Gönül: Bir Aşk Hikâyesi

497 kere okundu
18 dakikada okunabilir
gönül

Gönül; BKM’nin yapımcılığını üstlendiği, Soner Caner tarafından yazılan ve yönetilen bir aşk filmi. Filmin baş rollerini Erkan Kolçak Köstendil, Hazar Ergüçlü ve Bülent Emin Yaralar paylaşıyor. Hayatın keşmekeşinden sıkılan ve farklı bir film izlemek isteyenler Netflix’ten Gönül‘e ulaşabilirler.

Aşk Her Dilde Aynıdır

Gönül filminde Hindistan’dan Orta Doğu’ya göçen çingene bir grup olan Domların masalsı yaşantısı anlatılıyor. Filmimiz Domların bir düğüne çalgıcılık yapmaya gitmesiyle başlıyor. Domların yakışıklı fakat bir o kadar da deli olan Piroz’u, Sümbül’üyle bu düğünde karşılaşıyor.

Peki, Sümbül kim dersiniz? Düğünün gelini. Zorla evlendirilen, muhtemelen evlendirildiğinin farkında bile olmayan bu uçuk kaçık kız bir melodiyle tüm gerçekliğe göğüs geriyor film boyunca: Na nigi nigi na nigi na na…

Gelinliğini giymek üzere odasında yalnız bırakılan Sümbül bu melodiyi mırıldanırken pencereden onu duyan Piroz da melodinin devamını getiriyor ve perde aracılığıyla birbirleriyle oynuyorlar. Ve böylece birbirlerine melodiyi mırıldanarak aşklarını ilan etmiş oluyorlar. Keyifle mırıldandıkları melodinin kaderlerini değiştireceğini bilmeden…

Odaya birinin gelmesiyle ayrılan, birbirinin ismini bile bilmeyen bu iki deli, ilk görüşte aşık oluyorlar. Bunun üzerine Piroz arkadaşlarına birine aşık olduğunu bile söylüyor. Bu sırada Sümbül de evlenmek üzere olduğu adamdan bu melodiyi mırıldanmasını istiyor ve onunla dalga geçiyor. Buna karşılık ise bir masal aleminde yaşamadığını hatırlatıyor ona.

Sümbül’ün düğün alanına gelmesiyle kısa süre içinde bir kavga çıkıyor. Tüm bunlar olurken de Piroz ve Sümbül kavgaya aldırmadan birbirlerine uzun uzun bakıyorlar.

Gönül Sürprizleri

Yazının bu bölümünde spoiler bulunmaktadır.

Gönül, tam işler çığırından çıktı derken yaptığı sürprizlerle insanı gülümseten bir film. O kavganın ardından ne yaşandığını merak ediyor seyirci. Ve at arabasına bağlı eşeğin üzerinde Sümbül ve müstakbel kocasını görüyoruz. At arabasını ise Piroz kullanıyor. Onları kendi yollarına uğurluyoruz ve Piroz hayatının en mutlu haberini alıyor. Sümbül’ün baba evine bakire olmadığı için geri götürüldüğünü öğreniyor. Ve başlıyor düğün alayı. Bundan sonra aralarında evlenmek için hiçbir engel kalmadığını düşünüyor Piroz.

Köylerine varır varmaz kaçarak eski sevgilisini aramaya giden baba Mirze’yi bağladıkları sandalyeden çözüyorlar. Ve ona kız istemeye gidecekleri haberini veriyorlar. Mirze ise bu durumu büyük bir heyecan ve mutlulukla karşılıyor. Bunun üzerine ahali hazırlanıyor, renkli dünyaları bir düğün alanına dönüşüveriyor. Ve kızımız Sümbül’ü Allah’ın emri peygamberin kavliyle oğlumuz Piroz’a istemeye gidiyoruz.

Müzik Silahtan Üstündür!

Yazının bu bölümünde spoiler bulunmaktadır.

Gönül‘de kız isteme merasiminde de hiçbir şey beklediğimiz gibi gitmiyor. İstemeye gelirken özenle giyinip hazırlanan Domların normal bir şekilde kız isteyeceğini düşünüyoruz. Fakat onlar bir şarkı tutturuyorlar. Ve dünya bir anda güzelleşiyor.

Buna rağmen Sümbül’ün babası olan Ağa’nın yüzünde mimik bile oynamıyor. Ve nihayetinde onları evinden kovuyor. Bu sırada ahıra kapatılan Sümbül ise olanlardan habersiz samanları havaya serpiştirip duruyor. Ta ki Piroz ona yoldaşlık etmek için ahırın damındaki pencereyi kendisine mesken edinene kadar.

Her zamanki gibi ahırın damının penceresinden konuştukları bir günde Sümbül’ün ailesi ahıra geliyor ve onu öldüreceklerini konuşuyorlar. Bunu duyan Piroz irkiliyor ve elindeki müzik aletinden çıkan ses Sümbül’e zarar vermek üzere olan abisini korkutuyor. Böylece müziğin tüfekten daha güçlü bir silah olabileceği ihtimaliyle karşılaşıyoruz.

Saraydan Kız Kaçırma

Yazının bu bölümünde spoiler bulunmaktadır.

Gönül bu olaydan sonra başka bir boyut kazanıyor. Ve Piroz, Sümbül’ü kurtarmak için Hogir’den yardım istiyor. O sesin ardından Sümbül’ün cinli olduğuna inanan ailesi, cini çıkarması için Hogir’den yardım istiyor. Ve Hogir yaptığı oyun sayesinde Sümbül’ün ölmüş gibi görünmesini sağlıyor. Bunun üzerine ailesi tarafından gömülen Sümbül, Piroz tarafından toprak altından kurtarılıyor. Ve kefeniyle Domların arasına katılıyor.

Eğlenceli ve rengarenk bir nikah töreni karşılıyor bizleri Gönül’ün bu bölümünde. Özellikle nikahtan sonra dua okuma sahnesi seyirciyi hem güldürüyor hem de düşündürüyor. Fakat bu mutluluk pek de uzun sürmüyor. Ve Sümbül’ün ailesi mezarı boş bulunca onu kaçıranların Domlar olduğunu anlıyor. Bunun üzerine kızlarının peşine düşüyorlar.

Ölümsüz Aşk

gönül

Yazının bu bölümünde spoiler bulunmaktadır.

Gönül, yalnızca bir aşkı değil aşkın genelini farklı bir bakış açısıyla anlatan bir film. Bu özelliğini ailenin en yaşlı üyesi Mirze’nin unutamadığı aşkı Dilo’yu bulma ümidiyle seyirciye ispatlıyor. Sevdiği kız olan Dilo yerine başka bir kadınla evlendirilen Mirze ömrü boyunca Dilo’sunu unutmayan bir adam.

Mirze, karısı öldükten sonra Dilo’nun peşine düşüyor ve bu nedenle sürekli at arabasıyla topluluktan uzaklaşıyor. Gittiği yeri ise hiç kimse bilmiyor. Babalarının bu umutsuz aşkın pençesine düşmüş olması onları endişelendiriyor. Ve buna kendilerince bir çözüm buluyorlar.

Dilo’nun geldiğini fakat yakalandığı hastalık nedeniyle kimseye yaklaşmaması gerektiğini babalarına anlatıyorlar. Ve kurdukları, özel olarak aydınlattıkları bir çardağa insan boyunda samandan bir bebek koyuyorlar. Babalarını ise sınırı aşmaması gerektiğini söyleyerek uyarıyorlar. Bu noktada devreye Bülent Emin Yarar’ın muhteşem oyunculuğu giriyor. Akıl almaz sesiyle öyle bir şarkı söylemeye başlıyor ki onun gözünden akan her yaş yüreğimize serpiliyor.

Aşkın ne olduğunu bilen, onu iyi tanıyan bu adam, Piroz ve Sümbül’ün en büyük destekçisi oluyor. Ta ki sevgilisi Dilo’nun yalnızca samandan bir bebek olduğunu anlayana kadar… Mirze o anın etkisiyle çardağı ateşe veriyor. Ve sabah olduğunda ailesi çaresizce onun küllerini çardakta arıyor. Fakat bu sırada Mirze sevgilisi olarak gördüğü samandan Dilo ile aşk yuvalarına doğru yola çıkıyor.

Yuvaları ise Mirze’nin özel olarak onlar için kazdığı iki mezar. Üstelik aralarında birbirlerini görebilecekleri bir boşluk bile var. Mezarda yan yana uzandıkları sahnede Mirze’nin yüzündeki buruk mutluluğu görmek insana aşkın nasıl bir şey olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.

Gönül’ün Karakterleri

gönül filmi inceleme

Gönül filminin insanın aklını soru işaretleriyle dolduran pek çok yönü var. Bunlardan biri de karakter derinliği. Gönül’ün seyirci üzerinde bıraktığı hissiyat çok yoğun. Fakat karakterlerin yeterince tanıtılmamış olması bu yoğunluğun bir nebze de olsa azalmasına neden oluyor. Mesela Sümbül’ün ve Piroz’un neden bu kadar uçarı olduklarına dair küçük bir işaret bile yok. Ayrıca Sümbül’ün evlenme aşamasına nasıl geldiğini, neden bakire olmadığını da bilmek istiyor seyirci. Mirze’nin Dilo’yla evlenememesi ise başka bir merak konusu…

Şeytan Ayrıntıda Gizlidir

Gönül‘ün istenen başarıya ulaşamadığını düşünmemin nedenlerinden biri olay örgüsü içerisinde boş bırakılan alanlar. Filmin çatısı giriş, gelişme ve sonuç üzerine kurulmuş olsa da gelişme bölümündeki detay eksikleri ve aksaklıkları seyirciyi filmin atmosferinden alıkoyuyor.

Bu eksiklerden biri Piroz’un ahırın damında ayakta dururken insanlara görünmemesi. Herhangi bir temele oturmayan bu mantık hatası seyirciye “ben ne izliyorum” diye sorgulatıyor. Bunun yanında Mirze’nin vurulduktan sonra taşınırken vücudunda hiç kan olmaması gibi detay eksiklikleri filmin büyüsüne ağır bir darbe indiriyor.

Ayrıca Sümbül’ün toprağın altından gelen sesi “Bu kız nasıl oldu da o kadar zaman nefessiz kaldı? Toprağın altından ses bu kadar berrak gelebilir mi?” sorularının sorulmasına neden oluyor. Filmin ana hatları dışında detaylarının da çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle Gönül‘ü izlerken karşılaştığım bu eksikler özellikle dikkatimi çekti. Ve kısa süreliğine de olsa beni filmin büyülü atmosferinden uzaklaştırdı ne yazık ki.

Gönül Filminde Müzikler ve Atmosfer

Gönül, Vedat Özdemir’in görüntü yönetmenliğini yaptığı muhteşem bir tablo… İnsan Vedat Özdemir sayesinde kendini Domları anlatan bir resmin içinde hissediyor. Sarı, turuncu ve kırmızının tonları insanın ruhunu okşuyor. Böylesine büyülü bir atmosferde renk ve mekan derinliğinin kullanımı çok etkileyici bir rol oynuyor. Bunların yanında alışık olmadığımız plonje kullanımları insanda filmi durdurup bir süre görüntüyü izleme isteği uyandırıyor.

Gönül‘de kullanılan müzikler kimi zaman insanın içini ısıtıyor kimi zaman ise yüreklerimize derin bir hüzün oturtuyor. Özellikle kültürel müziklere yer verilmesi filmin duygusunu arttırıyor. Bunun yanında Vedat Yıldırım ve Cansun Küçüktürk tarafından hazırlanan özgün müzikler de filme ayrı bir değer katıyor.

Umut Işığı

Gönül, Türkiye’deki her oyuncunun aynı rolü oynaması sorununa güneş gibi doğuyor. Özellikle başrol oyuncularının daha önce buradaki karakterlere benzer hiçbir karaktere can vermemiş olması seyirciye heyecan veriyor.

Her oyuncunun hayali olan bu fırsatı Erkan Kolçak Köstendil, Hazar Ergüçlü ve Bülent Emin Yaralar oldukça iyi değerlendirmiş. Can verdikleri karakterler biraz olsun itici gelmiyor seyirciye. Üstelik anlatılması zor bir topluluk onlar sayesinde ete kemiğe bürünüyor.

Eksikleri gedikleri olsa da masalsı yönüyle diğer Türk filmlerinden kolaylıkla ayrılan bir film Gönül. Sinema sektöründe böylesine farklı bir iş yapmış olmanın çok kıymetli olduğunu düşünüyorum ve bunu önemli bir adım olarak görüyorum. Bu gelişme bir seyirci olarak oldukça heyecanlandırıyor beni. Umuyorum ki denemeye ve daha iyilerini yapmaya devam ederiz. Filmsiz tek bir gününüz bile geçmemesi dileğiyle.

Kumsal Kıvılcım

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde Sinema TV eğitimi aldım ve aynı okulda yüksek lisans eğitimime devam etmekteyim. Kendimi, yazıp yönettiği üç kısa filmini ve bolca öyküsünü cebine koyup sanatın aydınlık sokaklarında dolaşan bir hayalperest olarak tanımlayabilirim.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.