri, hayat tarzını, toplumsal tabakaları da etkilemiştir.

Kronik Argonautlar ve Karıncalar İmparatorluğu

HG Wells’in 1888 senesinde kaleme aldığı ilk öykü olarak geçen bu eserin Laputa Kitap dışında başka bir çevirisine rastlamadım. Ülkemizde yayınevlerinin sadece çok az bir kısmı çevirilerde kıyıda köşede kalmış ama değerli eserlere yer veriyor. Örneğin, Wells’in çoğu eseri dilimize çevrilmemiş. Öykü ağırlıklı üretmiş olan yazarın irili ufaklı tüm öykülerinin bir gün dilimize çevrilmesi dileğiyle, diyor ve kitaba geçiyorum.

Bu öykünün de yer aldığı kitabın tam ismi: Kronik Argonautlar ve Karıncalar İmparatorluğu. Oysa kitapta iki değil üç adet öykü mevcut. Üçüncü öykünün adı ise Derinde.

Kronik Argonautlar

Çevirisi Kübra Kavasçinay tarafından yapılan ve eserin ilk öyküsü Kronik Argonautlar, bilimkurgu tarihinde çok özel bir yere sahip. Çünkü tarihte zaman yolculuğu fikri taşıyan ilk öykü. Zaman yolculuğu, tabir yerindeyse, ilk kez HG Wells’in aklına geliyor ve bu temada öykü yazdığında sadece 22 yaşında olan yazar, her eserinde sadece tek bir temayı ele alıyor.

Bunların yanı sıra, öykü benim için anlaşılması zor bir öyküydü. Kurguyu yakalamak ve takip etmekte oldukça zorlandım. Bu durum, çevirisinden mi, yoksa 22 yaşındaki genç Wells’in henüz oturmamış kaleminden mi kaynaklanıyor, kararsızım. Ama öykü dar bir mekanda geçiyor. Dar evrenler yaratma konusundaki yazarın alışkanlığı bu eserle başlamış oluyor. Çünkü yazar genelde küçük bir yerde hatta bazen tek bir oda ve ya binada tüm kurguyu yönetebiliyor.

Bu öyküde de birkaç karakter ve mekan olarak, bir köy mevcut. Anlatıcı dil, arada sırada yer değiştiriyor. Çoğunlukla papaz olayı anlatıyor ama sonra zaman yolculuğu yapan da konuya ve diyaloğa dahil olabiliyor. Çizilen mekan kalıcı değil ama o fevri duygular ve kaygı dozu bulaşıcı. Yabancı birinin küçük bir köye gelmesi oldukça kaygı verici bir olay, dönemine göre. Zaman yolculuğu yapan argonautlar için kitapta şu tanıma ulaşıyoruz:

Argonautlar: Kahraman taşıyan ve hızlı anlamına gelen Argo adlı gemiden türetilmiştir.

sf: 9

Hikâyede kurulmaya çalışılan gizem örgüsü dönem özelliği olarak büyücülükten besleniyor. İnsanlar, anlamadıkları bir şekilde köylerine gelen bu zaman yolcusuna “büyülü bir vaka” gözüyle bakıyorlar. Köylünün normal dışı gerçekleşen bir olaya tavrı oldukça yüksek ve halk galeyana gelebiliyor. Papaz tampon görevini görüyor. Halk ile paranormal olay arasında köprü görevini görüyor ve zaman yolcusuyla birebir muhatap oluyor. Aralarında geçen diyalog bilimkurgu öyküsünün asıl çatısını oluşturuyor:

Otuz yıl aralıksız süren emek, sonra madde, biçim ve yaşamın gizli şeylerinin arasındaki en derin düşünce ve zamanda yolculuk eden gemim Kronik Argo, işte böylece artık kendi zamanıma ulaşıncaya kadar yıllar arasında seyahat ederek kendi çağıma gidebiliyorum.

sf: 31

Öyküdeki Zaman Tanımı

İşte paragrafın başındaki tarihi cümleler bunlar. Zaman yolculuğundan bahseden tarihteki ilk edebi metin olarak, eserde başka HG Wells alıntısı şu olabilir:

Zamanda uzantısı olmayan hiç bir şeyin maddesel dünyada da var olmayacağı hiç aklınıza gelmedi mi?

…Bu dört boyutlu şeyin aydınlığını alıp onun ışığında fiziksel bilimimizi yeniden incelediğimizde, kendimizi zamanın belirli bir kısmıyla- kendi çağımızla- umutsuzca sınırlı olmadığımız anlarız.

sf:33

Dördüncü boyutla ilgili yapılan bu akıl yürütme oldukça ileri görüşlü bir önerme. Lakin Einstein, genel göreliliği ortaya attığında sene 1916 idi. Wells dördüncü boyut olarak zamandan bahsetmesi 1888 senesine denk gelir.

Aynı bu şekilde, yazarın başka bir kitabında atom bombasından bahsetmesi de atom bombasının yapılışından 30 sene öncesi. Ne yazık ki Wells atom bombasının atıldığını da tanık olmuştur. Yazar atom bombasının atıldığı tarihten (6 Ağustos 1945) bir hafta sonra hayata gözlerini kapatmıştır (13 Ağustos 1945).

Karıncalar İmparatorluğu

Çevirisini Toprak Deniz Odabaşı’nın yaptığı ve 1905 senesinde kaleme alınan öykü distopik bir temaya sahip. Oldukça haraketli ve ilginç bir kurguya sahip olan öyküde HG Wells’in üzerine oturduğu fikir, karıncaların evrimi aslında. Tehlikeli bir göreve hazırlanan bir askeri bölük, hızlı seyreden ölümleri araştırırken bunun sebebinin karıncalar olduğunu fark edip büyük bir şaşkınlığa düşerler:

Buranın asıl sahipleri kimdi?

sf: 44

Bu karıncalar bildiğimiz karıncalar gibi değil. Daha iri, daha akıllı ve daha zehirli olan bu ırkın insanlar üzerine etkisi şimdilik küçük bir alandayken sonrasında neler olacağı meçhul:

Neden Tropik Güney Amerika’yla yetinsinler ki?

sf:58

Derinler

Bu öykünün de çevirisi Toprak Deniz Odabaşı tarafından yapılmış. Tek öykü, tek tema kuralı gereği eserin sadece tek bir kanalı var: Derin Sular. Okyanus tabanına insanlı araştırma küresi gönderen bilim insanlarının deneyimini anlatan öyküdeki bazı teknik detaylar, okyanus altı tasvir ve kurgusal süreklilik gayet yerinde.

Birden sığırcık sürüsünü andıran bir minik balık sürüsü ona doğru geldi. Fosforlu kar taneleri gibi yanından geçip gittiler ve Elstead arkalarında küreye doğru ilerleyen daha iri bir yaratık olduğunu fark etti.

sf:71

Sonrasında HG Wells ,okyanusun tabanında bambaşka omurgalı bir ırkla karşılaşıldığı aktarır. Küreden çıkmadan onların yaşantısına şahit olan karakterin derinlere inerken yaşadıkları kayda değerdir. Kürenin basınçtan etkilenmesinden, derin deniz ırkının yarattığı medeniyete dek okunması keyifli bir öykü okuyucuyu bekliyor.

Zaman Makinesi

HG Wells’in 1895 senesinde kaleme aldığı eser, içinde “zaman makinesi” kavramının geçtiği ilk eser. Bu anlamda Kronik Argonautlar öyküsü zaman yolculuğunu ilk kez ön plana çıkarır. Fakat fikrin kök salıp derinleştiği roman Zaman Makinesi. İlk modern bilimkurgu eserlerinden biri olan romana hızlı bir bakış atalım.

Zaman Makinesi, Viktorya Döneminde yaşayan karakterimizin zamanda yolculuk yapması ve bunu arkadaşlarıyla paylaşması konusunu işler. Bu paylaşımla birlikte detaylı ve derli toplu bir zaman yolculuğuna çıkarır karakter bizi. Bu romanda öne çıkan temalar, zaman yolculuğunun yanında sınıf farklılıkları ve ileriki zamandaki Dünya distopyası.

… çünkü erkeğin gücü ile kadının uysallığı, aile kurumu ve kadın ve erkek mesleklerinin farklılığı, bedensel güç çağının baskıcı zorunluluklarından başka bir şey değildir.

Zaman Makinesi, sf:32

Karakterimiz 802701 senesine gider ve orada Dünya üzerinde iki ayrı ırk olduğunu görür. Uysal ve güzel ırk Eloiler, kaygısız ve bazen akılsızca yaşayıp giderlerken; Morlock ırkı ise yer altında yaşayan tehlikeli bir ırk. Bu iki kesimle de muhatap olan anlatıcı aslında iki farklı tabaka analizi sunar. Alıntılar bize romanın alt temaları hakkında çok şey söyler:

Bana insanlığın batmakta olduğu bir zamanla karşı karşıyaymışım gibi geldi.

Zaman Makinesi, sf:85

Güç ihtiyaçtan doğar; güvenlik ise güçsüzlüğe sebep olur.

Nüfusun dengeli ve bereketli olduğu yerde çok çocuk doğurmak devlete lütuftan çok bela olur…

Zaman Makinesi sf: 62

HG Wells ve Anlattığı

Yazarın eserlerinde cömertçe kullandığı geniş tema yelpazesi, nasıl bir ufuk ve zekayla karşı karşıya olduğumuz hakkında, biz okuyuculara fikir veriyor. İleri görüşlü temaların okuyanı hayran bırakan bir öngörüsü var. Ufuk konusu, değişime açılan en kestirme yol. Yazarın romanındaki şu alıntıyla yeni dünyanın ihtiyaç duyduğu her şey aslında bir cümleyle özetleniyor:

Değişim ve değişime gereksinimin olmadığı yerde akıl da yoktur.

Zaman Makinesi sf:85

Kaynakça

H. G. Wells, 2020, Kronik Argonautlar, Karıncalar İmparatorluğu, Laputa Kitap, İstanbul.

H. G. Wells, 2017, Zaman Makinesi, Türkiye İş Bankası Yayınları, İstanbul.

E. Nihan Acar

Multi-disiplinli bir alanda akademik arayışını sürdüren bir fenci- sosyolog olarak, peri masallarına ve bilime aynı anda inanan bir edebiyat hayranıyım. Fantastik ve bilim kurguya bayılırım. Üretkenliğimi sınadığım görsel tasarım, müzik ve sahne sanatlarından sonra edebiyat kıtasında arayışıma devam ediyorum. Kendimi bildim bileli okuyor ve yazıyorum. Online ve yazılı edebiyat platformlarında yayınlanmış kitap analizleri, inceleme ve öykülerim mevcut.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir