Wednesday: Gotik Dertleri

1492 kere okundu
20 dakikada okunabilir

Wednesday vizyona girdiği hafta itibariyle izlenme oranı Netflix’in çok izlenen Stranger Things dizisini geçti. Başarılı bir çıkış yapan ve izleyicinin beğenisini kısa sürede kazanan dizi gotik fantastik korku ve amatör dedektiflik temaları taşıyor.

Gotik tür deyince hemen önümüze almamız gereken ilk unsur merak oluyor. Bilinenin aksine korku değil. Bu anlamda gotik tür çoğu zaman yanlış anlaşılıyor. Çünkü gotik türü sadece korku türüyle sınırlanmıyor. Gotik bilim kurguya örnek Frankenstein eseri iken gotik drama eserleri ile Jane Eyre öne çıkıyor. Uğultulu Tepeler de gotik romantizme örnek veriliyor.

Son dönem gotik korku komedisi sineması içinde Wednesday‘i koyabiliriz. Peki gotik tür tam olarak nedir? Kökleri nereye dayanır? Wednesday‘i gotik yapan tanımın içinde neler vardır? Gelin bu yazıda bu spekülatif türe dokunalım. Ardından Netflix’in yeni gözdesi Wednesday dizisinin detaylı incelemesine gelelim.

Gotik Olmak veya Olmamak

Wednesday

Gotik tür, edebiyattan sanata, sinemadan mimariye çeşitli alanlarda kendini gösterir. Ama başı mimari çeker. Gotik türün doğuşu ilk mimarı ile olur. Orta Çağ’da tanrının heybetini yapılar üzerinde gösterme akımı başlar. Çünkü antik yapıların, Babil olsun, Piramitler olsun tanrının büyüklüğünü gözler önüne sermek için yapıldıklarına inanılır.

Orta Çağ’da da bu fikrin peşinden gösterişli yapılar Avrupa’yı sarar. Bu yapılar gösterişli olduğu kadar korkunçlardır. İşte gotik türün doğuşu tam da bu fikir olacaktır: Korkunç, heybetli ve karanlık yapılar. Bu tür, edebiyat ve diğer dallarda kendini hissettirince mekânsal bir belirteç ortaya çıkmış olur. Yani gotik tür üzerine yapacağınız ilk hamle mekânsal olarak kötü ve heybetli bir yapıyı merkeze almak olmalıdır.

Yazımızın başında gotik türde, merak unsuru olmazsa olmaz demiştik. İşte bu türe uğursuz bir mekan seçtiyseniz yanına derhal gizemi de koymanız gerekmektedir. Bu gizemin karanlık bir arka planı olmalıdır. Bu planda hayaletler, katiller, hesabı kesilmemiş hikâyeler yer almalıdır. Gizem bu plandan beslenir.

Gotik türde başkarakterimiz sistemden rahatsızdır. Eleştirel bakış açısını korurken kişilik gelişimi adına yoluna devam etmelidir. Zaten bu çatı her türlü hikâyenin olmazsa olmazıdır. Karakter yol almalı, kendini keşfetmeli ve bu yolu boşuna gitmediğini izleyici veya okuyucuya göstermelidir. Tabii gotik tür içinde karakter bunu yaparken karanlık yollardan geçmeli ve okuyucuya gerilimi hissettirmelidir.

Gotik edebiyat türünde en bilinen isimler: Edgar Alan Poe, Stephan King, Jane Austen, Arthur Conan Doyle, Ray Bradbury, Charles Dickens, Howard Philips Lovecraft, Oscar Wilde, Bram Stoker, Mary Shelley olarak sayılabilir.

Wednesday ve Dertleri

Gotik türü birkaç maddeye sığdırmak istersek hızlıca aşağıdaki listeyi yapabiliriz:

  • Kötücül mekan
  • Kötücül gizem
  • Kötücül karakter
  • Kötücül süreç

Gotik bu kötülüğü sıklıkla vurgular. Ama bu türün dibinde bir yerde zekice bir çıkarım yatar. Çünkü karakter eleştirel bakar. Sorular sorar. Nihayetinde zekice çıkışlar, türün tasvirinin içinde kalır.

Tüm bu gotik anlatısından sonra Wednesday Adams karakterine bakalım.

Wednesday Addams Tarihi

wednesday
Eski bir İngiliz ninnisi

Wednesday Addams, Amerikalı çizgi romancı Charles Addams ‘ın 1938 senesinde yarattığı kurgusal bir karakterdir. Hatta isim, eski bir İngiliz tekerlemesinden gelir. Bu tekerlemede, günlere göre çocuklara verilen isimlerin, çocuklara etkisinden bahsedilir. Çarşamba günü doğan çocukların dertli olduğunu yazar tekerleme. İşte Wednesday ismi de kıza bol bol dert ve kasvet getirir.

1964 senesinde ilk kez dizisi yapılan eser, o vakitler siyah beyazdır. Bu da gotik türdeki esere çok yakışır. Başrolde Lisa Loring vardır. Yeteneği ve enerjisi ile öne çıkar bu küçük kasvetli kız. Özellikle güzel oyunculuğu ve bir bölümde yaptığı 60’lar dansı ile rolünün altından başarıyla kalkar. Sonrasında 1973’de eserin animasyon serisi yapılır. Fakat bu animasyonda Wednesday pembeler içindedir. Addams Ailesinin ruhunu karşılamayan bu yapıma bazı doğaüstü varlıklar da eklenmiştir.

Daha sonra 1977 senesinde televizyon dizisi haline getirilen eserde Lisa Loring 18 yaşına Wednesday’ı bir kere daha oynar. 1991 senesine geldiğimizde eser beyaz perdeye taşınır ve bu sefer Wednesday’i 10 yaşındaki Christina Ricci canlandırır.

Sonrasında Hollywood kariyerinde yol alan oyuncu, yeteneği ile spekülatif türlerin aranan yıldızı olur. 1992 ve 1998 senelerinde de eserin uyarlamaları animasyon ve dizi şeklinde yayına sokulsa da beklenen ilgiyi görmez. 2009 senesinde Broadway müzikali olarak beğeniye sunulan yapım ve iki sene boyunca uluslararası sahnede kalır.

Wednesday Tarihi

Sonrasında Youtube Ünlüsü Melissa Hunter 2015 senesinde yetişkin Wednesday hakkında yaptığı film serisi karakter açısından başka bakış açıları sunar. 2019 senesinde MGM tarafından animasyonu yeniden çekilen eser yoğun ilgi görür. Sonunda 2022, yani bu sene Netflix’te vizyona giren Wednesday dizisi ile karakter yeniden can bulur. Şimdi gözler, 20 yaşındaki Jenna Ortega’da.

Netflix Dizisi Wednesday

wednesday
Addams Ailesi

Wednesday dizisinin yönetmenliğini Tim Burton yaparken yaratıcı ekibinde Alfred Gough ve Miles Millar yer aldı. Korku komedisi ve amatör dedektiflik temalarıyla anılan dizi, vizyona girmesiyle izlenme listelerde yükseldi ve başarısını gözler önüne serdi. Dizinin oyuncu kadrosu şu şekilde:

  • Jenna Ortega (Wednesday Addams),
  • Gwendoline Christie (Okul Müdürü Larissa Weems),
  • Morticia Addams (Catherine Zeta Jones)
  • Gomez Addams (Luis Guzman)
  • Pugsley Addams (Isaac Ordenez)
  • Jamie McShane (Şerif Galpin),
  • Percy Hynes White (Xavier Thorpe),
  • Hunter Doohan (Tyler Galpin),
  • Emma Myers (Enid Sinclair),
  • Joy Sunday (Bianca Barclay),
  • Naomi J Ogawa (Yoko Tanaka),
  • Moosa Mostafa (Eugene Ottinger),
  • Georgie Farmer (Ajax Petropolus),
  • Riki Lindhome (Dr. Valerie Kinbott)
  • Christina Ricci (Marilyn Thornhill)

Aralarında Game of Thrones ve Sandman‘dan tanıdığımız Gwendoline Christie, Catrine Zeta Jones ve eski “Wednesday” Christina Ricci’nin yer aldığı yapım, başarılı oyunculuklarla öne çıkıyor.

Dizinin dertler üzerine konumlanması bölüm isimleriyle kendini gösteriyor:

  • 1. Çarşamba Günü Doğanlar Dertli Olurlar
  • 2. Dert En Yalnız Sayıdır
  • 3. Dost mu, Dert mi?
  • 4. Ne Dertli Bir Gece!
  • 5. Neye Dertlenirsen Onu Biçersin
  • 6. İyiliğe Karşı Dert
  • 7. Henüz Bana Dertlenmediysen
  • 8. Dert Sürüsü

Dizinin Konusu

Addams Ailesi’nin kızının hikâyesini konu alan dizi, ergenliğe giren 16 yaşındaki Wednesday’in normal okullarda tutunamaması konusu ile başlıyor. Okul üstüne okul değiştiren karakter, sonunda anne babasının tanışıp aşık olduğu okul olan Nevermore Akademi’ye geliyor. Halinden daima mutsuz ve her gün başka dert arayan Wednesday her ne kadar bu okula da ön yargılı olsa da zamanla çözülüyor ve okulda kendine göre yapacak bir şeyler buluyor.

Nevermore Akademi, bir ucubeler okulu. Bu okulda çeşitli gruplar var ve herkes yetenekleri doğrultusunda eğitim görüyor. Bu okuldaki gruplar şu şekilde:

  • Dişliler
  • Tüylüler
  • Taş Kafalar
  • Pullular

Dişlileri vampirler, tüylüleri kurtlar, taş kafaları gorgonlar ve pulluları ise sirenler temsil ediyor. Okulun gözde kızı ise sirenlerden Bianca. Bianca tam da yükselen trendlere uygun olarak siyahi, model ölçülerinde olmayan ama havalı bir kız.

Tim Burton’un trendleri ele alış şekline bakarsak feminist, aktivist ve beden olumlama gibi konular göz önüne alınıyor. Ama Wednesday’in her daim çağını aşan fikirlerinin olduğu ve sürekli sisteme bir karşı gelen aktivist ruhunu taşıdığını da bilmek gerekiyor.

Wednesday ve Gizem

Karakterin çözmeye çalıştığı bir gizem var. Bu gizem, okulun çevresinde olan cinayetler hakkında. Gotik türüne ait bir parametre olarak gizem, dizinin hemen hemen her bölümünde kendini hissettiriyor. Gotik türe ait diğer parametre Nevermore Akademi okul binası oluyor. Ürkütücü temalar taşıyan bu yapı, tam anlamıyla olmasa da neredeyse gotik bir mimari örneği.

Wendesday’in oda arkadaşı ise rengarenk tarzıyla onun tam zıddı. Hiç kimseyi umursamayan Wednesday, onu olduğu gibi kabul eden bu oda arkadaşıyla ilişki geliştiriyor. Karakterin gelişimini keyifle izlediğimiz bu sekanslarda bir yanda umursamaz tavırları ve öne çıkan yetenekleriyle Wednesday; diğer yandan okulun havalı kızı, her istediğini elde edebilen Bianca’nın çekişmesini izliyoruz.

Bianca’nın her istediğini elde edebilmesinin siren özelliklerini taşımasıyla ilgisi var mı, izleyip görüyoruz. Sonrasında bu çekişme bile bir dayanışmaya dönüşüyor ve ortada sallanan gizem için herkes işbirliği yapıyor.

Wednesday’in izlemeyi en sevdiğim kısmı, karakterin umulmadık zamanlarda ortaya çıkan bilgisi ve yeteneği idi. Nitekim karakterimiz, içi boş şekilde kasvet yaratıp okula zarar veren bir öğrenci değil asla. Aksine enstrüman çalmada, eskrimde, edebiyatta, hatta gizem çözerken dedektiflikte gayet başarılı.

Günün sonunda 16 yaşında roman yazmak için günlük daktilo başı mesaisine uyan disiplinli bir genç kız var karşımızda. Tam bir entelektüel! Hatta girdiği ortamlarda yarattığı kasvetin altı o kadar dolu ki, iğneleyici konuşmalarında bile hep bir alt metin okuyabiliyoruz. Bu da onun ince zekasını gözler önüne seriyor.

Dizi Hakkında

Çarşamba günü doğanların dertli olmasının dışında Wednesday’in, dizi ilerledikçe başarılı, duygusal ve empatik bir karakter olduğunu görüyoruz. Yani o da tüm insanlar gibi sevdiği için endişeleniyor, sevdiği arkadaşı odayı terk ettiğinde dertleniyor ve birisinden hoşlanıp onu öpebiliyor.

Hatta ucubeler okulunda okuyan her öğrenci, ait olduğu ucubelik kategorisinde kendini geliştirirken bir yandan normal gençler gibi birbirine sahip çıkıp yeri gelince rekabete giriyorlar ve nihayetinde okul balosunda birlikte eğleniyorlar.

Okul balosu demişken, Wednesday’in ikonik dans performansı şimdiye dek gelmiş geçmiş Wednesday uyarlamaları arasından oldukça orijinal olmasıyla sıyrılıyor. Jenna Ortega’nın koreografisini kendisinin yaptığı bu dansın figürleri, adeta bir ucubenin dans etmesinin vücut bulmuş hali.

Dans ederken bazen bir ceset dans ediyor, bazen bir vampir bazen de bir kurt. Bu açıdan oyuncunun Wednesday’i çok iyi anlayıp yorumladığını ve yaratıcılığının oyunculuğunu zenginleştirdiğini söyleyebiliriz.

Bu arada kostümleri övmek yersiz olmaz. Yeri gelmişken Wednesday’in dans ettiği elbisesinin örümcek ağları gibi uçuşan fırfır detayları ile tam bir gotik dansçı performansı sunuyor bize. Nevermore akademisindeki ucube öğrencilerin giydiği çizgili üniformaların bana Beetlejuice karakterinin çizgili takımını hatırlattığını söylemek isterim.

Bunun yanında Wednesday’in siyah beyaz takıntısını ciddiye alan okul yönetimi ona özel üniforma yaptırması akla yatkın olmasa da bu stil, “siz hepiniz, ben tek” kasvetine birebir uyumlu bir tablo çiziyor.

Sona Doğru

Wednesday
Nevermore Akademi Öğrencileri

İnce zekasıyla dedektifliğe soyunan Wednesday, vakayı çözmeye çalışırken kendi aile sırlarına ve okulun kapatmaya çalıştığı gizeme ulaşıyor. Bu yolda öngörü yeteneğine başvuran karakter, geri dönen ölüler, intikam almaya yeminli kinci kişiler, Hyde diye adlandırılan canavarlar derken büyüyor.

Duygusal olarak da beslendiği bir dönem geçiren karakterin doğası haline gelen kasvetinin kimseye bir zararı yok hatta gerçekleri ortaya çıkarmak adına faydalı bile oluyor bu duruşu. Hatta dizinin sonunda, arkadaşlık kuran, insanlarla birlikte hareket etmeyi öğrenen ve ailesini anlayan olgun bir Wednesday var artık. Yani kötü kalpli değil, kara kalpli bir kız Wednesday. Durduk yere insanlara kötülük yapmıyor, aksine kendisini kendini çevresine sevdiriyor.

Sistemi eleştiren, yeri gelince taşı gediğine koyan karakterimiz, aslında uyarlamalara baktığımızda hep böyleydi. Sadece 2022 senesinde kabul edilen emo kızı tiplemesine dönem itibariyle, tam oturdu. Karakter hakkında tek eleştirim, ilerleyen sezonlarda Wednesday yorumunun bir adım öteye taşınması gerekliliği olabilir.

Çünkü 2022 senesinde zeki, entelektüel ve kendine has bu genç kızın aynı zamanda aktivist ve çok yönlü olması, çağının kız profile tam oturuyor. Ama yaratıldığı zamandan beri neredeyse 90 yıllık sürece baktığımızda belki de artık Wednesday’ın bu çağı da aşan şeyler söyleme zamanı geldi de geçiyor bile. Tim Burton, şaşırt bizi!

E. Nihan Acar

Multi-disiplinli bir alanda akademik arayışını sürdüren bir fenci- sosyolog olarak, peri masallarına ve bilime aynı anda inanan bir edebiyat hayranıyım. Fantastik ve bilim kurguya bayılırım. Üretkenliğimi sınadığım görsel tasarım, müzik ve sahne sanatlarından sonra edebiyat kıtasında arayışıma devam ediyorum. Kendimi bildim bileli okuyor ve yazıyorum. Online ve yazılı edebiyat platformlarında yayınlanmış kitap analizleri, inceleme ve öykülerim mevcut.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.