Cahide Sonku: Türk Sinemasının Öncü Kadını

629 kere okundu
21 dakikada okunabilir
Cahide Sonku Kimdir

Cahide Sonku, Türkiye’nin ilk kadın sinema oyuncularından biri olmasının yanı sıra, Türkiye’deki ilk kadın yönetmen. Türk sinemasının öncü kadını hakkındaki yazımız sizlerle.

Tarihte, herhangi bir alanda “ilk” olmak her zaman ayrı bir öneme sahip olmuştur. Bunun nedeni, “ilk”lerin kendinden sonrakilere ilham kaynağı olmasındandır, diyebiliriz. Biliyoruz ki, kolay bir şey değildir bir işi ilk yapan olmak. Çünkü bir şeyi ilk defa yapmak cesaret gerektirir. Peki, neden? Aslında bu sorunun cevabı tarihte saklıdır.

Tarihe dönüp baktığımızda, “ilk …” diye anılanların kimi zaman ödüllendirildiklerini, kimi zaman onlara kayıtsız kalındıklarını, kimi zaman ise cezalandırıldıklarını görüyoruz. Özellikle, erkeklere kıyasla kadınlar için bunun çok daha güç olduğu söylenebilir. İlk olmak zaten bir mücadele gerektirirken kadın olunca işler daha da karmaşıklaşır ve zorlaşır. Sonuçta uzun bir süre boyunca ikinci sınıf insan muamelesi gören bir cinsiyetten söz ediyoruz.  

Böyle olmasına rağmen, tarih; cesur, güçlü, yetenekli ve hemcinslerine ilham kaynağı olan kadınlarla doludur. Örneğin, Fransız asıllı Alice Guy Blânche bu isimlerden yalnızca bir tanesi. O, 1911 yılında “dünya sinema tarihinin ilk kadın film yapımcısı” olarak kayıtlara geçmiştir. Şüphesiz, Alice’in sinema sektörüne girişi birçok kadını yüreklendirmiştir de. O, kadınlara sinema sektöründe oyuncu olmaktan ziyade, film yapımcısı olarak da yer alabileceklerini göstermiştir. Bunun böyle olabileceğini Türkiye’de gösteren isim ise Cahide Sonku.

O, ilkin sektöre oyuncu olarak giriş yapmış ve ardından yönetmen koltuğuna oturmayı başarmıştır. Bu bakımdan, Sonku Türk sinema tarihinde iz bırakan önemli kadın isimler arasında yer almakta.

Cahide Sonku’nun Çocukluğu

Cahide Sonku

Takvimler 27 Aralık 1919’u göstermekteydi. Sonku, o zamanlar Osmanlı İmparatorluğu’nun sınırları içinde yer alan Yemen’in başkenti, San’a da yaşama açmıştı gözlerini. Çünkü Cahide doğduğunda, Osmanlı Subayı olan babası Necati Bey’in görev yeri Yemen’di. 

I. Dünya Savaşı’nın patlak vermesinin ardından, Yemen’in Osmanlı topraklarından çıkarılmasıyla Sonku ailesi İstanbul’a göç etmek durumunda kalmıştı. Bu noktada, ailenin İstanbul’a taşınmasının Cahide’nin yaşamında adeta bir dönüm noktası olduğunu söylemek mümkün.

İstanbul’a taşındıktan kısa bir süre sonra, Sonku’nun anne ve babası ayrılma kararı alır. Bu karar çok da ani olmamış, zaten çiftin aralarında birtakım sıkıntılar vardır. Böyle olunca, Sonku’nun dedesi, Fatih semtinde bulunan konağının kapılarını açar onlara. Bunun üzerine; Cahide, ablası Necdet ve annesi birlikte yaşamaya başlar.  

Bu sırada Cahide Cumhuriyet Kız Ortaokulu’nda eğitim alır. Onun sahneyle tanışması da ilk olarak bu yıllarda olur. Okulda düzenlenen tiyatro etkinliğinde Cahide, Peri Kızına hayat verir. Böylelikle sahne tozunu yutar ve ilk oyunculuk deneyimini kazanır.  

Rahat bir yaşam süren üç kadının yaşamı konakta çıkan bir yangın neticesinde altüst olur. Dedelerinin konağı ve sahip oldukları her şeyi yangında kaybederler. Bu üzücü olayın ardından dedelerinin vefatıyla 3 kadın ortada kalır. Haberi alan Necati Bey kızlarının bakımını üstlenmek ister. Ablası Necdet babasının teklifi kabul eder, Cahide ise annesiyle kalmayı. Bunun üzerine anne, kızıyla yaşamlarını sürdürebilmek için evden işler yapmaya başlar.

Şehir Tiyatrolarından Sinemaya

Bu süreçte maddi sıkıntılar yaşadıklarının farkında olan Cahide, annesine katkıda bulunmak ister. Bir gün gazetede İstanbul Şehir tiyatrolarının yayınlamış olduğu bir ilana gözü takılır. İlanda şehir tiyatrosunun belli bir miktar ücret karşılığı tiyatroda görevlendirmek üzere öğrenciler aradıkları yazar. Cahide bu ilanı görünce, bunun bir fırsat olduğunu düşünür. Hemen başvuruda bulunur ve mülakatları başarıyla geçer.  

Bu süreçte, yetenekli kadının annesi vereme yakalanır. Cahide bu duruma üzülse de tiyatroya kabul edilmesiyle içine su serpilir. Tarihler 1933’ü gösterdiğinde artık sahneye çıkmaya hazırdır Cahide Sonku. Darülbedayi’de sahnelenen Yedi Köyün Zeynebi adlı oyunda figüran olarak yer alır. Karşılığında ise 135 kuruş kazanır.

Genç kızın yeteneği, Türk sinemasının kurucusu kabul edilen Muhsin Ertuğrul’un dikkatini çeker. Sonku, yetenekli olmasının yanı sıra güzel ve bir o kadar çalışkandır da. Eline geçen bütün oyunları ezberler, biri söyleyeceklerini unutursa da hemen yardımcı olur.  

İşte, böylece tüm dikkatleri üzerine çeken Sonku için sinemanın kapıları açılmış olur. Muhsin Ertuğrul, onu tiyatrodan film sektörüne geçirmeye karar verir. Takvimler 1934’ü göstermektedir. Cahide Sonku, Ertuğrul’un yönetmen koltuğuna oturduğu ve Nazım Hikmet’in senaryosunu yazdığı Söz Bir Allah Bir isimli filmde başrolde yer alır.   

Henüz 15 yaşında olan genç kız ortaya beklenenden çok daha iyi bir iş koymuştur. Bu filmle beraber, tanınmaya başlamıştır.  Bu sırada, tiyatroyla tam olarak bağlarını koparmamış olan Sonku, O Kadın adlı tiyatroda da yer almıştır. Hatta oyun üst üste sahnelenme rekoru kırmıştır. Hemen ardından ona asıl şöhreti kazandıran Aysel Bataklı Damın Kızı’nda sergilediği oyunculuğuyla herkesi kendine hayran bırakmıştır genç kadın.

Sinemanın Durağan Dönemi

Hemen hemen tüm dünyada 1934’ten 1940’lara kadar sinemada durağan bir dönem yaşanıyor. Bu süreçte Sonku, 6 yıl sinemadan ayrı kalıyor. Aynı zamanda annesini kayıp veriyor. Takvimler 1936’yı gösterdiğinde, Cahide, meslektaşı olan Talat Artemel ile evleniyor. Fakat çiftin evlilikleri, Artemel’in ihaneti nedeniyle iki yıl sonra bitiyor.

Bu sırada, şöhretin tadını çıkaran Sonku etrafındaki herkesi güzelliğiyle büyülemeye devam ediyor. Eşiyle boşanmasının ardından gönül ilişkilerine kapıları kapamıyor. Kısa süre, Marcel adında bir gayrimüslim ile birliktelik yaşıyor. Fakat bu birliktelik ile eleştiri oklarını üzerine çekiyor. Hatta devlet yetkilileri tarafından Sonku’nun uyarıldığı da bilinmekte. Böylece, mecburen bu ilişkiyi sonlandırmak durumunda kalıyor. 

1943 yılında bir evlilik daha yapıyor Sonku. Bu sefer, Tütün Kralı lakabıyla tanınan ve dönemin önde gelen isimlerinden İhsan Doruk ile evleniyor. Bu dönem, yetenekli kadının yaşadığı en şaşalı dönemlerden biri olarak kayıtlarda yer almakta. 

Sonku’nun İlk Yönetmenlik Deneyimi

Fedakar ana

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından, sinema sektörüne ilgi giderek artıyor. Bu ilgi sektörde hareketlenmeye yol açıyor. Bu durumun farkında olan Cahide Sonku, devlet tiyatrosuna veda ediyor. Tiyatroyla ilişiğini sonlandırdıktan sonra kendini tamamen sinemaya adıyor. Fakat bu sırada Doruk çiftinin ilişkisinde yavaş yavaş çatırdamalar başlıyor. İhsan Doruk pek istekli olmasa da ilerleyen süreçte çift ayrılma kararı alıyor. Sonku, bu dönem tüm odağını yapımına ortak olduğu Fedakâr Ana isimli filme yöneltiyor. 

Bu film, onun hayatında bir noktası oluyor. Çünkü Sonku her ne kadar bunu kafasında planlamamış olsa da filmin yönetmen koltuğuna geçiyor. Şöyle ki: Filmin yönetmeni hastalanınca yeni bir yönetmen arayışı başlıyor. Sonku, filmin yapımcısını bu işin üstesinden gelebileceğine dair ikna ediyor. Bu filmle beraber, Türk sinema tarihine “ilk kadın yönetmen” olarak adını altın harflerle yazdırıyor.

Sonku Film

Cahide Sonku

Senarist, oyuncu ve yönetmen olarak başarısını kanıtlayan Sonku yapabileceklerinde sınır tanımıyor. 1950 yılında Sonku Film adlı, yapım şirketini kuruyor. Şirketin bünyesinde çıkan ilk yapım, Vatan ve Namık Kemal adlı film oluyor. Bu film, 1951 yılında, Yıldız Dergisi tarafından düzenlenen yarışma sonucunda “En İyi Film” ödülü almaya layık görülüyor. Aynı zamanda, başrolde yer alan Sonku da “En İyi Kadın Oyuncu” seçiliyor.

Yetenekli kadın, ticarette de gösterdiği üstün başarıları neticesinde zenginliğine zenginlik katıyor. Fakat bu esnada beklenmedik bir durumla karşılaşıyor. Kısa süre önce ayrılmış olduğu İhsan Doruk’tan hamile kaldığını fark ediyor. Hal böyle olunca 1951’de çift tekrar bir araya geliyor. Kısa sürede kızları Ender Doruk dünyaya geliyor.

Takvimler 1953’ü gösterdiğinde, Sonku Film yeni bir yapımla seyirci karşısına çıkıyor: Beklenen Şarkı. Bu film, Cahide Sonku’nun kariyerinde zirve noktasına ulaştığı yapım oluyor. Yüz bin lira maliyetle çekilen filmden elde edilen hâsılat bir milyona ulaşıyor. Aynı zamanda, film Zeki Müren’in rol aldığı ilk yapım olma özelliği de taşıyor.

Cahide Sonku’yu Bırakmayan Talihsizlikler

Refah ve mutluluk dolu günler kısa sürede yerini, sancılı günlere bırakıyor. Zirveye yükseldiği dönem Sonku, Doruk’la tekrar ayrılma kararı almıştı. O, kendi ayakları üzerinde duran başarılı bir iş kadını olmasının yanı sıra, çocuğuna annelikte yapmaktaydı.  

Ancak talihsiz bir olay onun tüm yaşamını tepetakla edecekti. Takvimler 1962’yi gösteriyordu. Sonku, Ankara’da Nuri Altıok ile beraber yeni bir film platosu kurmak için Ankara’daydı. Aldığı haber ile apar topar İstanbul’a gelmesi gerekti. Habere göre, Sonku Film’de yangın çıkmış ve şirketteki her şey yanıp kül olmuştu.

Yangın, ikinci defa Sonku’nun yaşamında bir dönüm noktası olmuştu. İlk yangın olayının üstesinden annesiyle beraber gelen kadın, bu kez tek başınaydı. Durum kötüydü çünkü yetenekli kadın lüks içinde yaşıyordu. Elinde avucunda olanlar ise ancak belli bir süre ona yetebilirdi. Bu nedenle, Sonku Film iflasını verdi.

Cahide olayın ardından yangının teknik bir nedenden kaynaklanmadığı, kundaklama olduğu bilgisini aldı. Söylentiler, yeğeni Turan Sönmez ve eski eşi İhsan Doruk’u işaret ediyordu. Başarılı kadın bütün bir hayatı boyunca bu durumdan eşini sorumlu tutacaktı.

Zirveden Dibe

Yangın, Sonku’nun tüm hayallerini yıkmış, hayatını altüst etmişti. Aynı zamanda artık bir umudu da yoktu yaşamdan Cahide’nin. İflas, ona çok ağır gelmişti. Bu olayın üstesinden gelmek için başarılı kadın kendini içkiye vurdu. Bunun haberini alan eski eşi, çocuklarının onda kalmasının uygun olmadığını düşünerek kızını yanına aldı. İşini kaybeden Sonku, kızını da kaybetmişti. 

Sonku ilk olarak pes etmiş görünmüyordu. Ayakta kalmak için yeni girişimlerde bulunmaya devam etti. Cahit Irgat ile bir araya gelip Cahitler Tiyatrosu’nu kurdu. Ancak ikisi de gerekli çabayı gösteremiyor ve kendilerini alkole vuruyorlardı. Bu girişim başarısız sonuçlanmıştı. Durumu öğrenen dostları Cahide Sonku için endişelenmekteydi. Bu yüzden, onu hayata döndürmenin yollarını aradılar.   

Sonku’ya bir destek de kendisini keşfeden Muhsin Ertuğrul’dan geldi. O, başarılı kadına hemen devlet tiyatrosunda kadrolu ve maaşlı oyunculuk ayarladı. Fakat Ertuğrul’un bu çabaları, sonuçsuz kaldı. Sonku, oyunculuk şevkini yitirmişti. Bunu gören Ertuğrul, onun yerine başkasını almak durumunda kaldı. 

Ardından, Bulvar Tiyatrosu’nun önde gelen isimlerinden Muammer Karaca yaşam sevincini kaybeden kadına tiyatro yöneticiliği pozisyonunda çalışmasını teklif etti. Sonku, bu teklife de “hayır,” demedi. Ancak alkole olan bağımlılığını terk edemiyordu. Karaca ile çıktıkları Anadolu turnesi sonunda yollarını ayırdılar.  

Aradan geçen süreçte Sonku’nun durumu pek de iyiye gitmedi. Alkolle olan ilişkisi bağımlılığa dönüştü. Takvimler 1981’i gösterdiğinde, Cahide Sonku hayata veda etmişti.

Hayatı Netflix Türkiye’de Dizi Oluyor!

Geçen sene ortaya çıkan söylentilere göre, Netflix Türkiye Cahide Sonku’nun yaşamını konu alacak olan proje için kolları sıvadı.

Son yıllarda yükselişe geçen ve seyirciler tarafından büyük bir ilgiyle karşılanan biyografi türündeki yapımlara bir yenisi ekleniyor. Netflix Türkiye’de yayınlanacak olan yapımın türünün dizi olacağı bilinmekte. Ayrıca projenin yapımı BKM tarafından üstlenilecek. Dizi, Eyüphan Erkul’un Sonku’nun yaşamını kaleme aldığı, Cahide: Melekler Yeryüzünde Yaşayamaz adlı eserinden uyarlanacak.

Ahsen Kurtuluş Bilir

Felsefe ve Sosyoloji mezunuyum. Mezun olduktan sonra; Çocuklar için Felsefe (P4C), Akıl ve Zeka Oyunları Eğitmeni, İçerik Editörlüğü alanlarında sertifikalar aldım. Kendimi şöyle tanımlıyorum: Araştırıyor, Okuyor, İzliyor, Düşünüyor ve Yazıyor.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.