Egon Schiele: Türkler için Sanatsal Aktivizm Rehberi!

694 kere okundu
18 dakikada okunabilir
Egon Schiele

Egon Schiele hakkında detaylı ve oldukça keyif alacağınızı düşündüğümüz bir inceleme sizleri bekliyor!

E.Schiele’yi incelediğim bu yazıda bilgi eksikliğine, sanatın hangi para birimine ait olduğuna ve sınıflara giriyoruz. Egon Schiele’yi öpmeden ayrılmayacağımız bu yazı ile size biraz içimi dökeceğim.

Uyarı: İlk bölüm yazarın hayal kırıklığını içermektedir.

Egon Schiele hakkında yazmaya karar verdiğimde çok heyecanlıydım. Bilmediğim şeyler ile karşılaşacağımı, kaybolmuş bilgileri hatırlayacağımı düşünüyordum…Gerçekler hiç düşündüğüm gibi olmadı. Günlerce hakkında yazılan her yazıyı okudum, videoyu izledim ve podcast’i dinledim. Bütün bunların sonucunda elimde ne var? Kocaman bir kopya.

Her kaynak aynı bilgileri önümüze sermeye çalışmış. Üzerine düşünülmeden, üç beş cümle değiştirerek hazırlanmış yazılar ile karşılaşmak ciddi anlamda moralimi bozmaya yetti. Lisede hazırladığımız kitap özeti ödevleri gibiydi karşılaştığım sonuç. Herkes birbirinden almış ve bazıları adını değiştirmeyi bile unutmuş. Sanatçıya ne büyük hakaret!

Bilgi üretimi konusunda bu kadar eksik kalmamız hiç hoşuma gitmiyor. Alelade konular hakkında onlarca yazı ile karşılaşırken nasıl oluyor da önemli konuları her seferinde gözden kaçırabiliyoruz? Sürekli bir formülle, bir matematik ile hareket etmek cidden yormuyor mu? Kalıplara sığmıyoruz derken kalıpları belki de kendimizden daha büyük yapıyoruzdur. Sığmıyoruz ama hala bir kalıbın içerisindeyiz. Hala bir şeylere erişemiyoruz, üretemiyoruz, sınırları kaldıramıyoruz. En kötüsü ise bütün bunlara rağmen çıkıp üretme şansımız olduğunda, bu meselelerden hiç yakınmamışız gibi davranıp hemen geri adım atıyoruz.

Egon Schiele kimdir? 1890’da Avusturya’da doğmuş bir ressamdır. Egon Schiele kaç yaşında ölmüştür? 28 yaşında. Egon Schiele hangi sanat akımında üretmiştir? Dışavurumculuk. Aaaaaah! Kocaman bir çığlık atarak bilgisayarımı kapattım. Sürekli hap bilgilerle ve aradığımız asıl bilginin en yavan haliyle karşılaşmamızın iki nedeni var:

  1. Tüketim alışkanlıklarımız
  2. Eğitim sistemimiz

Kendimizi sürekli sınava hazırlarmışçasına yaşıyoruz. En önemli yerlerin altını; çok daha önemli olan konuların ise üstünü fosforlu kalemler ile çiziyoruz. Sonra da buna öğrenmek -ve hatta daha da mahvederek- üretmek diyoruz.

Hayır, Orta Yaş Değil!

Hazır hayal kırıklığıyla başlamışken biraz daha bu sularda yüzeyim. Egon Schiele, beden bozumunu en başarılı şekilde gerçekleştiren sanatçılardan biri. Titreyen eller ile çizilmiş gibi duran vücut hatları, öylesine yan yana getirilmiş gibi duran renkleri ve anlaşılmak istenen bakışları ile kendi yolunu çizen bir sanatçı.

Egon Schiele hakkında bir arkadaşımla sohbet ederken sanatçının 28 yaşında hayatını kaybettiğini söylediğimde ilk tepkisi şaşırmak oldu. O kadar çok çalışması var ki birçok insan Egon’un 60’lı yaşlarda ölmüş olabileceğine inanıyor. Çocuk yaşlarda üretime başlaması ve her zaman üretim yapabilecek alanı kendisine yaratması, eser sayısının artmasını sağlayan önemli iki etken. Bu da bize genç yaşta üreten ve değer kazanan sanatçıların, piyasadaki konumu ile ilgili konuşabilmemiz için yeterli alanı sağlıyor.

Piyasanın dinozorlara kaldığı bu dönemde, sanatın yaşça büyük olan insanlara ait olduğu inancını, gökten ilk kim indirdi? Müzelerin sadece “kıdemli” sanatçılara ait olduğu ve gençlerin içeriye sadece “izleyici” olarak girebileceğine kim karar verdi? Daha da önemlisi biz bu orta yaş dinine nasıl körü körüne inandık?

Egon Schiele’yi bir sanatçı olarak görebiliriz ama bazı gerçekleri kabul etme şartıyla. Egon’un hayatını irdelendiğimde çok başka bakış açıları sunduğu için kendisini sadece resim yapan öylesine biri gibi ele alamayacağım. Genç yaşta üretim yapması ve kendi döneminde birçok sanatçının erişemeyeceği noktalara yükselmesi bize çok şey anlatıyor. Günümüzde sürekli tartıştığımız, gencin bir gelecek olmaması gencin şu an var olması meselesini hatırlatıyor Egon’un kariyeri.

Genç ve gençlik meselesi için uygun tartışma ortamını hazırlarken, sınıf ayrımı konusuna da değinilebiliyor. Sanatın kim için olduğu ve hangi para birimiyle üretildiğine de Egon Schiele incelemesi yaparak girmek mümkün. Bir diğer tartışma konusuysa sanatçının bazen ensest ilişkilerle bazense tacizle suçlanması. Bu suçlamaların düşürülmesi ya da geçerliliğini koruması ayrı bir gündem. Ama taciz ile suçlanan bir insanın üretimine en popüler yerden devam etmesine izin verilmesi de ayrı bir konu. Ahlaki sınırları belirsiz bir noktaya getiren Schiele kafaları feci şekilde karıştırıyor.

Sanatta Sınır Bozumu

Tartışmak istediğim bazı konular var. Bunlardan biri de sanatçının karakterinin, eseri üzerinde ne kadar söz hakkı olduğu. Egon Schiele etik meselesini tartışmaya açıyor ve yeniden insanların ahlakın ne olduğunu tartışmasını istiyor. Ya da Egon’un böyle bir şey umrunda değil ve ben sizi bu havuza itiyorum. Yukarıda da bahsettiğim gibi; Egon Schiele’yi tablo yapan, dışavurum temelli resim üreten biri olarak ele almamız bazı şeyleri gözden kaçırmamıza neden olur.

Kendisini anlamak istiyorsanız yapmanız gereken çok bir şey yok. Bu nedenle formülü bilmeniz yeterli ve bu çoğu sanatçı için geçerli. Bir akım dahilinde üretim yapan sanatçıları yorumlamak için akımı tanımak lazım. Akım hakkında bilgi edindiğinizdeyse üzerine eserin üretildiği döneme dair birkaç yorum ekleyerek havalı görünebilirsiniz. Her şeyin formüle döküldüğü bir çağda, sanatı anlamak da artık zor olmamalı. Bu söylediğim açıkça formüle edilebilen eserler için geçerli. Aynı şeyi soyut çalışmalar için söylemem imkansız ama biraz zaman verirseniz onun da tekniğini açıklarım. Sanatçıların iç yüzünü ortaya çıkarmak istemem. Fakat arkadaşlar, çoğu üretim o kadar da romantik ortamda gerçekleşmiyor. Bu sırlar ile dolu, gizemli, bilinmez sanat üretim metaforunu desteklerken kimlerin ceplerini doldurduğunuzu bir bilseniz…

Belki de artık bilmelisiniz. Sanatın kime hizmet ettiğini ve kimin cebinin dolduğunu öğrendiğinizde romantize edilen çalışmaların birer hiç olduğunu fark edeceksiniz. Kalp kırmayı ya da akademiyi savunan insanları karşıma almayı istemem ama dünyanın sırrını elinde tutuyormuş gibi davranmaktan vazgeçmesi gereken üreticiler, müzeler ve yöneticiler var.

Burada biraz hız kesip tekrar Egon Schiele’ye döneceğim ve sanatın akıl almaz (!) üretim halini deşmeye diğer yazılarımda da devam edeceğim. Şu ana kadar birçok meseleden bahsettim. Bunların en önemlisi genç temsili etrafında ekonomiye, eğitime ve deneyime aynı anda değinebilmemiz. Egon Schiele dışavurum zemininde yüzlerce eser üretirken en iyi hamlesini karşımıza kavramları çıkararak yapıyor.

Egon Schiele’den Aktivizm Tarifi!

Egon Schiele
Young Mother – The Family

Size bazı sorgu, tartışma ve kaçış kapıları bırakacağım. Günümüzde hala inanılmaz bir şekilde tartışma konusu olan annelik – emzirme – meme ve seks dörtlüsü muazzam kavramları içeriyor. Kadının her yerde emzirmemesini söyleyen yozlaşmış zihinler üstüne bir tartışma yürütmek istediğinizde Egon’un 1918 yılında hazırladığı The Family tablosunu ya da 1914 tarihli Young Mother’ı kullanın. Tabloyu hangi kitleye karşı kullanacağınıza dikkat edin. Doğrudan geri döndürülemez şekilde yozlaşmış biri ile iletişime geçerseniz önerebileceğim tek şey tabloyu kişinin üstüne atıp kaçmanız. O zaten kendini bir karadeliğe bırakacak ve ardından siz bir şey demeden kendini yok edecektir.

Egon Schiele
Two Girls Lying Entwined

LGBTİ+ bireylere ve örgütlenmelere karşı bir tartışmaya girmek istediğinizde Egon Schiele’nin 1915 tarihli Two Girls Lying Entwined resmini kullanabilirsiniz. “Ne demek kadınlar, kadınlarla, cinsel, birlikteliğe, nasıl, yani…”Karşınızdakine fırlatabileceğiniz muazzam bir eser daha.

egon schiele
The Embrace

Sokakta sarılan, öpüşen, sevgisini birbirine gösterme cesareti gösterenlere laf atanlar ile mı karşılaştınız? Egon Schiele burada da imdadınıza yetişiyor! 1917 tarihli The Embrace ile yozlaşmış zihnin hedefini kolayca şaşırtabilirsiniz. O ne olduğunu bile anlamadığı The Embrace’ye yönelirken siz arkada öpüşmeye devam edebileceksiniz.

nude with red garters egon
Nudewith Red Garters

Kadın bedeninden korkanlara Nudewith Red Garters; G noktasını bulmakta zorlanan misyonerlere Black Haired Girl with High Skirt; eğlenen kadınları görünce yadsıyanlara Three Girls; saf ilişkilere kafa tutanlara Friendship; erkeklerin her zaman güçlü görünmesi gerektiğine inanlara Man Bencind Down Deeply’i tavsiye ediyorum.

Sanata Yeni Sorumluluklar Yüklemek

Egon Schiele nereden bilebilirdi ki tablolarının Türkiye’de yeni anlamlar kazanacağını ve savunuculuk için kullanılabileceğini? Tüm yazı boyunca size garip bir yol haritası çıkardım. Kafanız kavramlar arası bağı kurmaya çalışırken karışmış olabilir. Ekonomiden bahsederken ensest ilişkilerden nasıl bahsettiğimi ya da üretim merkezlerini eleştirirken aktivizme nasıl geldiğimizi anlamamış olabilirsiniz. Yaşarken de tüm kavramların nasıl ortak bir paydada birleştiğini anlamamız çoğu zaman gerçekten zor oluyor.

Yeni bakış açıları kazandırırken biraz eğlenebilmenizi sağladıysam çok sevineceğim. Bir üst başlığı yazarken ben biraz eğlendim. İnsanın kendi esprisine gülmesi gibi bir durumdu… İzahı zor! Söylemek istediğim şey aslında çok basit. Diğer yazılarda da bolca değindiğim gibi görmek bize kalmış bir mesele. Egon Schiele üretim yaparken 110 yıl sonra Türkiye’de bu şekilde yorumlanacağını bilemezdi. Aktivizm, harekete geçmenin habercisi olduğu kadar harekette kalmanın da önemini belirtir. Harekette kalmayı ve ivme kazanmayı geleneksel yöntemler ile yapamıyorsak kendimize yeni bakış açıları kazandırabiliriz.

Egon için yazmaya başladığımda çok mutsuz olacağımı düşünmüştüm. Hayal kırıklığı ile başlayan araştırma sürecimin Türkler için sanatsal aktivizm rehberine dönüşeceği hiç aklıma gelmemişti. Egon Schiele!!! (Kendimi tutamayıp aniden attığım bir çığlık gibi düşünün bunu).

Yazdığım her sanatçı ile oturup konuşamamak ve Egon Schiele’nin hayatının tek bir çeyrekten ibaret olması beni üzüyor. Bütün saçma fikirlerimi üstlerine boca etmek istiyorum. Bildiğimiz kadarıyla da tarihte bir yolculuğa çıkamayacağım için burada size yazmaya devam edeceğim. Yazının bu kısmını da okuduktan -ya da 2 dakika Twitter gündemi, 5 dakika kadar da ana haberleri izledikten- hemen sonra Egon Schiele tablolarını açın. Eminim sanatsal aktivizme sizin de eklemeleriniz olacaktır.

Sevgilerimle.



Nurşen Uyar

Merhaba! Ben Nurşen. Anadolu Üniversitesi Sanat Tarihi bölümünden mezun oldum. 2017 yılında Eskişehir’de kurucu üyesi olduğum Toy Gençlik Derneğinde genç ve doğa odaklı çalışmalarda yer aldım. Şimdiyse KızBaşına Sanat Galerisi ile sanatçı kadınları desteklemek ve görünür kılmak için alan açmaya ve hikayelerine ortak olmaya çalışıyoruz. Bunun yanı sıra sanatın farklı başlıklarında eğitimler veriyor ve 5 yıldır içerik yazarlığı yapıyorum. Kurcalamayı en sevdiğim konuysa sanat üretim mekanlarının dijitalleşme çalışmaları ve tabii ki genç sanatçıların görünürlüğü.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.