Sinema

Yaparsın Şekerim!: İlham Veren Bir Belgesel

Yaparsın Şekerim! yapımcılığını ve yönetmenliğini Selçuk Metin’in yaptığı, senaryosunu Zeynep Miraç’ın yazdığı muhteşem bir Haldun Dormen belgeseli. Daha ilk sahnesinde insanın tüylerini diken diken eden belgeselin görüntü yönetmenliğini ise Uğur İçbak yapıyor. Ve ortaya çıkan görüntüler Haldun Dormen’in hayatını anlatan yağlı boya bir tabloyu andırıyor.

Tiyatro Hayali… ”Yaparsın Şekerim!”

yaparsın şekerim

Sanata ilgiyle yaklaşan bir ailenin oğlu Haldun Dormen. İş adamı olan babası Sait Ömer Dormen onunla ilgili ticarete atılacağı yönünde hayaller kuruyor olsa da küçük Haldun’un düşleri oyunlarıyla kendini gösteriyordu.

Küçük yaşlarda edindiği ilk oyuncağının bir kukla tiyatrosu olması ise geleceğinin şekillenmeye başladığının emaresini veriyordu. Hal böyle olunca çocukluğunun en sevdiği oyunu hikâyeler uydurup bunları arkadaşlarını toplayarak sergilemek oluyordu. Hatta onları sandalyelere oturtup bilet kesiyor gibi yaptığı bile oluyordu.

Ortaokul yıllarında sahneye adım atmasıyla birlikte hayallerine sıkı sıkıya bağlanan Haldun Dormen, sonunda düşlerine giden yola kesin ve kararlı bir adım atıyor. Yale Üniversitesi’nden kabul alıyor. Bu güzel haberi bir mektupla babasına bildiriyor Haldun Dormen. Babasından alacağı tepkiyi beklerken de daha sonra pek çok sanatçı adayına yapacağı şeyi kendisine yapıyor. Yüreklendiriyor kendini. Yaparsın şekerim! diyor. Ne olursa olsun yaparsın!

Hayalleriyle değil hakikatlerle babasının karşısına çıkan Haldun Dormen, yazdığı mektupta “Bir gün muvaffak olacağıma kat’iyetle eminim.” diyerek, hayallerine duyduğu güveni babasına da hissettiriyor. Buna karşılık aldığı cevap ise Haldun Dormen’in hayatında bir dönüm noktası oluyor. “İstediğin şeyi ol. Ama en iyisi olacağına söz ver.” İşte bu cümleyle hayallerini destekliyor babası. Ve Haldun Dormen sözünü tutuyor. Türk Tiyatrosu’na yeni bir soluk getiriyor.

Haldun Dormen ve Tiyatro

yaparsın şekerim

Yale Üniversitesi’nde eğitimine devam eden Haldun Dormen, Amerika’daki arkadaşlarıyla küçük bir tiyatro ekibi kuruyor. Ve bu, atacağı büyük adımların ilk ayak sesleri oluyor. Amerika’da kurduğu tiyatro topluluğu onun üzerinde ekip işinin nasıl yürütüleceğine dair önemli izler bırakıyor.

Her şey yolunda giderken bile Amerika’da kalmayı hiç düşünmeyen Dormen nihayet ülkesine dönüyor. Ve döner dönmez Türk Tiyatrosu’nun öncü isimlerinden Muhsin Ertuğrul ile görüşüyor. Ona sahneye koyduğu oyunda rol almasa bile tiyatrosunda çalışmak istediğini söylüyor.

Nitekim öyle de oluyor ve sergilenecek oyunda rolü olmasa bile her provaya muhakkak katılıyor. Bu sırada tiyatro çevresi tarafından da ön yargıyla karşılanıyor Haldun Dormen. Hem zengin bir ailenin çocuğu olduğu için hem de Amerika’da eğitim gördüğü için dışlanıyor. Fakat kendine “kapat kulaklarını, önüne bak” diyerek bir kez daha “Yaparsın Şekerim!” diyor ve nihayetinde tüm dedikoduların yerini Dormen’in karakterini ve oyunculuğunu öven sözler alıyor.

Dormen Ekolü

Tüm bunlar olurken Haldun Dormen’in içindeki tiyatro ateşi, Muhsin Ertuğrul’un sahneye koyduğu oyunlarla yetinemeyecek kadar harlanıyor. Ve Türk Tiyatrosu’nda öncülük ettiği devrimlerin ilki gerçekleşiyor. Haldun Dormen birkaç tanınmayan arkadaşıyla birlikte Cep Tiyatrosunu kuruyor. Bu tanınmayan arkadaşlarından bazıları ise Metin Serezli, Erol Keskin ve Erol Günaydın…

Her gören bu tanınmayan isimlerle ne yapacağını, nasıl başarı yakalamayı düşündüğünü sorsa da Haldun Dormen’in içindeki inancı kimse baltalayamıyor. Bunlara rağmen tüm tiyatro hayatını, ışığının parladığını hissettiği insanlara “Yaparsın Şekerim!” diyerek geçiriyor. Ve bu sayede işini hakkıyla yapan pek çok sanatçıyı kazandırıyor ülkemize.

Haldun Dormen’in tiyatro anlayışı, Türkiye’de durağanlaşan tiyatro sektörüne yeni bir soluk getiriyor. Onun sahneye koyduğu metinler, klasik metinlerden uzak komediler, farslar ve vodviller oluyor. Hareketli mizansenlerle seyirciyi tiyatroya bağlayan Haldun Dormen’in sahneye koyduğu oyunlar sayesinde seyirciler gülerken sandalyeleri kırıyorlar.

Bunlarla birlikte oyuncuların da tiyatroya bakışını değiştiren Haldun Dormen’in altın kuralları, Dormen oyuncularının tamamı için geçerli olan ve sanatlarına nüfus eden bir yaşam biçimi haline geliyor. Bu kurallardan en önemlisi şüphesiz ki oyun sırasında verilen sufleyi kaldırması. Bu sayede oyuncular sahneye gerekli hazırlığı yaparak çıkıyorlar ve yaptıkları işin disiplinine uygun çalışıyorlar.

Bunların yanında oyundan önce alkol alınmasını yasaklaması, ikili ve geçici olduğu düşünülen ilişkilere izin vermemesi tiyatronun birliğini sağlaması açısından oldukça önemli adımlar oluyor. Bunun yanı sıra, oynanan her oyunun bir kostüm tasarımcısının olması tiyatronun ciddi bir sanat olarak ele alınması gerektiğini gösteriyor. Bunlara ek olarak tuluat geleneğinin tiyatro metninin önüne geçmesine de ciddiyetle karşı duruyor Haldun Dormen. Oyuncuların oynadıkları oyunun metnine, birlikte yaptıkları provalara saygı duymasını sağlıyor.

Ayrıca Haldun Dormen oyuncuların da seyirciyle ilişkisinin güçlenmesi için önemli adımlar atıyor. Haldun Dormen selamın oyuncuyla seyirciyi yaklaştırdığını bildiği için tüm oyuncuların selama durması gerektiğini düşünüyor. Ve oyuncularına selam mizansenleri yaratarak tiyatroculara duyulan saygının artmasına neden oluyor.

Müzikaller

Yeniliklerin adamı Haldun Dormen… Yenilik deyince de akla ilk gelen cesurca sahneye koyduğu müzikaller oluyor. Sokak Kızı İrma‘sından Pasifik Şarkısı‘na pek çok müzikali seyircinin unutamayacağı bir sükseyle sahneye koyuyor.

Başarısızlıkları denemeleri olsa da müzikle tiyatroyu birlikte harmanlamaktan çekinmiyor. Yaygara 70 müzikalinin bestelerini Cemal Reşit Rey’e yaptıracak kadar cesurca kucaklamış tiyatronun bu dalını… Egemen Bostancı’nın da desteğiyle unutulmaz müzikallerle perde açıyor. Hisseli Harikalar Kumpanyası bu müzikallerden yalnızca biri. Kaç yaşında olursanız olun duyduğunuzda eşlik ettiğiniz melodiler kazıyor hafızamıza:

”Lüküs hayat, Lüküs hayat yan gel de yat keyfine bak…”

”Bizim Tiyatromuz” ve ”Yaparsın Şekerim!”

Haldun Dormen kimdir

Haldun Dormen’in tiyatrosunun iki kez kapanmak zorunda kalmış olmasına rağmen bir efsane oluşunun nedeni şüphesiz ki Dormen’in tiyatro aşkı dışında etkenlere de bağlı. Bu etkenlerden en önemlisi şüphesiz ki aidiyet duygusu.

Birlikte çalıştığı insanların tamamına Dormen Tiyatrosu’nun bir yuva olduğunu hissettirmesi, ışıkçısından, oyuncusuna, sesçisinden kamyon şoförüne kadar herkesin bu aidiyeti hissedebilmiş olması. Bunu sağlayan da Haldun Dormen’in bir kez bile Dormen Tiyatrosu’ndan ”benim” kelimesiyle bahsetmemesidir.

Onun için Dormen tiyatrosu bir ailedir ve bu yuva ”bizim”dir. Hal böyle olunca bir kez o aileye katılan, birlikte çalışma fırsatı olan insanlar ömür boyu kopmayacak bir bağ ile birbirlerine bağlanmışlardır. Göksel Kortay’ın “Birbirimizi seneler sonra sokakta görsek içimiz titrer. Birinin bir derdi olduğu zaman herkes seferber olur, koşup gelir.” cümleleri bu bağın ispatı niteliğindedir.

Aidiyeti oluşturan en önemli etmenlerden biri de insanın bir birey olarak değerli olduğunu hissetmesidir. Turnelere giderken başrol oyuncusundan dekorcusuna herkesin aynı arabaya binmesi, aynı otelde konaklaması, insanların eşit olarak bir arada olması bunun sağlandığının kanıtıdır.

Haldun Dormen gelecek kuşaklara iyi oyuncular yetiştirmek adına adımlar atan bir tiyatrocudur. Şüphesiz ki efsane olmasının nedeni de budur. Çünkü o bir çift hevesli ve yetenekli göz gördüğünde onu bir anda tanır ve sahneye iter. Oyuncu ne kadar kendinden şüphe ederse o kadar alkışlar bir o kadar da “Yaparsın Şekerim!” diye seslenir. Kuliste, okuma odalarında, tiyatro sahnesinde ve evinde oyuncularını, yazarlarını cesaretlendirir. Kendi gücünü ve hayat enerjisini diğer insanların hayatına dokunmasına borçludur.

Bir Belgesel Olarak Yaparsın Şekerim!

yaparsın şekerim

Atmosferiyle seyirciyi büyüleyen bir belgesel Yaparsın Şekerim! Haldun Dormen’in Duygu Sağıroğlu’yla birlikte seneler önce yeniden topluma kazandırdığı Ses Tiyatrosunun atmosferi seyirciyi oyun öncesi sohbet eden bir havaya sokuyor.

Bunun yanı sıra, belgeselde yer verilen sanatçıların anlatım dili belgeselin bir su gibi akmasını sağlıyor. Böylesine güzel ve vefa dolu bir projeyi seyrediyor olmak insana “iyi ki” dedirtiyor. İyi ki bu topraklarda yaşıyoruz… İyi ki yaşayan değerlerimizin kıymetini biliyoruz…

Yaparsın Şekerim‘in beni en çok etkileyen özelliklerinden biri Metin Serezli ve Güler Yiğit’le karşılaşmak oldu. Bir tiyatrosever olarak Metin Serezli’nin konuşmaya başladığı an göz pınarlarımda yaşlar birikti. Belgeselin yaratımında emeği geçenlerin Haldun Dormen’e bu kadar yakın insanlara vefat etmiş olmalarına rağmen yer vermeleri takdire şayandı. Geçmişin ve geleceğin buluştuğu bu belgesel kurgusu ve tekniğiyle de büyüleyici olmayı başarıyor.

Yaparsın Şekerim‘le ilgili söylemeden geçemeyeceğim bir nokta var. Lütfen belgesel biter bitmez kapatmayın! Çünkü kamera arkası görüntülerinde bolca kahkaha atacaksınız!

Sıra Bizde! ”Yaparız Şekerim!”

Yaparsın Şekerim, uzun zamandır seyrettiğim en ilham verici yapım. İnsanın her şeyden önce içine bakması gerektiğine ışık tutuyor bu belgesel. Kırmadan, incitmeden, birilerinin üzerine basıp geçmeden başarıya ulaşılabileceğini gözler önüne seriyor. Sevdiğin iş ne olursa olsun onu yapman gerektiğinin altını çiziyor.

Her insanın içinde taşıdığı bir cevher olduğunu vurguluyor Yaparsın Şekerim! Belgesel bittikten sonra düşünmeye itiyor seyircisini. Haldun Dormen bu belgesel sayesinde yalnızca gözlerinde ışığı gördüğü insanlara değil, göremediği pek çok seyircisinin de imdadına yetişiyor ve “Yaparsın Şekerim!” diyor. Başarının yolunun insanlık, inanç ve sevgiden geçtiğini ispatlıyor.

Netflix’te seyredebileceğimiz bu belgesel sayesinde ruhumuza dönüp ne istediğini soruyoruz yeniden. Ve aldığımız cevap her neyse “Yaparız Şekerim!” diyerek gülümsüyoruz. Hayata dokunan, insanın ruhuna işleyen bu belgeseli sakın kaçırmayın!

Kumsal Kıvılcım

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde Sinema TV eğitimi aldım ve aynı okulda yüksek lisans eğitimime devam etmekteyim. Kendimi, yazıp yönettiği üç kısa filmini ve bolca öyküsünü cebine koyup sanatın aydınlık sokaklarında dolaşan bir hayalperest olarak tanımlayabilirim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir