Grup Psikoterapisi: İyileştirici Bir Güç

509 kere okundu
24 dakikada okunabilir
grup psikoterapisi

Grup psikoterapisi, veya grup terapisi, bireysel terapi gibi birey üzerinde oldukça etkisi olan bir terapi türüdür. Bu yazım, grup psikoterapisi ve onun iyileştirici ve güçlendirici yönleri ile ilgili olacak. Bu yönleri ise ünlü psikoterapist Irvin D. Yalom’un Bugünü Yaşama Arzusu kitabından örnekler ile somutlaştıracağım.

Grup Psikoterapisi

Grup kavramı biz insanların günlük yaşamının önemli bir parçasıdır. Bir grup, birbirlerine bağlı şekilde belirli hedeflere ulaşmak amacıyla toplanan iki veya daha çok bireyden oluşan bir yapıdır. İçinde yer aldığımız aileden, okuduğumuz okuldaki sınıflara kadar gruplar, hayatımızın büyük bir bileşenidir.

Günlük yaşamımızda büyük veya küçük olarak nitelendirdiğimiz pek çok problem yaşarız. Bu problemlerin üstesinden gelmeye ve hayatımıza olan etkilerini azaltmaya çalışırız. Bu noktada, yardım almak ve bize rehberlik edecek insanlarla bir araya gelmek önemlidir. Bireysel olarak psikolojik destek almanın yanında grup terapisi de bu konuda oldukça etkilidir.

Grup psikoterapisi, birtakım psikolojik problem yaşayan veya öz farkındalığını arttırmak isteyen bireylerin bir grup lideri ve/veya bir yardımcı lider eşliğinde bir araya gelerek katıldığı bir terapi türüdür. Grup üyeleri, deneyimlerini diğer üyelerle paylaşır. Böylece yaşadıklarına farkındalık kazanır ve yaşamlarındaki zorluklarla başa çıkmak için yeni sosyal destek kazanırlar.

Grup psikoterapisi ile bireyler zamanla birbirleriyle etkileşime girer, birbirlerinden geri bildirim alır ve davranışları değişip gelişir. Bu yönleri ile grup psikoterapisi, iyileştirici özellikler taşımakta.

Üyelerin birbirlerinden etkilenmesini şu şekilde açıklıyor Samuel T. Gladding Groups: A Counseling Specialty adlı kitabında:

Grup bir sistemdir. Sistemdeki her eleman, başka herhangi bir elemanın başına gelenlerden etkilenir. Dolayısıyla sistem en zayıf halka kadar güçlüdür.

Bir grup psikoterapisinde, grup lideri oldukça önemli rol oynar. Bir grup lideri, aktif dinleyici olarak empati yeteneğine sahiptir. Onları anladığını belirtmek veya söylenenleri netleştirmek için üyelerin söylediklerini farklı kelimelerle tekrar ifade eder. Açık uçlu sorular sorarak üyelerin kendilerini açmalarına yardımcı olur. Gruptaki psikolojik riskleri en aza indirmeye çabalar. Üyeleri teşvik edici ve güçlendirici bir tutum sergiler. (Gladding, S.T., 2019)

İyileştirici (Terapötik) Faktörler

Haftalarca süren bir grup psikoterapisi süresince üyeler birbirleriyle etkileşime girer. Bir grup içinde yer almanın yarattığı etkileşim ile birlikte grup içinde iyileştirici faktörler ortaya çıkar. Bu faktörler, bireylerin yaşadıkları psikolojik problemlerin üstesinden gelmelerine yardımcı olur. Bahsettiğim bu 11 faktörü gelin yakından inceleyelim.

Özgecilik:

Diğerlerine, diğer grup üyelerine yardım etme anlamına gelir. Yardım eli uzatan bireyin öz saygısı artar ve diğerleri için önemli olduğunu hisseder.

Grup Bağlılığı:

Grupta yer alan üyelerin, o gruba ait hissetmeleri ve grupta kabul görmeleri. Bu durum zamanla gelişir ve giderek artar. (“Grup Bağlılığı” kavramı hakkında detaylı bilgi için “Grup Bağlılığı ve Uyma” başlıklı yazıma göz atabilirsiniz.)

Evrensellik:

Belki de grup psikoterapisinin en önemli iyileştirici faktörlerinden biri bu olabilir. Kendilerini yalnız hisseden üyeler, aslında benzer sorunlara sahip olan sadece kendileri olmadığını fark eder. Diğerlerinden farklı ve yalnız olmadıklarını keşfederler.

Bireylerarası Öğrenme – Girdi:

Bir üyenin diğer üyeler üzerinde bıraktığı etkiyi görmesidir. Diğer üyelerin verdiği geri bildirimler sayesinde öğrenilen her şey. Bu sayede birey farkındalık yaşar.

Bireylerarası Öğrenme – Çıktı:

Bireylerin diğer insanlarla geçinme konusundaki becerilerini geliştirmesi olarak tanımlanabilir. Böylece bireylerin iletişim ve sosyalleşme becerisi artar ve güven problemi aşılır.

Rehberlik:

Grup üyelerinin birbirlerine bir konuda ne yapacakları konusunda tavsiye ve öğüt vermesi. Birbirlerine rehberlik eden üyeler, daha fazla bağ kurar.

Katarsis:

Grup üyelerinin içlerindekileri boşaltması olarak tanımlanır. Bir kişiye veya olaya karşı olan olumlu/olumsuz duyguların dışa vurumu. Bir grup psikoterapisinde olmazsa olmaz bir faktördür. Birey içindekileri boşaltarak rahatlama yaşar.

Özdeşleşme:

Gruptaki bir bireyin diğer üyelerin davranışlarını model almasıdır. Örneğin, üyelerin kendileri hakkında utanç duyduğu durumları rahatça anlattığını gören bireyin de aynısını yaparak kendisini açması.

Aile Ortamının Yeniden Sahneye Konması:

Üyelerin grup içinde yer almaları sayesinde kendi aile hayatlarını yeniden yaşaması ve anlamasıdır.

Umut Aşılama:

Diğer üyelerin gelişme göstermesinin bireyi teşvik etmesi ve cesaretlendirmesidir. Bu cesaret ve teşvik ile birey, kendisine inanır ve gelişmeye daha istekli olur.

Varoluşsal Etmenler:

Üyelerin hayatın bazen adaletsiz olduğunu, hayatın acısından kaçış olmadığını kabul etmesidir. Bireyler, hayatın gerçekleriyle yüzleşir. (Yalom, I., 2020)

Grup psikoterapisi içinde yer alan 11 iyileştirici faktör, grup içinde yer alan her bireyin değişim ve gelişimini destekler. Birbirinden farklı insanların bir araya gelerek bir bağ kurmasıyla yaşadıkları farkındalıklar, cesaretlenmeler, teşvikler ve yüzleşmeler, onların ilerlemesine olanak tanır.

Irvin Yalom ve Bugünü Yaşama Arzusu

grup psikoterapisi

Irvin D. Yalom, 1931 Amerika doğumlu ünlü psikoterapist, psikanalist ve yazar. Yazdığı onlarca bilimsel kitap ve romanın yanı sıra Standford Üniversitesi’nde profesörlük yapmıştır. Hala yaşamına devam eden Yalom, varoluşçu psikoterapi ekolünün en önemli temsilcilerinden biri.

Irvin Yalom’un kaleme aldığı Bugünü Yaşama Arzusu, roman tarzında olup bir grup psikoterapisinin seans seans anlatıldığı bir kitap. Yalom, bu seansları öyle güzel işlemiştir ki romanında, okuyucuyu içine çekmeyi başarabilmiştir. Ayrıca kitapta grup psikoterapisi içinde yer alan neredeyse her kavramdan örnekler görülmekte.

Yalom, Bugünü Yaşama Arzusu’na bir sağlık kontrolünde ortaya çıkan kanseri ile bir yıl daha sağlıklı bir hayat geçirebileceğini öğrenen terapist Julius Hertzfeld’in iki hafta boyunca seanslarını iptal ederek hayatını sorgulamaya başlaması ile başlıyor.

Bu zamana kadar yaptığı terapilerinde başarısız olduğunu düşündüğü hastalarından biri olan Philip Slate ile iletişime geçip hayatında neler olup bittiğini, iyi olup olmadığını öğrenmek istiyor Julius. Bu noktada Julius’un geçmişinde bitirilmemiş işleri olduğunu ve bu işlere odaklanmak istediğini görüyoruz.

Philip Slate ise, felsefi danışmanlık eğitimi alarak danışman olmuş. Julius ile mesleki süpervizyon için yaptıkları anlaşma ile Julius’un grup liderliğini yaptığı grup terapisine 6 ay boyunca katılmayı kabul etmiştir.

Bahsedilen grup, bir psikoterapi grubu. Her üyenin yaşadığı sosyal ilişkiler konusunda çektikleri zorluklar ele alınmakta. Ek olarak, bu grup süreç içinde yeni üyelerin eklenebildiği açık bir grup. Terapi oturumları, Julius’un ofisinde, doksan dakikalık seanslar halinde yapılmakta.

Bugünü Yaşama Arzusu‘nda Grup

Kitabın en güzel yanlarından biri, her karaktere teker teker değinmesi ve her sayfada onlar hakkında daha fazla bilgi edinmemiz. Kitapta bahsi geçen grupta yer alan üyeler; Pam, Gill, Tony, Stuart, Rebecca, Bonnie ve son olarak daha sonra gruba katılan Philip. Gelin, onları ve ilişkilerini biraz yakından tanıyalım.

Pam

Pam, bir üniversitede İngiliz Dili ve Edebiyatı profesörüdür ve grubun sevilen bir üyesidir, grup üyeleri onun fikirlerine önem verir. Kocasını ve onu terk eden eski sevgilisini saplantılı bir şekilde düşünmekten kurtulamayıp bir meditasyon tedavisi için Hindistan’a gider ve grup terapisine birkaç hafta ara verir. Gruba geri döndüğünde on beş yıl önce kendisini cinsel açıdan kullanmış olan Philip ile karşılaşır ve son oturuma kadar Philip ile çatışır.

Gill

Gill, mutsuz bir evliliğe sahiptir ve sürekli olarak gruba karısını şikayet etmektedir. Hiçbir kadına karşı dürüst ve açık bir tutum sergileyemez. Pam bu konu hakkında ona geri bildirimlerde bulunur ve Gill onun düşüncelerini dikkate alıp düşünür. Julius’un da teşviğiyle Gill kendini daha fazla açmış ve beş senedir alkolik olduğunu açıklamış, yardım almaya başlar. Kadınlara karşı tutumları da değişir.

Tony

Tony, daha önce hapse girip çıkmış bir marangoz. İşçi olmaktan utanır ve bu hislerini grup ile rahatça paylaşır. Gruptakilerle yüzleşmekten çekinmez. Grup içerisinde Pam ve Philip ile yaşadığı sorunlar olsa da bunların üstüne giderek çözüme kavuşturur. Grubun ona, onun da gruba çok faydası olmuştur. Cahil olmaktan sızlanan Tony, kitabın sonunda eğitim alarak co – terapist olur.

Stuart

Stuart, gruba karısının onu terk etme tehdidiyle katılır, kendi tercihi değildir. Grubun söylemiyle grubun “fotoğraf makinesi”dir, grupta olanları en iyi o özetler fakat hiçbir zaman kendini fotoğrafa dahil etmez. Onun zor bir danışan olduğu söylenebilir çünkü Stuart yardım almayı reddetmekte, gruptakilere geribildirim vermeyi, onlara yardımcı olmayı sevmekte fakat duygularını gruba açmamakta. Grubun son seanslarına doğru diğer üyelerin yaptığı itiraflardan etkilenerek kendini açması kolaylaşmış; oğluna karşı duyduğu öfke ve kıskançlığı açığa vurur ve geçmişini gerisinde bırakıp yaptıklarıyla gurur duyması için grup tarafından cesaretlendirilir.

Rebecca

Rebecca; kırk yaşında, uzun boylu, uzun siyah saçlı ve hayatında hep güzelliği ile ön plana çıkmış bir kadın. Fakat yaşlandığı, erkekler üzerinde eskisi gibi etkili olamadığı ve güzelliğini kaybettiği düşünceleriyle baş edemediği için gruba katılmıştır. Grup içinde çok etkili geribildirimler verir. Philip’ten farkında olmadan etkilenmiş; bu da grubun gözünden kaçmamıştır. İlk başta geribildirimlere karşı itiraz etmesine rağmen, süreç içerisinde kendini geliştirmiş ve değiştirmiş; önemli olanın kendi duyguları olduğunu öğrenir.

Bonnie

Bonnie, alkolik bir anne babanın çocuğu. Alkolik ebeveynlere sahip çocukların çoğunda görülen özellikler onda da vardır.  Kendisinin önemsiz, değersiz olduğunu düşünür; özgüveni düşük, kendini şişman, sıkıcı ve çirkin bulmakta. Herkesin ondan daha önemli olduğunu düşünür; çatışmalardan kaçar. Tüm hayatını alkolik ailesinden utanarak geçirmiş; bu yüzden yakınlık kurmakta zorluk çeker. Gruba çok bağımlıdır ve grubun dağılmasından korkar. Grup sayesinde özgecilik duygusu gelişmiş, kendisini grubun içinde değerli hissetmeye başlar.

Philip

Son olarak Philip, Schopenhauer’in öğretilerini kendine model alarak kendini insanlardan soyutlamış ama meslek olarak danışmanlığı seçtiği için Julius ile yaptıkları anlaşmayla 6 ay grup terapisine gelmeyi kabul eder. Başta istemediği halde gruptan en çok faydalananlardan biri olur.

Onu zor bir danışan olarak tanımlayabiliriz. Çünkü gruba kendini açmamış direnç göstermiştir. Teorik bilgi aktarımları ile grup lideri Julius’ a karşı baskın olmaya çalışmıştır. Zamanla grup süreci içerisinde kendini geliştirir; öncelikle dolaylı yoldan Schopenhauer’dan alıntılar yaparak kendini açmaya çalışır.

Yaşanan çatışmalarla istemediği duyguları gün yüzüne çıkmaya başlar. 6 ay geçtiği halde grup çalışmalarına devam eden Philip son seansta katarsis yaşayarak o güne kadar hiç sevilmediği duygusunu gruba açmıştır ve yetişkinliğinde ilk defa ağlar.

Grupta Görülen İyileştirici Faktörler

Irvin Yalom, bu akıcı kitabında grup psikoterapisini çok güzel ve açıklayıcı bir şekilde aktarmış. Bahsettiğim katarsis, bireylerarası öğrenme (girdi – çıktı), rehberlik, grup bağlılığı, özgecilik ve evrensellik gibi iyileştirici faktörlere oldukça yer vermiş.

Örneğin, kitabın bir bölümünde Philip ve Gill katarsis yaşarlar. Gill, alkol bağımlılığını gruba açıkladıktan sonra “Buraya hep hazır geliyor ama bir türlü boşalamıyordum, hep bir şey beni durduruyordu.” diyerek düşüncelerini açıklar.

Philip ise son oturumda, Julius’un “Gerçek sen kim Philip?” demesiyle kendisi hakkındaki düşüncelerini “Bir canavar. Bir avcı. Yalnız kurt. Bir böcek öldürücü. Kör bir öfkeyle dolu. Dokunulmaz. Beni tanıyan hiç kimse beni sevmedi. Hiç. Kimse beni sevemezdi.” ifadeleriyle anlatır ve ilk defa katarsis yaşar.

Bu örneklerde, grup içindeki bireyler katarsis yaşayarak içlerinde biriktirip baskıladıkları duyguları dışarı atmakta. Bu dışavurum ile bir rahatlama ve “iyi hissetme” yaşamaktalar.

Rehberliğe örnek verecek olursak; kitabın başında Gill karısıyla yaşadığı son kavgayı ve eve gitmek istemeyişini anlatmasıyla grup üyeleri bu kararı destekleyerek bu şekilde devam etmesini öğütler. Bunun gibi tavsiye alıp vermek grup içindeki bireylerin arasındaki bağı güçlendirir.

Ayrıca grup üyeleri, Stuart’ın grup içinde çok fazla konuşmadığı, kendini açmadığı için ona konuşması yönünde öğütler verir. Burada da grup üyelerinin Stuart’ı cesaretlendirmeye çalışması açıkça görülmekte.

Bireylerarası öğrenmeye örnek olarak, Rebecca’nın grup üyelerinden güzel geribildirimler alması karşısında “Harika şeyler hissediyorum, çok çok güzel. İnsanların bana farklı davrandığını hissediyorum.” demesi verilebilir. (Yalom, 2017, s.329) Rebecca burada öz farkındalık yaşamakta.

Son olarak, kitabın başka bir kısmında özgeciliği görüyoruz. Gill’in karısıyla kavga edip eve gitmek istemediğini söylemesinin ardından Bonnie, “Yatacak yere ihtiyacın olursa misafir odam var.” diyerek Gill’e yardım etmeye çalışmakta. (Yalom, 2017, s.103) Üyelerin aralarındaki bağın artmasıyla birbirlerine yardım etme çabası da artar. Bu da, bireylerin kendilerini değerli hissetmesine ve gelişime katkı sağlar.

Farklı İnsanlar, Aynı Amaç

grup psikoterapisi

Yaşadığımız birçok sorunun çözümlerini ararken çıkmaza girdiğimiz veya tükendiğimiz zamanlar oluyor. Bu gibi durumlarda bize rehberlik edecek kaynak arayışına giriyoruz. Psikolojik danışmanlık veya psikoterapi, yol gösterici ve iyileştirici etkilere sahip. Grup psikoterapisi de bu noktada oldukça önemli.

Irvin Yalom’un Bugünü Yaşama Arzusu‘ndan örneklerde de gördüğümüz gibi, grup psikoterapisi “zor” olarak nitelendirdiğimiz insanlarda dahi etkili olabiliyor. Bir grup içinde yer almak, önemli ve değerli hissetmek, bireyin gelişiminde büyük rol oynamakta.

Yalom, her sayfasında bireylerin gelişimini, grup içinde nasıl büyüdüklerini, nasıl iyileştiklerini etkili şekilde anlatmış. Birbirinden tamamen farklı kişilik özelliklerine sahip bir grup insanın benzer sorun ve amaçlar sayesinde bir araya gelmesi… Bu birleşme, uzun vadede pek çok güzel şey doğurabilir.  

Kaynakça

  • Gladding, S.T. (2019). Groups: a Counseling Specialty. Pearson.
  • Yalom, I.D., Lesczc, M. (2018). Grup Psikoterapisinin Teori ve Pratiği. (Çev. Ataman Tangör, A ve Karaçam, Ö). Pegasus.
  • Yalom, I.D. (2017). Bugünü Yaşama Arzusu: Schopenhauer Tedavisi. (Çev. Babayiğit, Z). Pegasus.

Psk. Arzu Nur Özkan

27 Mart 1998 tarihinde İstanbul’da doğdum ve doğduğum günden beri hayatın akışında kendi yolumu bulmaya çalışıyorum. Yeditepe Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve çift anadal programı ile Psikoloji bölümlerinden derece ile mezun oldum. Yazı yazmak her zaman sevdiğim bir hobim oldu. Psikoloji gibi alanları seven hepimizi bir araya getiren Kazan’da yazılarım sizlerle buluşacak.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.