House of the Dragon: 1. ve 2. Bölüm İncelemeleri

432 kere okundu
18 dakikada okunabilir
houseofdragon

House of the Dragon, sonunda izleyici ile buluştu. Game of Thrones’un spin-off dizilerini izleyeceğimizi öğrendiğimizden beri heyecanla bekliyorduk. Targaryen hanesinin hüküm sürdüğü zamanları anlatan dizi aslında bir iç savaşı konu alıyor. Ateş ve Kan isimli kitaptan uyarlanan dizinin yazar kadrosunda George R. R. Martin de bulunuyor. Bu yazıda da dizinin ilk iki bölümünü inceleyeceğiz. 

House of the Dragon: Konusu ve Anlatım Dili

House of the Dragon

House of the Dragon, George R.R. Martin’in Ateş ve Kan isimli kitabını referans alıyor. Dizi, Game of Thrones’un 300 yıl öncesini anlatıyor. Ejderhaların Dansı adı verilen iç savaşa giden süreci ve bu iç savaşı konu alıyor. Dizinin başlangıcında Kral Jaehaerys’i görüyoruz. Oğullarının ölmesi sebebiyle verasetin belirlenmesi için tüm Westeros lortlarını yeni varisi seçmek için topluyor. 

Bu konseyde önemli olan durumlardan biri Rhaenys’in en fazla taht iddiası olan kişi olmasına rağmen bir kenara atılması. Lortların hepsi Viserys’in krallığın başında olmasını mantıklı buluyor. Burada Rhaenys’in taht iddiası bir anda geçersiz oluyor. Bunun tek sebebi ise kadın olması.

Bundan dolayı da birkaç sahnede Rhaenys’e seslenirken “kraliçe olmayan” takma ismi kullanılıyor. Bu olay, dizinin devamı için de önemli bir durum. Rhaenys aynı zamanda Corlys Velaryon ile evli. Dizinin önemli ailelerinden biri de Velaryon ailesi. Velaryonlar, Targaryen hanesi gibi Valyria’lı bir aile. Targaryenler gibi onlar da Valyria kanı taşıyor. Fakat Targaryenlar ejderha lortları iken, Velaryonlar deniz lortları. O yüzden de varlıklı bir haneleri var. 

Valyria, Essos kıtasının büyük kısmına yayılmış bir ülke. Valyrialılar, diğer insanlarda rastlanmayan gümüş, altın saçlara ve mor renkli gözlere sahiptirler. Aile içi evlenme de bu yüzden yaygındır. Saf kanı bozmak istemezler. Valyria’da konuşulan dil ise Yüksek Valyria dilidir. Dizide Prenses Rhaenyra ve Prens Daemon kendi aralarında bu dili konuşurlar. Valyria Aegon’un Westeros’a ayak basışından yaklaşık 100 yıl önce, Valyria Kıyameti adı verilen felaket sonucu yeryüzünden silinmiştir.

***Yazının devamı izlemeyenler için spoiler içerir. ***

House of the Dragon : The Heirs of the Dragon

House of the Dragon

Jaehaerys’in varis seçmesinin ardından krallığı Viserys’in yönettiğini görüyoruz. Kendisi Kraliçe Aemma Arryn ile evli ve Rhaenyra isimli bir kızları var. Aynı zamanda da kraliçenin hamile olduğunu görüyoruz. Viserys’in erkek çocuğu olmaması nedeniyle kendisi de henüz varisini açıklamamış. Karısının erkek varis doğuracağını düşünüyor. Bunun için büyük bir turnuva düzenliyor. Gerçekten de turnuvayla beraber kraliçenin doğumu da başlıyor. Turnuva sahnesi dizinin ilk bölümü için iyi bir tercih olmuş çünkü hem karakterleri daha rahat görüyoruz hem de aralarındaki ilişki de yansıtılmış oluyor. Hem itiraf edin turnuva sahnelerini hepimiz çok özledik. 

House of the Dragon, Game of Thrones’da da çok kullanılan paralel kurgu yöntemini turnuva ve doğum arasında kullanıyor. Bir yandan kraliçenin acılar içinde geçen doğumunu izlerken bir yandan da turnuvayı izliyoruz. Bu anlatım dili belli ki dizinin yaratıcıları tarafından da çok seviliyor. Turnuva devam ederken, kraliçenin doğumu iyice zorlaşıyor. Kral üstatlar tarafından çağrılıyor. Bu sahnede kralı bir seçim yaparken görüyoruz. O da içindeki bebeği almak adına kraliçenin karnını canlı canlı kestiriyor. Kraliçeyi orada kaybediyoruz. Bir gün sonra da bebeği kaybediyoruz. 

İlk bölümde seyirci olarak her ejderha gördüğümüzde heyecanlanırken, halk için ejderha görmek sıradan bir olay haline gelmiş. Şehrin üzerinde dolaşan ejderhalara kimse dönüp bakmıyor bile. Ayrıca eskiden gördüğümüz kral şehrinde bir eksik ve bir fazla yapı var. Baelor’un Septi yok. Çünkü henüz inşa edilmemiş. Ejderha Çukuru var. Çünkü henüz yıkılmamış. 

House of the Dragon, şimdiden birçok metafor kullandı. Birinci bölümde, kralın oturduğu tahtta elini kesmesi bunlardan biriydi. Rivayete göre bir kralın, demir tahtta kanı akıyorsa o kralın hükümdarlığı uzun sürmezmiş. Tahtın onu kabul etmediği anlamına gelirmiş. Tahtın tasarımı da Game of Thrones’daki tahttan çok daha iyiydi. Oturması daha rahatsız ve zor bir taht görüyoruz.

Varis Gerilimi

House of the Dragon

House of the Dragon’un ilk bölümünde bir küçük konsey sahnesi izliyoruz. Bu küçük konsey sahnesinde Stepstones’da bir tehlike olduğu konuşuluyor. Küçük konsey sahnesini koymalarında hem bu tehlikeyle ilgili az da olsa bilgi vermek amacı var. Aynı zamanda da konseyde kimlerin yer aldığını görüyoruz. Prensesi ise konseyde içki dağıtırken izliyoruz. Bu sahne birçokları için gereksiz görünse de aslında prensesin konseyin içinde o şekilde yer alması ilerisi için önemli bir detay. 

Prensesin en yakını Alicent Hightower. İkisi de beraber sarayda büyümüş. Aynı zamanda biri kralın biri de kral elinin kızı. Yaşları da birbirine yakın olduğu için iyi anlaşmaları çok doğal. Prensesin iyi ilişki kurduğu bir diğer kişi ise amcası Daemon Targaryen. Daemon, şüphesiz dizinin en iyi yazılmış karakterlerinden biri.

George R.R. Martin de bir söyleşisinde Daemon’un en sevdiği karakter olduğunu açıklıyor. Karakter yaratımı açısından en önem verdiği şeyin iyi ve kötü arasında o iç içe geçmişlik olduğunu söyleyen bir yazar için çok iyi bir seçim. Game of Thrones’u da bu kadar iyi yapan şeylerden biri buydu. İyi ya da kötü karakterlerin net bir ayrımla ayrılmaması. Çok iyi dediğimiz birinin diğer bölüm feci şeyler yaptığına tanık olmuştuk. Bu dizide de karakter yaratımında bu dikkate alınmış. Zaten yazar da bu dizi için ikili ilişkilerin daha önemli olduğunu söylüyor. O yüzden de karakterleri tanımak ve motivasyonları anlamak önemli. 

Kralın erkek varisi öldükten sonra Daemon kendisinin varis olacağına inanıyor. Hatta çoğu yerde “bir günlük varis” diyerek, kaybettiği yeğeni ile dalga geçiyor. Bu söylemler kralın kulağına gidiyor. Kral ve Rhaenyra çok öfkeleniyor. Normal bir kral, bu durumda kardeşine ölüm emri bile verebilecekken, Viserys’in daha anlayışlı bir kral olduğunu kardeşini sadece sürmesinden anlıyoruz. Kral bu olaydan sonra kızını varis ilan ediyor ve tüm lortların kızına bağlılık yemini ettiğini görüyoruz. Tabii ki bazı lortların bunu istemeden yapması gözümüzden kaçmıyor.

House of the Dragon: The Rogue Prince 

house of the dragon incelemesi

İkinci bölümle beraber House of the Dragon’un en büyük eksiği olan jenerik de diziye dahil oluyor. Jenerik tasarım olarak bir ejderhanın gözünden Targaryen hanesinin tarihini anlatıyor. Müzik olarak Game of Thrones’un müziğinin aynısının kullanılması bence kötü bir seçim olmuş. Farklı bir müzik tasarlanabilirdi ya da aynı müziğin farklı bir formu seçilebilirdi. 

Stepstone’a gelen Yengeç Besleyen, Corlys Velaryon için büyük bir tehdit oluşturuyor. Kendisinin gemileri de o bölgede olduğu için kraldan yardım istiyor. Fakat burada da kralın gereksiz savaşlara girme konusundaki hassasiyetini görüyoruz. Viserys, kral olarak başa geldiğinden beri savaştan kaçınıyor. Halkını boş yere savaşa sürüklemek istemiyor. 

Daemon’ın bir ejderha yumurtası çaldığı ve Ejderha Kayası’na yerleştiğini ve yakında evleneceğini söyleyen bir mektup gönderiyor. Kendisi karısıyla evli olmaktan mutsuz olduğunu daha önce de dile getirmişti. Aynı zamanda şu an beraber yaşadığı kişinin hamile olduğunu ve çaldığı yumurtayı da çocuğunun beşiğine koyacağını söylüyor. Bu durum krala tam anlamıyla karşı gelmek olsa da kral önce yine bir şey yapmak istemiyor.

Corlys Velaryon, bu noktada hareketsiz kalmanın krallığı küçük düşüreceğini söylüyor. Bu noktada Prenses’in krala göre ne kadar atılgan olduğunu görüyoruz. Genel olarak olaylara karşı ejderhamıza binelim, gidelim modunda olan Prenses bu konuda da aynı tavrı koruyor. Bu sefer daha önemli bir şey yaparak Ejderha Kayası’na gidiyor. Otto Hightower, Daemon’a hakaretler düzüp, silahlarını çekmişken sisler içerisinde Prenses’i görüyoruz. Bir kez daha Daemon’un Prenses’e karşı ne denli ılımlı olduğunu görüyoruz. Aynı zamanda da Prenses artık küçük bir kız olmadığını ve bir gücü olduğunu bize gösteriyor.

Kral Kimle Evlenecek?

House of the Dragon incelemesi

İkinci bölüm için en önemli nokta kralın kiminle evleneceği konusu. Otto Hightower, kraliçe öldükten sonra kızını krala yaklaşması konusunda uyardığını görmüştük. Bu bölümde de Alicent’ı bol bol kralın yanında görüyoruz. Onunla sohbet ediyor. Alicent bir yandan tırnakları yolsa da kral bu sohbetten hoşlanıyor gibi gözüküyor. 

Genel anlamda konseyde ve lortlar arasında da kralın kiminle evleneceği büyük bir merak konusu. Bu hem krallığın geleceği adına önemli bir durum. Hem de kralın yeni çocuklarının olması da bekleniyor. Bir yandan Otto Hightower, kızıyla evlenmesi konusunda onu doldururken diğer bir öneri de Corlys Velaryon’dan geliyor. İki Valyria’lı aile olarak hanelerini birleştirmenin krallığı daha güçlü hale getireceğini söylüyor. Kızı Laena Velaryon ile evlenmesi teklif ediyor. 

Kral Viserys, birçok lorttan Laena Velaryon ile evlenmesi konusunda görüş alıyor. Hepsi de bu evliliği mantıklı buluyor. İki ailenin birleşmesinin krallık adına iyi bir seçim olacağını düşünüyorlar. Dizide Laena ile kralın yürüyüş sahnesinden, Laena’nın daha on iki yaşında olmasından dolayı absürtlüğünü görüyoruz ama aslında Laena ve Alicent arasında da çok fazla yaş farkı yok. 

Kral mantıkla hareket etmek yerine duygularıyla hareket edip Alicent’ı seçiyor. Prenses ise bu haberi konseyde herkesle beraber öğrenip şok oluyor. Aynı zamanda Corlys Velaryon da konseyi terk ediyor. Bu bölümle beraber kralın kimle evleneceğini öğrenmiş oluyoruz. 

Bölümün en önemli sahnesine değinip, gelecek bölümlerde görüşmek üzere deyip yazıyı bitiriyorum. O da Prenses Rhaenyra ile Prenses Rhaenys arasında geçen konuşmaydı. Rhaenys, Rhaenyra’ya kraliçe olmak için fazla umutlanmaması gerektiğini söylüyor. Daha sonra da ekliyor:

Demir tahtta bir kadın görmektense, diyarı ateşe verirler.

Tuğçe Kozak Arman

Merhaba, ben Tuğçe Kozak Arman. Mühendislik eğitimimi tamamladıktan sonra, gönül verdiğim sinema eğitimimi almak için Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’ne başladım. Hali hazırda eğitimime devam ediyorum. Aynı zamanda okuduğum kitaplarla ilgili sohbet ettiğim bir YouTube kanalım var. Onun dışında da çeşitli projelerde senaryo yazarlığı yapıyorum ve yayına hazırladığım kitabım var. Sinemadan bahsedecek olursak, benim de yolumu ustalar çizdi. Alfred Hitchcock, Kubrick ve Kieslowski favori yönetmenlerim. Favori filmim ise yıllardır hiç değişmedi. O da Hitchcock’un Psycho’su. Yıllardır kusursuzluğunu kaybetmeyen bir film.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.