Roald Dahl: Şeker Henry’nin İnanılmaz Öyküsü

665 kere okundu
18 dakikada okunabilir
Roald Dahl

Roald Dahl denilince ilk olarak hepimizin aklına, o muhteşem yaratıcılıktaki çocuk öyküleri gelir. Charlie’nin Çikolata Fabrikası, Matilda, Yaman Tilki, Charlie’nin Büyük Cam Asansörü yazarın külliyatından sadece birkaç örnek. Eminim, çoğunuz bu eserlerden bir veya birkaçını küçük yaşlarda okumuşsunuzdur ve hafızanızda hala yer etmektedir.

Roald Dahl’ın sadece çocuklara yönelik öyküler kaleme aldığını sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Aynı zamanda yetişkinler için de öyküler yazmış olan yazar, 7’den 70’e tüm edebiyatseverlere hitap etmekte. Biz de bu yazımızda Dahl’ın Şeker Henry’nin İnanılmaz Öyküsü adlı derleme kitabına yakından bakacağız.

Kitaba geçmeden önce cevaplandırmamız gereken bir soru var. Farklı tarzıyla hem yetişkinlerin hem de çocukların beğenisini kazanabilen Roald, acaba yazarlık öncesi hayatında nelerle uğraşıyordu? Dahl’ın yazmış olduğu öykülerin önemini daha iyi anlayabilmek için, hayat hikâyesini öğrenmekte fayda görüyorum.

Rastlantılar Yumağı Bir Hayat

Roald Dahl ve Ailesi

1916 yılında Galler’de doğan yazar, yaşamının çoğunu İngiltere’de geçirdi. Küçük yaştan itibaren eğitim hayatının tamamı yatılı okullarda, katı disiplin altında ezilerek geçti. O dönemi şu cümleler ile anlatır yazar:

O amansız sopa yönetirdi hayatlarımızı. Yatakhanede ışıklar söndükten sonra konuştuğumuz için dayak yerdik, sınıfta konuştuğumuz için, ödevimiz kötü olduğu için, sıranın üzerine adımızı kazıdığımız için, duvarlara tırmandığımız için, pasaklı giyindiğimiz için, ataçları fırlattığımız için, akşamları terliklerimizi giymeyi unuttuğumuz için,  oyun giysilerimizi asmayı unuttuğumuz için dayak yerdik, en önemlisi de hocalarımıza (o günlerde onlara öğretmen denmezdi) karşı en küçük bir kusur işlemeyegörelim, bunun için sopa yerdik. Bir başka deyişle, küçük bir oğlanın yapması doğal olan her şey için dayak yiyorduk.

Eğitim hayatı sona erince Shell Petrol Şirketi’nde çalışmaya başlayarak Doğu Afrika’da Tanzanya’ya gitti. Burada yalnızca iki yıl görev aldı. 1939 yılında İngiltere’nin Almanya ile savaşma kararı neticesinde, asker olarak savaş pilotluğu görevini üstlendi. Dahl, görevi esnasında ağır yaralandı ve kafatasını çatlattı. Yaraları pilotluk görevini engellediği için uçmayı bırakmak zorunda kaldı. Bir aylık izin sonrası kendisine Amerika Birleşik Devletleri’nde hava ateşesi yardımcısı görevi verildi. Roald Dahl’ın hayatı bu görev esnasında hayal edemeyeceği bir yöne evrildi.

Yazın Hayatının Başlangıcı

Roald Dahl

Henüz 26 yaşında olan yazar bir gün ofiste çalışırken dönemin önemli İngiliz yazarlarından C.S. Forester kendisini ziyarete geldi. Forester, Dahl’ın savaş pilotuyken yaşadıklarını anlatmasını rica etti. Dahl’ın tüm detayları ile anlatacağı anılarını derleyip bir öykü haline getirmek istiyordu. Forester öyküyü Saturday Evening Post dergisinde yayınlatacaktı.

Dahl anlatmak yerine, yaşadıklarını yazarak iletmeyi tercih etti. Böylece kendisinin bile şaşıracağı bir hızda yazdığı öyküsünü Forester’a gönderdi. C.S. Forester öyküyü o denli beğendi ki üzerinde her hangi bir değişiklik yapmadı. Öykünün Roald Dahl’ın adı ile dergide yayınlanmasını sağladı. Çantada Keklik başlıklı öykü, okur ve eleştirmenlerden oldukça beğeni topladı. Dahl bu öyküsü ile yakaladığı başarı sonrasında yazarlık mesleğine eğilme kararı aldı. 1990 yılında vefat edene kadar kurmaca alanında hem çocuklara hem de yetişkinlere yönelik birçok öykü yazdı.

Çantada Keklik öyküsünü okuduktan sonra, onun bir ilk öykü olduğunu bilmek, Dahl’ın hayatında daha öncesinde yazarlığa dair bir denemesinin olmadığını hatırlamak oldukça şaşırtıcı gelebilir. Ancak bu noktada küçük bir ekleme yapmak gerekir. Roald Dahl her ne kadar yazmayı denemese de küçüklüğünden itibaren iyi bir okuyucu.

En sevdiği yazarlar arasında Rudyard Kipling, Charles Dickens, William Makepeace Thackeray ve Frederick Marryat var. Tüm bu yazarlar onun yazını üzerinde oldukça etki gösterir. Bunun yanı sıra annesi Sofie Dahl, yazar ve kız kardeşlerini Norveç mit ve efsanelerini anlatarak büyütür. Roald, her zaman annesinin ve onun hikayelerinin, yazıları üzerinde güçlü bir etkisi olduğunu ileri sürer.

Bu arada bahsi geçen Çantada Keklik‘i ve yazarın hayatını kendi ağzından anlattığı Arka Kapıdan Girmek: Nasıl Yazar Oldum hikâyesini de Şeker Henry’nin İnanılmaz Öyküsü‘nde okuyabilirsiniz. Bu öyküler, Roald Dahl ile daha önceden yollarınız kesişmediyse sizin için güzel bir tanışma olacaktır.

Beyazperdede Roald Dahl’ın Yaratıcı Etkisi

Roald Dahl’ın Charlie’nin Çikolata Fabrikası Uyarlaması-2005

Roald Dahl’ın öykülerinin bir kısmı beyazperdeye de uyarlandı. Aklınıza gelen ilk filmin de Charlie’nin Çikolata Fabrikası olması mümkün. Tim Burton’un yönettiği ve Johnny Depp’in başrolünde oynadığı film, 2005 yılında vizyona girdi ve oldukça beğeniyle karşılandı. Ancak film öykünün ilk vizyon uyarlaması değil. Öykü ilk olarak Willy Wonka ve Çikolata Fabrikası adı ile 1971 yılında gösterime girdi. Filmin başrolünde Gene Wilder oynadı. İlk uyarlamanın en önemli detayı ise filmin senaristinin Roald Dahl’ın kendisi olması.

Beyazperdeye uyarlanan öyküler arasında bir diğer dikkat çekici film ise Fantastic Mr. Fox. Başarılı yönetmen Wes Anderson’un  ilk stop motion animasyon denemesi olan 2009 yapımı film, sinemaseverler tarafından olumlu tepkiler aldı. Aradan geçen 13 yılın ardından Roald Dahl’ın yaratıcı dünyasını oldukça seven Anderson, Şeker Henry’nin İnanılmaz Öyküsünü de sinemaya uyarlayacağını açıkladı.

Sinemaseverleri ve Dahl hayranlarını oldukça heyecanlandıran bu filmi biz de KAZAN ekibi olarak merakla bekliyoruz. Öyküyü okuduktan sonra sizlerin de “bu ancak bir Wes Anderson filmi olabilirdi” diyeceğinizi düşünüyorum. Belki de böylece kitaba olan merakınızı biraz daha arttırmış oluruz.

“Sıradışının Krallığı”

Roald Dahl – Şeker Henry’nin İnanılmaz Öyküsü

1999 yılında Can Yayınlarınca ilk basımı yapılan Şeker Henry’nin İnanılmaz Öyküsü bir derleme. Yayınevi okuyucuyu “Sıradışının Krallığına Hoş geldiniz!” cümlesi ile karşılıyor. Ayrıca Dahl’ı “casus, savaş pilotu, çikolata tarihçisi ve tıbbi buluşlar yapan bir mucit” olarak tanımlıyor. Kitabın içerisinde daha önceden bahsetmiş olduğumuz; Çantada Keklik  ve Arka Kapıdan Girmek: Nasıl Yazar Oldum öykülerinin yanı sıra, Hayvanlarla Konuşan Çocuk, Otostopçu, Mildenhall Definesi, Kuğu ve kitaba adını veren Şeker Henry’nin İnanılmaz Öyküsü var.

(Yazının buradan sonraki kısmında bazı sürprizbozan/spoiler ile karşılaşacağınızı belirterek incelememize devam edelim.)

Kitapta yer alan Mildenhall Definesi harici tüm öyküler kurmaca. Mildenhall Definesi‘nin ise gerçekliğini şu sözlerle belirtiyor yazar:

Galiba hayatımda kurmaca olmayan tek bir öykü yazdım, bunu da konuyu dayanılmaz derecede etkileyici bulduğum için yaptım. Yazmadan edemedim.

Kitapta ilk olarak, hayvanların dilini anlayan ve onların acıları karşısında empati kurabilen, en sonunda da modern hayatı terk ederek bir kaplumbağanın sırtında kaçan bir çocuğun hikayesi ile karşılaşacaksınız. Hayvanlarla Konuşan Çocuk isimli bu öyküde kendini piramidin tepesinde gören insan ırkının, hayvanlar karşısındaki her zamanki hadsiz tavrını görüyoruz. Bu tavrı benimsemeyen tek kişinin ise bir çocuk olması, hayvanın acısını hissedebilmesi yetişkinlere nazaran çocukların doğa ile bağının hala kopmadığını gösterir nitelikte. Öykü insanların zaman geçtikçe bu bağı koparıp, kendisinin üstün ırk olduğu sanrısına daha çok kapıldığını düşündürtüyor.

Kitaptaki ikinci öykümüzün ismi Otostopçu. Bu öyküde Roald Dahl yeni arabasıyla şehirlerarası bir yolculuk yapar ve arabasına almış olduğu otostopçunun “el çabukluğu ustası” olduğunu öğrenir. Bir yankesici olan otostopçu işinin oldukça ehlidir ve yazarın unutamayacağı bir yolculuk yapmasını sağlar. Oldukça eğlenceli ve merak uyandırıcı unsurlar içeren güzel bir öykü.

Kitapta yer alan bir diğer kurmaca öykü ise Kuğu. Bu öykümüzde de başrolde çocuklar var. İki oğlan tarafından zorbalığa uğrayan Peter, yaşadığı tüm o korkunç eziyetlere karşın sonunda bir kuğunun kanatlarıyla zorbaların yanından kurtulmayı başarır. Genellikle diğer öykülerinde olduğu gibi burada da karanlık unsurlar söz konusudur ve son, beklenmedik bir olay ile gelir. Bu da Roald Dahl’ın genel olarak neredeyse tüm öykülerinde kullandığı yazım tarzını oluşturur.

Kitaba Adını Veren Öykü

Ve son olarak kitaba adını veren, Wes Anderson’a yeni bir film yaptıracak olan öykümüz, Şeker Henry. Zengin bir yaşam süren Henry neredeyse her varlıklı insan gibi elindekiyle yetinemez. Hep daha fazlasına sahip olmak ister. Şans eseri eline geçen bir kitaptan nesnelerin arkasını görebilmeyi öğrenir. Her doyumsuz insanın yapacağı gibi bu yeteneğini kumarda kullanıp, daha da zengin olmayı planlar. Ancak bu mucizevi yeteneği elde etme süresince maddi dünyaya olan ilgisini kaybeder. Kahramanımız önceden tanıklık ettiğimiz mizacına ters bir şekilde kazandığı paralar ile yetimhaneler kurmaya karar verir. Bu hayalini geçekleştirmek için de bir ekip ile dünyadaki tüm kumarhaneleri gezmeye başlar. Macera dolu bu seyahatler sonrasında Henry hayalini gerçekleştirebilmiştir.

Son Söz

Roald Dahl öykülerini neredeyse tüm dünyayı etkisi altına alan, ırkçılığa karşı verilen bir mücadelede; 2. Dünya savaşı sonrasında yazmaya başladı. Savaş esnasında aldığı yaralara, bir de savaşın psikolojisi üzerinde bıraktığı muhtemel yıkımları da eklemek gerekir. Ancak o tüm bunlara karşın bu denli sihirli ve eğlenceli öyküler yazarak, yaratıcı dünyasının ne kadar renkli ve baskılanamaz olduğunu kanıtlamış oldu.

Yazdığı dönemlerde ırkçılık ve cinsiyetçilik ile suçlansa da, bu suçlamaları kabul etmedi. Tüm eleştirilere rağmen üretmeye devam etti.  Eserleri birçok ödül kazandı. The Times 2008’de kendisine, “1945’ten Beri En Büyük 50 İngiliz Yazar” listesinde 16. sıradan yer verdi.

Tüm yaşadıkları ve aldığı tepkilere rağmen özgür bir zihinle yarattığı öyküleri, aradan geçen onca zamana rağmen dikkat çekmeye ve okunmaya devam ediyor. Onun yazınları döneminin çok ilerisindeydi. Kendisine bize bıraktığı tüm bu edebi lezzetler için ayrıca şükranlarımızı sunuyoruz.

Duygu Demir

Halkla İlişkiler mezunu bir Grafikerim. Kurumsaldan ayrılmam ile yeni bir alanda kariyer planlaması yaptım ve "anne" oldum. Şuan 3 yaşındaki oğlum ile gündüzleri varoluşsal sancılardan kuleler yaparken, geceleri Kazan için yazıp, çizip, düşünüyorum.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.