Carl Gustav Jung: Kuram ve Düşünce Yapısı

524 kere okundu
18 dakikada okunabilir

Carl Gustav Jung, 1875 yılında İsviçrede doğmuştur ve analitik psikolojinin kurucusu olarak bilinmektedir. Psikoloji alanındaki en önemli düşünürlerdendir. Özellikle analitik psikolojinin temellerini atması ve rüya analizi hakkındaki kuramları ile tanınır. Freud’un öğrencisidir. Bu sebeple Freud’dan ilham almış ve bilinç, bilinçdışı, kolektif bilinç gibi kavramları çalışmış olmasına rağmen kendi araştırmalarını ve idealarını oluşturmuş bir düşünür.

Çocukluğu yalnız geçmiş Jung, kendisini içe dönük bir çocuk olarak tanımlamış. Babasının zayıf bir kişiliği olduğunu, annesinin ise dengesiz bir kişiliği olduğu bilinmekte. Psikoloji ve analitik ekolü dışında spiritüel ve enerji ile ilgilenen bir yanı da bulunmakta.

Günümüzde özellikle bireylerin kaygı düzeyi git gide artış gösteriyor. Jung ise kendi teorisinde bilinç ve bilinçdışı arasındaki iletişimin önemini belirtmiş ve dikkate alınmadığı takdirde kaygı düzeyinin toplumsal olarak artış göstereceğini tahmin etmiştir. Hem son yıllarda artan kaygı düzeyi, hem de spiritüelizme duyulmaya başlanan ekstra ilgi sebebiyle Carl Gustav Jung’a olan ilgi oldukça artmış vaziyette. Bu sebeple ben de bu yazıda Jung’ın psikoloji bilimine katkılarını ele alırken artı olarak da spiritüelizmdeki yeri ve rüya analizi teorisine değineceğim.

Jung ve Analitik Psikoloji

Carl Gustav Jung

Analitik psikoloji kuramının kurucusu ve öncüsü Carl Gustav Jung’dır. Ona göre analitik psikolojiyi diğer psikoloji kuramlarından ayıran şey, analitik psikolojinin karmaşık ve farklı olarak değerlendirilen süreçleri dahi ele almaktan ve çözümleme çabasından geri kalmıyor oluşu. Aynı zamanda metot açısından da diğer kuramlardan ayrılır. Deneysel bir yapısı yoktur. Laboratuvar yoktur. Deney uygulamada, laboratuvar ise insanın olduğu her yerde olabilir psikanalizde. İnsanın gündelik duyguları, neşesi, korkusu, melankolisi ile çalışılır. 

Ek olarak, bir psikanalistin en önemli deneği ise kendisidir, der Jung. Kendi analizini yapmayı başaramayan kişi psikanalist olmaya da uzakta durur. Psikologların da kendi analizlerinden geçmesinin önemini ısrarla vurgulayan ilk kuramcıdır. 

Freud, hastaların bilinçdışıyla yalnız kalması adına onları divana uzandırır, kendini olabildiğince soyutlardı. Hastalarını divana uzandıran Freud’a karşın, Jung hasta ile analistin aktarımının bölünmemesi adına hastalarını divana uzandırmamıştır. 

İnsan ruhunun temeli

Analitik psikolojiyi ekol haline getirip insan ruhunun temelini üçe ayırmıştır. Bunlar bilinç, bilinçdışı ve kolektif bilinçdışıdır.

Bilinç, dışarıya dönük tarafımızdır. Çevremizde olanları algılamak, insan ilişkilerimiz, kendimize dair bildiklerimizdir. Bireyin zihniyle ilgili doğrudan bildikleri bilinci oluşturur. Jung’a göre bilincimiz, erken yaşta başlayarak bilinçdışımızdan yavaş yavaş açığa çıkan kısmımızdır.

Bilinçdışı ise kişisel ve kolektif olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Jung bu ayrımı yaparak kendi akıl hocalarından ayrılmakta. Kişisel bilinçdışımızda bastırılmış duygularımız ve anılarımız, bilinç düzeyine henüz yükselmemiş içerikler bulunmaktadır. Zihnin kendini koruması gibi birçok sebepten dolayı bilinçdışına itilmiş tüm subliminal şeyler buradadır.

Son olarak kolektif bilinçdışı ise kişiye özgü değil kalıtım yoluyla aktarılmış ve bilinç düzeyinde gözlemlenemeyen tüm olguları kapsar. Bizlere atalarımızın deneyimlerinden miras kalmıştır. Jung kolektif bilinçdışını ‘’ben ötesi’’ olarak tanımlar. Kişisel bilinçdışının aksine bireylere özgü değil, evrenseldir. Masallar, dini hisler, birtakım korku ve kaygılarımız, düşlerimizdeki bazı genel imgeler kolektif bilinçdışımızın içeriğindedir. 

Jung ve Rüya Yorumları

Carl Gustav Jung kimdir

Rüyaların psikolojik analizi denince akıllara gelen iki isim vardır: Freud ve öğrencisi Jung. Jung’ın rüya yorumlarını ele aldığımızda genellikle din, mitoloji ve kültürel başka kavramları psikolojiye dahil ederek açıklamıştır. Rüyaların her bir parçasının anlamının olduğunu, geçmişteki yaşanmışlıklarımız ve deneyimlerimizin etkisiyle meydana gelen psişik bir olgu olduğunu ortaya koymuştur. 

Rüyaların yorumlanmasında içeriği ve sembolizm oldukça önemli. Analiz için tek bir rüyadan ziyade rüyaların genel çizgisi ve birbirleriyle bağlantıları olup olmaması dikkate alınmalıdır. Örneğin, birey daha önce gördüğü bir rüyanın devamını görmüş mü, aynı rüyayı tekrar tekrar mı görüyor, yoksa birbirinden apayrı rüyalarında bile kesişen sembolizm ve anlamlar var mı?

Jung rüya teorisinde kişisel bilinçdışı, kolektif bilinçdışı ve arketipler gibi kavramlar kullanmıştır. Kişisel bilinçdışı kişiye özgüdür. Bilinç seviyesine çıkamamış veya çıktığında savunma mekanizmalarınca bastırılmış duyguların rüyalarda kendini açığa çıkarmasıdır. Sembolizm şeklinde rüyalarımıza yansır. Kolektif bilinç ise atalarımızdan bize miras kalan, şahsi geçmişimizden bağımsız birikimlerdir. Evrimle ilişkilidir. Tüm uluslara dahil unsurlar barındırabilir.

Toplumsal ve kültürel durumların deneyimlenmese de bilinçdışına etki edebileceği düşüncesinden ortaya çıkmış bir kavram diyebiliriz. Arketip ise bilinçdışımıza ait olan imgelerdir. Doğum, ölüm, dost, düşman, anne, baba, kolye, silah, yaşlı, genç, nehir, okyanus… rüyalarımızdaki sembolizmin çıkış noktasıdır. Rüya analizanı arketiplere yeterince hakim olmazsa düşlerimizde ortaya çıkan mesajları doğru kavrayamayabilir. 

Jung rüyaları değerlendirme yanlısıdır. Bilinçdışımıza açılan bir kapı olarak görür ve getirdiği olumsuzlukların da olumlu semboller kadar önemli olduğunu vurgular. İdealarımızı, fantezilerimizi, tecrübelerimizi, travmalarımızı aktardığı kadar telepatik ve ilahi yönleri olduğuna da kişisel olarak inanmıştır. Din ile rüyalar arasındaki ilişkinin varlığına inanan Jung özellikle Yahudilerin rüya yorumlama stillerinden etkilenmiştir.

Jung Kavramlarından: Arketipler

Arketipler psikoloji literatürüne Carl Gustav Jung tarafından eklenmiştir. Ve Jung tarafından ortaya atılan belki de en komplike kavram diyebiliriz. Bu sebeple bir alt başlıkta detaylıca ele almak isterim.

Bizlere miras kalan arketiplerimiz, kalıtsal eğilimlerimizdir. Jung, bilinçdışımızda herkesçe ortak olan bazı imgeler olduğunu farketmiştir. Genellikle bunlar mitolojik ve dinseldir. Yinelenen bazı şekiller ve kalıplar halinde gözlemlenirler. Çünkü kişisel bilinçdışımızda biriken bireysel imgelerimiz dışında kolektif bilinçaltımızda bulunan genelleşmiş arketipler ruhu anlamada oldukça önemlidir.

Özellikle rüyaların yorumu adına hangi imgenin kişisel, hangisinin kolektif bir arketip olduğunun algılanabilmesi büyük önem taşır. Örneğin, yaşlı bilge bir adam. Bu bireyin yaşantısında kişisel bir anlam taşımasa da birçoğumuzun rüyalarında en azından bir kere gördüğü bir figürdür. Veya bir deniz yolculuğu, kahraman bir varlık… Bazı imgelerin kolektif bilinçten geldiğini idrak edip danışanın kişisel deneyimlerine uydurmak için boş çaba harcamamaya çalışmıştır Jung. 

Anima ve Animus

Anima ve animus Jung’ın kolektif bilinçdışı teorisindeki arketiplerin bir parçasıdır. Erkeğin bilinçdışındaki iç benliğindeki kadınsı arketip anima, kadının bilinçdışındaki iç benliğinin erkeksi arketipi ise animustur. Başka bir deyişle, cinsiyet arketipidir.

Kişi, cinsiyetine özgü değerlerini korumak için anima ve animusu gizler. Hatta bilinçdışının derinlerine saklar. Lakin bu karşı cinse özgü vasıflar rüyalarımızda ortaya çıkar. Örneğin, içindeki tanımadan kopmuş erkeklerin ekstrem kaba saba, animustan kopmuş kadınların ise yoğun duygusal çıkışları olabilir. Spiritüel bağlamda ise ruh eşimizin içimizdeki anima ve animusta karşılık bulduğu düşünülmekte. Ruhumuzu tamamlayacak diğer yarımızın aslında bilinçdışımızın derinliklerinde gömülü olduğu görüşü de Jung’ın anima ve animus kavramlarının öğretilerinden sayılabilir.

Değerlendirme

Jung’ın görüşlerini genellenerek değerlendirirsek, insanı anlamanın ve problemlerine temas edebilmenin ruhsal yapıyı anlamlandırmaktan geçtiğini savunmuştur. İnsanlar yıllarca ruhsal sorunları tehdit, saklanması gereken, ayıp ve çözümsüz olarak görmüşlerdir. Lakin Jung, insanlığın bireysel ve toplumsal sağlamlığı adına psikoloji alanında olmayan kişilerin dahi psikoloji ve ruh sağlığı ile ilgili temel bilgiye sahip olması gerektiğini de belirtmiştir. Kişi ruh ve ruh sağlığına dair ne kadar bilgiye sahipse hayatındaki diğer alanlarda da farkındalığı o kadar yüksek olacaktır.

Bireylerin ruhsal desteğe ihtiyacı gün geçtikçe artmakta. İnsanlar diğer insanları anlamak bir yana dursun, kendi ruhlarını çözümleyemez durumda. Ruhsal problemler kişi özelinden çıkartılarak toplumsal problemler olarak değerlendirilmeli ve evrenselleştirilmelidir. Jung da bireylerin ruh yapıları ve sorunları önemsenmedikçe evrensel sorunların artacağını zamanında öngörmüştür. Dolayısıyla günümüzdeki depresyon, anksiyete gibi hastalıkların oranlarına baktığımızda ise ne kadar yerinde bir öngörü olduğunu söylemek pek de zor değil.

Kaynakça

Jung, C. G. (2014). Analytical psychology. In An Introduction to Theories of Personality (pp. 53-81). Psychology Press.

Jung, C. G. (2011). Introduction to Jungian psychology: Notes of the seminar on analytical psychology given in 1925 (Vol. 3). Princeton University Press.

Jung, C. G. (2011). Memories, dreams, reflections. Vintage.

Çetin, Ö. (2010). Jung Psikolojisinde Rüya. Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi. 19 (2), 249- 269.

Fordham, F. (2015). Jung Psikolojisinin Ana Hatları, A. Yalçıner. (Çev.).9. Basım. İstanbul: Say Yayınları.

Beytur, T. (2018). Carl Gustav Jung’da Bilinçli Davranış ve İçgüdü (Master’s thesis, Kırklareli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü).

KAVUT, S. (2020). Carl Gustav Jung: Kavramları, Kuramları ve Düşünce Yapısı Üzerine Bir İnceleme Carl Gustav Jung: A Study on His Concepts, Theories and Philosophy. Uluslararası Kültürel ve Sosyal Araştırmalar Dergisi (UKSAD), 6(2), 681-695.

Çetin, Ö. (2010). Jung psikolojisinde rüya. Uludağ Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dergisi, 19(2), 249-269.

Tekgül, I. K. (2020). Tunceli masallarına arketipsel sembolik bir yaklaşım (Doctoral dissertation).

ERDOĞAN, M. (2020). Dede Korkut Hikâyeleri’nin Jung’un Arketipler ve Psikolojik Tipler Kuramı Bağlamında İncelenmesi(Doctoral dissertation, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Sosyal Bilimleri Enstitüsü).

Ünal, A., & Demirkol, Ş. (2022). Spiritüel Turizmin Mental Rahatlama ve Manevi Rekreasyon Etkisi Üzerine Bir İnceleme. International Social Sciences Studies Journal.

Psk. İrem Erdoğan

Merhaba, ben Psikolog İrem Erdoğan. 22 yaşındayım. Kendimi bildim bileli psikoloji alanına duyduğum ilgi sonucu, T.C. Maltepe Üniversitesi’nde Psikoloji (İngilizce) Lisans eğitimi aldım. Onur derecesiyle mezun oldum. Bu dönem içerisinde Bilişsel Davranışçı Terapi, Cinsel Terapi başta olmak üzere birçok eğitim aldım. Şu an ise Okan Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji üzerine yüksek lisans yapmaktayım

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.