Gülşen: Kavga, Sevda, Nirvana!

451 kere okundu
23 dakikada okunabilir
1
Gülşen

Gülşen hakkında konuşuyoruz bu kez…

Bugün bu satırlarda, son zamanlarda adını normalden çok daha sık duyduğumuz -malumunuz- kadın sanatçımız Gülşen bizimle olacak. Gülşen’i gerçekten tanıyor muyuz? Onun kim olduğunu biliyor muyuz? Elbette ki tanımak, sağlıklı yorum yapabilmenin de ön koşulu değil midir? Siz de benim gibi düşünüyorsanız, öyleyse yazının devamına buyurun, Gülşen’i bir de benden dinleyin.

Gülşen Bayraktar Çolakoğlu, 29 Mayıs 1976 tarihinde İstanbul’un Fatih ilçesinde, Çapa’da geliyor dünyaya. Aslen Ordulu olan Gülşen, ev kadını Nimet Bayraktar ile makine mühendisi Arslan Bayraktar’ın üçüncü ve son çocukları. Küçüklüğü, ergenliği Fatih’te geçen Gülşen, fındık hasadı için yılda birkaç kez Ordu’yu da ziyarete gidiyor ailesiyle. Liseyi Şehremini Anadolu Lisesinde okuyor. Lisede Uzakdoğu dövüş sporlarına olan ilgisi, onu karate eğitimi almaya yönlendiriyor. Bir de siyah kuşak sahibi oluyor Gülşen. 17 yaşında, arkadaşıyla sokakta uğradığı sözlü taciz nedeniyle karateyi günlük yaşamında kullanmak durumunda kaldığını söylüyor. Ve birkaç kez daha…

Liseyi bitirmesinin ardından başarılı eğitim hayatını İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Müziği Nazariyatı bölümü ile taçlandırıyor. Üniversitede iken mekânlarda sahne alan Gülşen, iş ve okulu aynı anda götürememesi nedenle üniversiteyi tamamlamıyor. Bu dönemde Türk Halk Müziği dersleriyle kendini geliştiriyor. Çelik ve Bendeniz gibi isimlerin arka vokalliğini yapıyor.

Keşfedilmesi ile Başlayan Müzik Kariyeri: Be Adam

Takvimler 1995 yılını gösteriyor; Gülşen henüz 19 yaşında. Sahne aldığı Ataköy’deki bir barda güzel sesiyle dikkatleri üzerine çekiyor ve albüm yapımcısı Serap Turgay tarafından keşfedilmesi işte bu şekilde oluyor. Burada albüm teklifi alan sanatçı, Raks Müzik ile dört albümlük bir anlaşmaya imza atıyor.

Anlaşmanın akabinde 1 yıl sonra ilk albümü olan Be Adam piyasaya çıkıyor. Albüm kapağında erkeksi bir tarzla karşılıyor dinleyenlerini. “İçine ata ata ne hâle düştün, tuta tuta çatlayacaksın be adam! Çekinme haydi, haydi söyle de kurtul bundan. Kura kura kurudun be adam!” diyerek hâlen dilimizde olan Be Adam parçasını buluşturuyor Türkiye ile. Klibinde pijama giymesi nedeniyle “Pijamalı Kız” olarak anılmaya başlıyor genç sanatçı.

Albümün üçüncü şarkısı olan Saz mı, Caz mı ile bir diğer ünlü doksanlar parçasına imza atıyor. “Oralarda mevsim yaz mı? Bu nağmeler saz mı caz mı? Benim gönlüm kar mı buz mu? Bilemiyorum ki, nereden bileyim? Teselliler ney mi mey mi? İçiyorsak sebebi belli!” “Saz mı Caz mı” birçok şarkıcının yorumladığı bir eser yıllardır. Her duyanın eşlik ettiği, sözlerini mutlaka bildiği… Bu ilk albümü ile 3. Kral TV Video Müzik Ödülleri’nde En İyi Çıkış Yapan Kadın Sanatçı kategorisine aday oluyor.

İlk albümünde doksanların hareketli havasına kapılırken bir yandan da güçlü sesinden hüzünlü şarkılar dinlememizi de istiyor Gülşen. Be Adam, Saz mı Caz mı, Zig Zag, Yaz Gülüm, Tuti Dillim, Fırsatçı, Aman, Gel Yapma Gel gibi enerjik şarkılarının yanında Son Sözüm, Sarı Gül, Gel Çarem, Nasıl Unut Dersin, “Buzdağım” şarkılarında aşktan, aşk acısından, özlemekten bahsediyor kendi stilinde. Oldukça kederli ve yüreğe dokunan sözler, melodilerle büyük başarı yakalıyor. Gel Çarem‘i bilmeyen, dinlememiş olan var mıdır? Gülşen, “Haykırırım sana, aşkına kana kana!” diye bağırdığında hislenmeyen?

“Güneşim sıvanır mı çamurla?

Yangınım söner mi umutla?”

Aynı yıl içerisinde dünya evine giren Gülşen, özel yaşamına odaklanarak müziğe kısa bir süreliğine ara veriyor.

Erkeksen: Eyvallah Yiğidim! Ben Böyleyim!

Doksanların ve de 20. yüzyılın sonlarına yaklaşırken ikinci albümü Erkeksen ile piyasada adından söz ettiriyor Gülşen. Erkeksen ile “Ben buradayım!” diyor adeta. Bu albüm için Prestij Müzik ile anlaşıyor. Gülşen’in Raks Müzik ile iki yıl daha anlaşması olduğunu öne süren yapımcı Serap Turgay, sanatçıya dava açıyor.

Prestij Müzik’ten tanıdığımız bir isim, Mahsun Kırmızıgül ise kendisine yöneltilen iddiaları reddediyor. Gülşen bu albümden, “Be Adam’dan sonra zevk olsun diye bir albüm daha yaptım. Eşimin lokallerinde birkaç kez sahneye çıktım.” diye bahsediyor.

İlk albümü Be Adam gibi yarı neşeli, yarı üzüntülü parçalardan oluşuyor ikinci albümü de. İkinci albümden kişisel iki favorim hiç tartışmasız Yiğidim ve Gözü Karalım olacaktır. Açıkçası Gülşen’in üzüntülü şarkıları arasından bir “en” seçmenin oldukça zor olduğunu düşünüyorum. Hangisini dinleyerek ağlayacağını planlayamıyor insan. Veya hangisini dinlerken ağlayacağını ansızın.

“Gidişine değil ağlamam,

Mesafeler tanıdık bana.

İsyanım sadece göklere!

Neden yasaksın bana?”

2000’ler Geldi Çattı: Şimdi, Of Of, Yurtta Aşk Cihanda Aşk

Şimdi albümü, 2001 yılında dinleyenlerin kulaklarının pasını silmeye hazır hâle geliyor. Sanatçının ilk eşinden ayrılmasının ardından yaptığı ilk albüm, Şimdi. Türkiye’nin o dönem içinde bulunduğu ekonomik darboğazın yapım şirketine de yansımasıyla yalnızca İhanet parçasına klip çekilebiliyor. Albümün genel havası ise ayrılık, hayal kırıklığı, güven kaybı üzerine.

2004, Of Of albümünün zamanı… Erol Köse Production etiketiyle 2000’lere damga vuran albümle ilgili radyocu Michael Kuyucu, “Gülşen’in kariyerinin en iyi hazırlanmış albümü.” şeklinde konuşuyor. Ülkemizde tam 335 bin kopya satan Of Of, 11. Kral TV Video Müzik Ödülleri En İyi Pop Kadın Sanatçı Ödülü’nü getiriyor sanatçıya.

Albüme adını veren Of Of parçası, Nazan Öncel’in bestesi. Bu parça ile bir de 11. Kral TV Video Müzik Ödülleri Yılın Şarkısı Ödülü’nü kazanıyor Gülşen. Ödüllere doymuyor anlayacağınız. Sarışınım, Nazar Değmesin, Sakıncalı gibi hit şarkılar 2000’lerin ilk on yılında Gülşen’i daha da sevdiriyor hâliyle.

“Yanıyor içim dışım, bir garip hâlde,

Ne sözüm geçer ne gücüm yeter bu kalbe,

Yolumu çizdi çoktan düşünmeden sonunu,

Bilmiyor, bu aşk yakacak onu pare pare!

Tutuldum sakıncalı bir sevgiliye…

2006’da Yurtta Aşk Cihanda Aşk albümünü çıkarıyor ve başarısına başarı katıyor sanatçı. Satışa çıkmasının akabinde 2006 yılı içerisinde tam 171 bin kopya satılıyor. Bu sayede MÜ-YAP’ın altın sertifikasını elde ediyor. D&R’ın “Çok Satanlar”ında ise bir numaraya çıkıyor.

Klip çekilen parçalar çeşitli müzik listelerinde -beklendiği üzere- üst sıralarda yer alıyor. Ne Kavgam Bitti Ne Sevdam, Yurtta Aşk Cihanda Aşk, Ya Tutarsa gibi hepimizin sevdiği, dinlediği, eşlik ettiği şarkıları hediye ediyor Gülşen bizlere.

“Ne kavgam bitti ne sevdam,

Ömür geçer gönül geçmez…”

2007-2015: Ama Bir Farkla, Önsöz, Beni Durdursan Mı, Bangır Bangır

2007’den 2015’e kadar çıkardığı albümler, birbiri ardına popülerliklerini koruyorlardı. Yatcaz Kalkcaz Ordayım teklisi, Kardan Adam, Murat Boz ile düeti olan tekli İltimas, Dan Dan, Dillere Düşeceğiz Seninle, Irgalamaz Beni Türkiye’de tabiri caizse “patladı” ve Gülşen müzik kariyerinde hızlı, sağlam bir ivme kazandı. Zaten var olan başarısının üzerine daha çoğunu ekliyordu Gülşen. Klipleri ses getiriyor, kimi zaman ise eleştiriliyordu. Fakat kendi olmaktan ve kendi tarzını sanatına yansıtmaktan geri durmadı.

Günümüze Değin Gülşen

Bugünlere yaklaşırken Gülşen yepyeni teklilerle adından söz ettirmeye devam ediyordu. Bir İhtimal Biliyorum, Edis ile düeti Nirvana ve Lolipop ile müzik çalışmalarını devam ettirdi. 2016 yılında kendisinin yapımcılığını da üstlenen aranjör ve besteci Ozan Çolakoğlu ile hayatını birleştirdi. Evliliklerinin bir yıl ardından ilk çocukları Azur Benan geldi dünyaya. Azur Benan’ın, kendisinin yaşamında bir dönüm noktası olduğunu söylüyor sanatçı.

Geçtiğimiz Mart ayında Bergen’in Sen Affetsen Ben Affetmem eserini Saygı Albümü: Bergen’de seslendirdi. Burada şarkının aslını korudu; aynı zamanda şarkıya bir miktar tempo katarak yorumladı.

Gülşen, UNICEF’in Stars of İstanbul adındaki eğitim projesi kapsamında En Parlak Yıldız şarkısını besteledi ve şarkıyı kendisi söyledi.

Gülşen, son zamanlarda sahne kostümlerine yapılan ağır eleştiriler karşısında sosyal medya hesaplarından bir açıklamada bulunmuştu.

Ben bir kadın bedeninde dünyaya gelmiş bir insanım. İsmim Gülşen.

“Ama… Hadi şimdi bu bağlacı başka cümleler içinde de kullanıp pekiştirelim. Bu kıyafet plajda giyilir ama sahnede giyilmez. Bu kıyafeti sesi olmayan, şarkılarıyla gündeme gelemeyen giyer ama sanatkâr olan giymez. Bu kıyafeti yabancılar giyer ama burası Türkiye. Giyemez. Hadi giydi, ama o dansı edemez. Evliliği yolunda değilse, aldatılıyorsa, boşanıyorsa ve yeni bir erkek peşindeyse giyer ama her şeyi yolunda giden bir evliliği varsa giymez. Şu ana kadar tamamdı ama bu sefer limiti aştı.

“…Şimdi o tüm “ama”ların sonrasındaki cümlelerinize cevaben… Ben bir kadın bedeninde dünyaya gelmiş bir insanım. İsmim Gülşen. 26 yıldır tek başıma ayaklarımın üzerinde duruyor ve arı gibi çalışıyorum. Hiç kimseye muhtaç değilim. Pop müziğe değer ve yenilik katabilmek adına sayısız şarkı yazdım. Meğer, insan performansına gösterdiği özeni giyimine de gösterince sanatkârlığı yok oluyormuş. Vazgeçmem istenen şey daha az göze batmak ya da daha çok onay görmek için kendimi, bedenimi, vizyonumu yok etmem mi? Yoksa asla inanmadığım belirli yaftalara ya da yargılara itaat etmem mi?”

Kendi ayaklarınıza, hemcinslerinizin ve evlatlarınızın ayaklarına takmaya çalıştığınız prangaların farkında mısınız?

“…Kıyafet üzerinden farklı farklı “ama”larla sırf beni ya da sizden olmayanları nasıl alaşağı ederiz diye düşünerek çıktığınız bu yolda aslında kendi ayaklarınıza, hemcinslerinizin ve evlatlarınızın ayaklarına takmaya çalıştığınız prangaların farkında mısınız? Bir gün gelip kadını ya da kendinden olmayanı yok saymaya, baskılamaya ve gerektiğinde yok etmeye hevesli bu ataerkil sistemin sizin gibi düşünenlerden de aldığı güçle gelip sizi de boğabileceğini hatta boğmakta olduğunu görmüyor musunuz?

“…Evet ben bir anne babanın kızı, evet, bir erkeğin eşi ve bir yavrunun annesiyim. Babasının kızı, bir erkeğin karısı, bir çocuğun annesi olmaktan öte, ben aklı ve düşünme yeteneği olan, özgür iradeye sahip bir insanım. Bana kıyafetim, yaşım, anneliğim, cinsiyetim, eşliğim ya da sanatkârlığım üzerinden kurulmaya çalışılan tüm baskılar gibi, eğer çeşitli baskıların içine hapsedilmiş nefessiz, umutsuz, çaresiz bırakılmaya çalışılmış tek bir kişi dahi var ise okuyup nefes bulsun. Küçük sandığı dünyada aslında yalnız olmadığını, kabul gördüğünü ve çok sevildiğini bilsin istedim. Çünkü yaşam bu zihniyetler kadar küçük değil.”

Bir kadının, sanatçı olsun veya olmasın, bedeni üzerinden yargılanması çirkinliğine maruz kaldı Gülşen. Belki de toplumun hem ona hem bütün kadınlara dayattığı “birinin bir şeyi olma ve buna göre davranma” baskısına karşı çıktığı için eleştirilere hedef oldu. Çünkü kendisinin de söylediği gibi, o bir anne… O bir eş… Bir anne babanın çocuğu… O bir sanatçı… O bir kadın… Fakat her şeyden önce bir insan. Etiyle, kemiğiyle, duygu ve düşünceleriyle, duruşuyla, ruhuyla, varlığıyla.

Anne, eş, evlat sıfatlarının çok ötesinde; en nihayetinde, o bir “insan”.

Fakat ne yazıktır ki toplumumuzun “namus savaşçıları”, bu ülkenin bütün kadınlarında bir kusur arama, açık yakalama ve onları ayıplama, cık cıklama derdine düşmüş durumdalar.

Kadınların her gün yaşama ve birey olma mücadelesi verdiği, öldürüldüğü, tacize/tecavüze uğradığı, psikolojik ve fiziksel şiddetin her türlüsüne, mobbinge, ücret eşitsizliğine maruz kaldığı bir dünyada bu olaylar karşısında suspus olan bu namus savaşçılarımızın tek sorunu bir kadının ne giydiği, nasıl dans ettiği, nasıl gözüktüğü. Gülşen’in de söylediği gibi,

“Bu sıfatlardan fazlasıyım. Hiçbir sıfatın kölesi değilim. Kimseye ait değilim. Ben kendimim. Kendime aitim.”

KAYNAKÇA

https://www.instagram.com/gulsen

https://tr.wikipedia.org/wiki/G%C3%BCl%C5%9Fen

https://onedio.com/haber/cesur-sahne-kiyafetleriyle-gundemden-dusmeyen-gulsen-kimdir-gulsen-kac-yasinda-evli-mi-1065597

https://onedio.com/haber/dunya-gorusu-ve-kendine-guveniyle-gulsen-in-her-gecen-gun-daha-cok-asik-oldugumuz-durusunu-konusmamiz-lazim-893863

Benan Çelik

24 Mart 2000 tarihinde İstanbul’da doğdum. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunuyum. Kazan Kültür ve Tabure Kültür Sanat dergisinde içerik üreticiliği yapmaktayım. Çocukluğumdan beri yazı yazmaya tutkunum; şiir, öykü, deneme, makale, şarkı sözü ve film senaryosu gibi türlerde ürünler veriyorum. Dünyayı sinematik değer uğruna romantize ediyorum.

1 Comment

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.