Kadın

Candan Erçetin: Kalıplara Sığmayan Kadın

Candan Erçetin hakkında konuştuğum yazım sizlerle. Kendisine geçmeden önce “Neden Candan Erçetin?” diye açıklamakla giriş yapmak istiyorum yazıya.

Yerine bir yenisi konulmayacak, kendine özgü tarzı ve tavırlarıyla birçoğumuzun gönlünde taht kuran ender sanatçılardan Candan Erçetin. Bu, kendisini ele alma nedenlerimden yalnızca bir tanesi. Esas olarak onu ele alma nedenim ise küçüklüğümde kendisine ait tüm albümlerin evimizde olması.

Hazırım, Çapkın, Sevdim Sevilmedim, Elbette, parfüm kokan diskteki kokusunu hala unutmadığım Neden, Aman Doktor... Hafızası kötü biri olmama rağmen, hemen hemen tüm şarkılarını ezbere biliyorum Erçetin’in.

Anlayacağınız, kendisi şarkılarıyla aileme hem uzun yollarda hem de ev hallerinde epeyce eşlik etti. Mutlaka hatırlarsanız, şimdilerde antika olan ve evin salonlarında yer alan koca teyp setlerini. İşte, salonun kapısı açılır teybe kaset/cd koyulur ve bangır bangır Candan Erçetin şarkıları çalardı evimizde. Biz de yüksek sesle eşlik ederdik kendisine… Bazen hüzünlenir, bazen de kahkahalar ve danslar eşliğinde söylerdik şarkılarını. Bu arada, söylemeden geçmek istemem. Babamın ona olan sempatisi biraz da Üsküp kökenli oluşundan kaynaklanıyor olsa gerek… Ne o ne de annem hiçbir albümünü es geçmezdiler kendisinin… Candan Erçetin kültürümüzü annem ve babama borçluyuz… Teşekkürler baba, teşekkürler anne…

Artık neden Candan Erçetin’i ele aldığım anlaşılmıştır diye düşünüyorum. Şimdi bu duygu yüklü anıları bir kenara bırakalım ve dönelim yazımızın asıl öznesine, kadın kategorimizin yeni ismine…

Müziğe Doğuştan Yatkın Bir Kız Çocuğu…

Şubat 1963’te Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesinde yaşama gözlerini açıyor Candan Erçetin. Aslında Priştineli bir annenin ve Üsküplü bir babanın kızı. Yani kökenleri itibari ile tam bir Balkan kızı kendisi. Tesadüfen ve sürpriz bir çocuk olduğunu espri bir dille şöyle anlatıyor Ayşe Arman ile yaptığı röportajda:

Bir tek maaşla geçinen bir memur ailesi bizimki…İki çocukta işi bitirmek istemişler, ben kaza çocuğuyum.

Babasının mesleği ise Erçetin’in müziğe yatkınlığını genlerinden aldığına dair bir kanıt aslında. Köy Enstitüsü mezunu olan baba bir dönem kütüphane müdürlüğü yapmış olsa da asıl mesleği müzik öğretmenliği.

Kendimi bildim bileli vardı yeteneğim, ama bizim aile için bu normaldi. Biz doğduk palazlandık, 5-6 yaşında alfabeden önce, solfeje başladık. Nasıl bazı anneler babalar, yabancı dil bildikleri için çocuklarına yabancı dil öğretiyor, babam da bize müzik öğretti. Çok doğaldı. Nota çıkaracaktı diyelim, ben de 7-8 yaşlarındayım, teyp falan yok, makaralı bantlar var o zaman, onlarla da ileri ve geri almak zor oluyor, bana söyletirdi, “Şimdi dur ve baştan al” derdi. Ben teyp vazifesi görürdüm yani…

Dönüm Noktası: Galatasaray Lisesi…

Candan erçetin kimdir

Babasının tayini nedeniyle 3 yaşından 7 yaşına kadar Almanya’da yaşam sürdürüyor aile. İleri düzey Almancasını bu yıllara borçlu kendisi. Babasının vazifesinin ardından memlekete dönüş yapıyor aile. Lise çağı gelip çatıyor… Galatasaray Lisesi’nin parasız yatılı sınavına giriyor Candan Erçetin.

Sınavı kazanınca, kendi biyografisinde belirttiği üzere apar topar annesiyle İstanbul’a geliyor. Yurda yerleştikten sonra bir başına kalıyor, koskoca İstanbul’da. Henüz 11 yaşında… Bir süre yalnızlık çekse de kendi deyişiyle “bocalamış” olsa da zamanla adapte oluyor yeni dünyasına. Sonralarında bu yılların kendi gelişiminde inanılmaz bir etkisi olduğunu ise şöyle dile getiriyor:

Sosyalleştim, kendime güvenim geldi. Bugün bile, “Hangi okuldan mezunsunuz?” dediklerinde, üzerine iki okul bitirmiş olmama rağmen, “Galatasaray” diyorum. Benim için okul kelimesinin karşılığı orası…

Galatasaray Lisesi’nde eğitim hayatına başlamışken diğer bir yandan da İstanbul Belediyesi’nde konservatuar eğitimine başlıyor. Anlayacağınız müzik ile olan bağını hiçbir zaman koparmıyor.

Müziğin Yanında Bir Diğer İlgisi Arkeoloji

Zamanımızın “puan tuttuğu için tercih edilen” bölümlerinden biri olan arkeoloji Candan Erçetin’in tutkularındanmış. Kendisine “ne olacaksın” diye sorulduğunda, henüz 9 yaşındayken “arkeolog” cevabını verirmiş. Arkeoloji tutkusu, Amasya’da bulunan Kral Mezarları ziyaretinde gördüklerinden büyülenmesi imiş. Fakat bu geçici bir heves olmuyor Candan Erçetin için. Biyografisinde anlattığı üzere, eşin dostun “doktor ol!, mühendis ol!” söylemlerine karşın ne yapıyor ne ediyor İstanbul Üniversitesi Klasik Arkeoloji bölümüne yerleşiyor.

Son sınıfa gelen Erçetin’in müzikle yolları tekrardan kesişiyor. Hatta müzik dünyasının kapısından içeriye adım atıyor kendisi. Norveç Oslo’da düzenlenen Eurovision Şarkı Yarışması’nda Klips ve Onlar grubunun bir üyesi olarak ülkemizi temsil ediyor. Merak ettiyseniz söyleyeyim, yarışmadan 9. olarak ayrılıyor kendileri.

Bu sırada müzik ve eğitim hayatı kol kola yürümeye devam ediyor. Ülkeye dönüş yapıyor. Lisansını tamamlar tamamlamaz kazandığı bir burs ile yüksek tahsilini yapmaya gidiyor Viyana’ya. Bir yılın ardından ülkesine kesin dönüş yapıyor… Ve konservatuar eğitimi tamamlıyor.

Döndükten sonra çeşitli sektörlerde çalışma hayatına atılan Erçetin 94 yılında ise baba mesleğini devralıyor ve öğretmenlik hayatına başlıyor. Fakat bu onun için bir “son” değil… Demiştik ya müzik ile olan bağı hiç son bulmuyor…

Artık Müzik Hayatına “Hazır”

candan erçetin kimdir

Takvimler 95 yılını gösteriyor. “Hazırım” diyerek giriş yapıyor müzik hayatına Candan Erçetin. Hatırlayamadıysanız, albümün içinde yer alan birkaç şarkıyla ipucu vermek isterim.

“Sevdim Sevilmedim” desem…?

Sevdim sevilmedim
Seveni sevemedim
Canımdan böyle bezdim aman
Gezdim dolaştım
Zar zor ulaştım
Derken kayboldum aman

Ya da “Umrumda Değil” desem…?

Kapıma dayanma sakın
Yakarım inan, yakarım
Rezil olur ele güne
Aldırmadan hiç kimseye
Yaka paça seni atarım

Tüm bunları unutalım. Beyaz şeritli siyah bir yelek, siyah etek, kızıl saçlar, bir sandalye, muhteşem mimikler… Oldukça maskülen görüntüsüyle hafızalara kazınan kliplerinden biri Umrumda Değil:

Kapıma dayanma sakın

Yakarım inan yakarım

Rezil olur ele güne, aldırmadan hiç kimseye

Yaka paça seni yakarım

İşte, bu sözleri tanıdık gelen şarkıların tümü Balkan ve Trakya ezgilerinin hakim olduğu Hazırım albümünden… Hazırım aynı zamanda Erçetin’e ilk ödülünü kazandıran albüm… Ve çığır açacak olan albümlerinin habercisi de…

1 yıllık aranın ardından Sevdim Sevilmedim, Türkiye’de yayınlanan ilk remix albümü ile bir ilke imza atıyor. Arayı soğutmadan, 97 yılında Çapkın ile iddialı bir dönüş yapıyor. Albümde aynı adla yer alan şarkı ile yüzlerde bıraktığı tebessüm, gerçekleri yüzümüze tokat gibi çarptığı ve döneme damga vuran Yalan ile acı bir tebessüme dönüşüyor… Aynı albümde yer alan Onlar Yanlış Biliyor ile ise varoluşçu bir edayla sorumluluk üstlenmemiz gerektiğini salık veriyor bizlere Candan Erçetin.

Onlar yanlış biliyor
Kimsenin suçu değil bu
Onun suçu değil bu
Kader oyunu değil bu
Bu benim suçum

98 yılında, Oyalama Artık adlı 2. remix albüm çalışması yayınlanıyor. Yine bir yıl arayla yeni albüm planları yapan Erçetin’in işler istediği gibi gitmiyor. Albümde yer alacak şarkılardan beşi hazır olmadığı için planları 2000 yılına sarkıyor.

Hatırladınız mı?

Elbette!

Türkiye’nin “en çok satan albümler” listesinde baş sırayı çekiyor Elbette, 1 milyon 50 bin satıyor. Belki de her dinleyenine dokunduğundan… Ne de olsa herkes bazen solar… Bazen durur… Yorulur… Elbette acısı vardır herkesin… Ama hatırlatır bizlere Erçetin… En derin yaralar kapanır… Güneş her gün doğar… Çiçekler solar ve tekrar açar… Korkacak bir şey yoktur… Olur ve geçer…

Aynı albümde bolca sitem içeren ve sorgulamalarla dolu şarkılar da yer alır tabii; Söz Vermiştin Bana, Unut Sevme, Merak Ediyorum

Bu sitem ve sorgulamalar 2002 yılında çıkardığı Neden albümü ile de devam eder… Üstelik albümde yer alan birçok şarkının sözleri Erçetin’e aittir. Albüme adını veren Neden de bunlardan biri. Bu şarkısıyla da sorgulamalar yumağının içine çeker adeta dinleyenlerini:

Neden cimridir insan anlatırken minnetini?
Neden sabırsız insan gösterirken öfkesini?
Yarın çok geç olunca pişman olmak boşuna
Hiddetin neye yarar ki yalnız kalmaktan başka?
Yarın çok geç olunca isyan etmek boşuna
Hiddetin neye yarar ki vakit kaybından başka?

Bir de hayatın gamsızlığından dem vurur:

Gamsız hayat herkese başka sorar
Geçmiş hesaplarını
Gamsız hayat herkesi başka yorar
Görmez gözünün yaşını

Ama benim favorim, sözleriyle ve karanlık tonların hakim olduğu klip ile bir yeniden doğuş hikâyesini tüm cüretkârlığı ile anlattığı Parçalandım

2005: Fransızca Albüm, Bir Müzikal ve Melek

Bir yılın ardından, Chante hier pour aujourd’hui adını verdiği Fransızca albümüyle kaldığı yerden kulaklarımızın pasını silmeye devam eder Candan Erçetin. Hemen ardından müzik eleştirmenlerinden tam not alan Melek albümünde Ceza’nın kendisine eşlik ettiği Bu Şehir şarkısıyla adeta kalıplara sığmadığını kanıtlar bizlere.

Tabii kendisinin hünerleri bunlarla sınırlı değil… Beyazıt Öztürk’e eşlik ettiği Yıldızların Altında müzikalinde de oynar. 2005 yılına birçok projeyi sığdıran sanatçı bir kısmı Türkçe, bir kısmı Yunanca olan Aman Doktor albümünü de piyasaya sürer.

Albüme adını veren Aman Doktor’a getirdiği yorum hala kulaklarımda… Eminim ki onu yakından takip edenler için de öyledir…

4 Yılın Ardından…

“Kırık kalpler durağında inecek var.” diyerek müzik listelerinde hiç ara vermemişçesine yeniden zirveye oturmayı başarır Erçetin. Albümün içinde Esmeray’ın meşhur Unutama Beni şarkısına eşsiz bir yorum getirdiği cover yer alır. Albümün öne çıkan şarkılardan bir diğeri ise Git:

Ne vedaya gerek var, ne de mektuba hacet
Git de Allah aşkına bir selama muhtaç et
Güllere de aşk olsun gene sen kokacaksan
Fallara da aşk olsun gene sen çıkacaksan

Git, iş işten geçmeden git
Çok geç olmadan vakit
Günahıma girmeden
Katilim olmadan git

Kırık Kalpler Durağı sonrası araya yeniden 4 yıllık bir zaman dilimi girer. Bu kez “Milyonlarca Kuştuk” ile raflarda yerini alır sanatçı. Söz ve müziği kendisine ait olan ve albüme adını veren Milyonlarca Kuştuk konusunu Zümrüd-ü Anka efsanesinden almış:

Şarkının sözlerinde, efsaneye göre Kaf Dağı’nda yaşayan ilahi Zümrüd-ü Anka kuşuna ulaşmak için yola çıkan ancak dünyevi engellere takılıp 7 vadiyi aşamadan yarı yolda kalan milyonlarca kuş; günümüzde insan ruhunun hırs, açgözlülük, kıskançlık gibi dünyevi tuzaklara düşüp yolunu kaybedişine benzetiliyor.

Birçok Candan Erçetin şarkısında olduğu gibi, bu albümde de derin mahiyetler taşır şarkıların sözleri. Fakat Gezi Parkı olayları nedeniyle albümün tanıtımları rafa kaldırılır. Her ne kadar böyle olsa da bir yıl sonra Türk Sanat Müziği ve Türkü formunda oluşan eserlerden derlenen Ah Bu Şarkıların Gözü Kör Olsun ile 20. sanat yılı anısına bir hatıra albümü çıkarır.

Beyazıt Öztürk ile Atışmalar…

Sosyal medya platformlarından Facebook’un zirve yaptığı 2014 yılında Beyaz ile Candan Erçetin arasındaki tatlı atışmalar hatırlarsınız ki viral oldu. Her şey Beyazıt Öztürk’ün Erçetin’in Git adlı şarkısına getirdiği mizahi klip ile başladı. İkili arasında 2014’ten Ocak 2015’e kadar süren tatlı atışma ile Erçetin yeni nesil gençlerin sempatisini de üzerine çekti aslında. Aynı zamanda kendisine yüklenen “soğuk” ve “mesafeli” gibi nitelendirmelerin yalnızca kendisine dayatılan yakıştırmalar olduğunu da göstermiş oldu mizahi yönüyle.

Şimdilerde Candan Erçetin…

Candan Erçetin

En son Ocak 2020’de single albümü İyi ki ile 25. yılını kutladı kendisi. Çeşitli projelerde yer almaya devam ederken 2009’dan bu yana aktif olarak Galatasaray Üniversitesi öğrencilerine diksiyon dersleri vermeye de devam etmekte.

Bilindiği kadarıyla 2006 yılında Kırklareli’nin 600 nüfuslu bir köyünde geniş bir arazi alıyor kendisine. Her daim soluğu köyde aldığını belirten Erçetin, burada dostlarıyla bir araya geliyor, bahçeyle ilgileniyor, ayrıca mutfak işlerini de kendisi yürütüyor. YouTube’u aktif kullanan sanatçı yaşamından kesitler de sunuyor takipçilerine… Aynı zamanda yemek tarifleri veriyor, birbirinden çeşitli doğa manzaraları eşliğinde şarkılarını da yeniden seslendiriyor.

Yazıyı sonlandırırken kapanışı kendisini özetlediği şu cümlelerle yapmak isterim:

Halen,

Doğduğu günden beri en yakın arkadaşı ve sırdaşı olan annesini özlemekte, 

Bulduğu her fırsatta köye kaçıp kan bağıyla bağlı olduğu ve olmadığı ailesi ile sohbet edip onlara sevdiği yemekleri yaparak dinlenmekte,

İnsanın ancak durduğu zaman yorulduğuna, mutluluğun sırrının doğada saklı olduğuna,  basit ve sade yaşamanın hayatı güzelleştirdiğine


Ve en son insan nefes aldığı sürece umudun tükenmediğine inanmaktadır.

Kaynakça

https://www.hurriyet.com.tr/benim-icin-sarki-soylemek-asktan-once-gelir-5057673

https://www.candanercetin.com.tr/biyografi.asp?id=1

https://www.candanercetin.com.tr/hayati.asp

Ahsen Kurtuluş Bilir

Felsefe ve Sosyoloji mezunuyum. Mezun olduktan sonra; Çocuklar için Felsefe (P4C), Akıl ve Zeka Oyunları Eğitmeni, İçerik Editörlüğü alanlarında sertifikalar aldım. Kendimi şöyle tanımlıyorum: Araştırıyor, Okuyor, İzliyor, Düşünüyor ve Yazıyor.

One thought on “Candan Erçetin: Kalıplara Sığmayan Kadın

  • Bilgin Akşimsek

    Candan Erçetin hakkında geniş bilgi edinmiş oldum, teşekkürler

    Yanıtla

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir